8 Ekim 2017 Pazar

Türkler ve Çinliler

T’u-küe’lerin A-şi-na soyu muhtemelen eskiçağdaki Hiung-nu’nun bir kuzey boyuydu. Kin-şan (Altay) Dağı’nın güney yamacında yaşıyorlardı ve Juan-juanlar’ın yönetimi altındaydılar. Soyları çoğaldı, T’u-men (Bumin) yönetiminde sonunda güçlendiler ve (T’u-men) K’o-han (=kağan) unvanını aldı; (Hiung-nular’daki) Şan-yü’ye denk gelen (bir unvan); eşinin (unvanı) K’o-tun (=hatun) idi. 

(T’u-küe’ler’in) ülkesinin üç tarafı denizdi; güneyde büyük çöle kadar uzanıyordu. Ayrı bir güruhta birliklere komutanlık yapana Şê (=şad) deniliyordu; (kağanın) oğulları ve kardeşlerine T’ê-lê (=Tegin) adı veriliyordu; en yüksek rütbeli komutanlar Ye-hu (=Yabgu), K’ü-lü-ç’o, A-po, Sse-li-fa, T’u-t’un (=Tudun), Ssekin, Yen-hung-ta, Hie-li-fa ve Ta-yü diye adlandırılıyordu; toplamda 28 sınıf vardı, tüm makam unvanları babadan oğula geçiyordu ve sayıları sınırlanmamıştı. Muhafız alayının subaylarına Fu-li (=böri = kurt) deniliyordu. 

Kağan, sarayını Tu-kin-şan dağının yanına kurdu. Çadır payitahtının girişinde altından kurt başı olan (bir) sancak dikildi. (Kağan) yüzü doğuya bakarak oturmayı yeğlerdi.


LIU MAU TSAI; ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE DOĞU TÜRKLERİ, 2011. Selenge Yayınları. SS.254-255



T’U-KÜE VE ÇİN 

I. Diplomatik İlişkiler 

1. D ı ş  P o l i t i k a 513 

6. ile 8. yüzyıllar arasındaki Çin sülalelerinin tarihi ve T’u-küe’lerle olan ilişkileri incelendiğinde dış politikalarının tümüyle T’u-küe’lere yönelik olduğu görülüyor. Girişimlerinde toprak kazanmaktan çok ganimet elde etmeyi amaçlayan T’u-küe’lerin tutumu yalnızca Çin iç politikasına sürekli bir etkide bulunmakla kalmıyor, sülalelerin varlığını bile tehdit ediyordu. İmparatorluk ordusu onları tamamen boyunduruk altına alacak durumda değildi. Bu nedenle Çin politikası T’u-küe’lerin artık Çin bölgesine saldırılarda bulunmamaları için nasıl yatıştırılacağı üzerine yoğunlaşıyordu! 

Bu yatıştırma politikası iyilik ve zaaf (jen-jo) politikası olarak adlandırılıyordu. T’ang imparatoru T’ai-tsung 642 yılında Çin politikasını şöyle tanımladı: “Sie-yen-t’olara (T’u-küe’lerin yerine geçici olarak güç kazandılar) karşı bizim için yalnızca iki olasılık var: Onları silah gücüyle yok edemiyorsak, onları evlilik politikasıyla yatıştırmaktan başka bir seçenek kalmıyor!”1898 

Bu sözler Çin’in T’u-küe’lere karşı yürüttüğü politika için de geçerli. Çin’in zaafının farkında olan T’u-küe’ler kendi yolları seçti. Devlet adamı Tun-yü-ku politikalarını özetle ve açık biçimde şu sözlerle tanımladı: “Güçlüysek yağmalamaya gideriz; zayıfladığımızda dağlara ve ovalara kaçarız!” 1899 

LIU MAU TSAI; ÇİN KAYNAKLARINA GÖRE DOĞU TÜRKLERİ, 2011. Selenge Yayınları. ss.522

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme