16 Ekim 2019 Çarşamba

Erhan Aydın, Türklerin Bige Atası TONYUKUK

Tonyukuk

Türklerin Bilge Atası
Erhan Aydın
Tonyukuk

























Bilge Tonyukuk ve Yazıtı...
Gerçeğe en yakın bilgilerle Tonyukuk kimdi? Unvanları ve görevleri nelerdi? Yazıtında neler anlatmaktaydı? Tarih boyunca Tonyukuk ve yazıtı ile ilgili hangi çalışmalar yapıldı?
Türk adının ilk kez geçtiği Türk runik harfli metinler içerisinde, üzerinde en çok konuşulmuş olanı kuşkusuz Tonyukuk yazıtıdır. Bizzat Tonyukuk’un zihninden ve dilinden çıkan bu yazıt, hem tarihî olaylara teferruatıyla yer vermesi hem de Türk diline ve kültürüne yaptığı katkılar neticesinde oldukça önemli bir konumdadır.
Tonyukuk yazıtı ilk bulunduğu günden bugüne kadar genellikle dil araştırmacıları tarafından incelendi. Özellikle tarih araştırmacıları, Çin kaynaklarında verilen bilgilerden hareket ederek Tonyukuk’un kim olduğu konusunda yoğunlaştılar.
İşte ilk kez bu kitapla, hem Çin kaynaklarındaki olaylar hem de yazıttaki olaylar karşılaştırılmış oluyor. Yazıttaki her cümle ve sözcükte yer alan şifreler çözülerek hem Tonyukuk’un kimliği hem de yazıtının değeri ortaya konuyor. Çin kaynaklarıyla eski Türk yazıtlarında açıkça ifade edilmemiş olsa da yazıtta yer alan iğneleyici ve buruk ifadelerle Tonyukuk’un Bilge Kağan’la yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.
Tonyukuk tarihten günümüze, büyük işler başaran Türk büyükleri arasında şüphesiz ki en üst sıralardadır. Diğer yandan tarihî Türkçenin söz varlığına yaptığı katkılarıyla, Türk kültürüyle ilgili sağladığı verilerle ve belki de en önemlisi Köktürk tarihi için paha biçilemez bilgiler vermesiyle, Tonyukuk yazıtı ölümsüz konumdadır.
“Taşa Kazınan Tarih”, “Sibirya’da Türk İzleri” kitaplarıyla Orta Asya Türk tarihini ana kaynaklarıyla günümüze taşıyan Erhan Aydın bu kez Tonyukuk’u ve yazıtını yeniden gündeme taşıyor.

Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezleri: İnönü Üniversitesi

Hindistan'a Kuzeyden yapılan seferler. Neslihan Durak

15 Ekim 2019 Salı

Is it true that the Han Chinese originate from the Turkic people?

Feng Xian
Feng Xian, former Research Associate at Eurasian Center (2017-2018)
No.
But it is true that there were many Turks who became Han. In fact, this number is much greater than that you could think of. In a sense, the majority of the original Turks were taken either by Han or Mongols (some of the Mongols were Turkified after they marched to the West where they encountered Turkified Central Asian and Indo European). Those who left only had a small population and mixed with others.
So, the majority of ancient Turkic are Han, not Turkish, nor other way around. The original Turks largely became Han (either by becoming Han or becoming Khitan who also became Han later on or even becoming Khitan who became Mongol and then became Han in the end) or Mongol. The small number of Turks left who ran Turkified the local they conquered, such as Anatolian, who also got Islamized. According to the historical record I read before, the last group of Turk left in Northern Asia came to China during the Ming Dynasty. They chose Liu as their family name and became Han.
This also happened to Southern Xiongnu (my mother’s ancestor) and Xianbei, Khitan. They are 100% assimilated into Han (maybe 0.1 percent left for Xianbei as Xibo people). China also has the largest number of Mongolian in the world. In Inner Mongolia, 80 percent population are Han based on Han peasants from Shanxi with Mongolian women.
Examples of famous Turkic Han in Chinese history: Li Keyong and Li Cunxu, the founder of the late Tang Dynasty.
Modern Turkish
As far as I can tell, they don’t look like each other. Most of the ancient Turkic descendants live in Hebei, Shanxi, Shan-an Xi provinces nowadays. The most common family names for them are either Li or Liu due to the influence and marriage with Tang Dynasty and Han Dynasty Emperors.
The Chinese President Xi Jinping (Han) looks actually closer to Turk than Turkish. I don’t know his gene but if I’m correct he is from Shaanxi province. Maybe his ancestors mixed a little bit with Turk or Xiongnu who settled there I dunno.

ILBER ORTAYLI • V IMPARA'TORLUGUN •• EN UZUN YUZYILI

Türkçe Konuşulan Ülkeler (41)


1.      Afganistan
2.      Almanya
3.      Amerika Birleşik Devletleri
4.      Avustralya
5.      Avusturya
6.      Azerbaycan
7.      Belçika
8.      Bosna Hersek
9.      Birleşik Krallık
10.  Bulgaristan
11.  Çin
12.  Danimarka
13.  Fransa
14.  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
15.  Hindistan
16.  Hollanda
17.  Irak
18.  İran
19.  İsveç
20.  İsviçre
21.  Kazakistan
22.  Kırgızistan
23.  Kosova
24.  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
25.  Lübnan
26.  Macaristan
27.  Makedonya
28.  Moğolistan
29.  Moldova.
30.  Özbekistan
31.  Pakistan
32.  Polonya
33.  Romanya
34.  Rusya Federasyonu
35.  Sırbistan
36.  Suriye
37.  Tacikistan
38.  Türkiye
39.  Türkmenistan
40.  Ukrayna
41.  Yunanistan

İngiliz casus Gertrude Bell'in 1905-1911 arasında çok defa geldiği Türkiye'de çektiği fotoğraflar


http://gertrudebell.ncl.ac.uk/photos.php



Tavsiye: İngiliz casus Gertrude Bell'in 1905-1911 arasında çok defa geldiği Türkiye'de çektiği fotoğrafları incelemek isteyenler epey zengin bir arşiv şurada mevcut gertrudebell.ncl.ac.uk/photos.php

14 Ekim 2019 Pazartesi

PROF. DR. İLBER ORTAYLI KAYNAKÇASI Bülent Ağaoğlu

Üsküplü yazar Leyla Şerif Emin’in Türk Ordusu için yazmış olduğu yazı

Üsküplü yazar Leyla Şerif Emin’in Türk  Ordusu için yazmış olduğu yazı adeta bütün Makedonya Türklerinin duygularına tercüman olmuştur.

*****
Biz Türklüğümüzü unutmadık, siz de unutmayın

Her ordunun bir kalkana ihtiyacı vardır. Diyeceksiniz ki “kılıç kalkan çok gerilerde kaldı”, haklısınız, şimdi kimse mertçe savaşmıyor; düşman karşına çıkmıyor, arkandan iş çeviriyor şimdi. Ama görünmeyen bir kalkandan bahsediyorum ben: Dua ordusundan!

Bizi bizden başka kim anlayabilir ki? Çanakkale’de de anlayamadılar zaten. Çanakkale savaşında Balkan şehirlerinden gelip savaşanlar da vardı elbette, şehitlikte bütün bu şehirlerin adını görebilirsiniz. Sadece Balkanlardan mı? Kerkük’ten, Halep’ten, Filistin’den ve daha nice yerlerden. Bugünkü Barış Pınar Harekâtında bütün bu şehirlerin vefası var, özgürlüğü var, duası var. Bütün bu şehirlerin baş belası olan teröre topyekûn dur deme ruhu var. Aslan yattığı yerden kalkmıştır artık. Ve o aslan Türkiye’dir. İnsanlık için ayağa kalkmıştır, barış için, bağımsızlık için. Bunu anlamayanlar “savaşa hayır” diyerek manipüle etmeye çalışsa onların bu sözlerine inanan çok az insan kaldı. Bu bir savaş değil, bu terörle mücadeledir; aksini söyleyen vatan hainidir!

O terör ki yüzlerce çocuğu yetim bıraktı senelerce, o terör ki kardeşi kardeşe düşman etti yıllarca, o terör ki çocukları vurdu, okulları vurdu, doktorları vurdu, o terör ki kadın demedi, yaşlı demedi, vurdu ve kaçtı yuvasına. Ardında gözü yaşlı analar bıraktı, boynu bükük yetim çocuklar bıraktı, yıkılmış okullar bıraktı, gerçekleşmeyi bekleyen hayallere kurşun sıktı. Güçlenmek isteyen, kimseyle sorunu olmayan bir ülkenin gelişmesine mani olmaya çalıştı. Her şeye rağmen Türkiye ayakta durdu, gücü de kuvveti de hep diri kaldı. Bütün güzelliklere kurşun sıkanlara, vurup kaçanlara, yuvalarında beslenmeye devam edenlere bir cevaptır Barış Pınar Harekatı Operasyonu.

Kardeşlerim, biz misak-ı milli sınırları dışında kalmış Türklerin umudu sizsiniz. O öyle bir vatan ki 81 ilden ibaret sanırlar, nüfusu 80 milyon sanırlar ama yanılıyorlar. Siz aslında gerçeği biliyorsunuz, biliyorsunuz ki kocaman bir coğrafyada kardeşleriniz var, sizin için dua eden analar var her yerde, yüreği sizinle çarpan, sizi her şekilde korumaya çalışan kardeşleriniz var.

Başka hangi ülkenin böyle bir gücü var? Bilmem kaç tankı, şu kadar askeri, son model uçaksavarları, jetleri, istatistikleri vesaireleri… Hepsini geçtim, kaç ülkenin dua ordusu var, hangi ülke için o ülkenin sınırları içinde olmayan şehirlerden gözyaşı döken kardeşleri var?

Üsküp’te, Kalkandelen’de, Gostivar’da, Kırçova’da, Ohri’de, Resne’de, Doğu Makedonya’nın Yörük köylerinde sizinle uyuyup sizinle uyanan ne kadar çok yüreği dağlanmış insanlar var bilir misiniz? Her gece yatmadan önce, Allah’ım sen Türkiye’yi koru diyen ne kadar masum çocuk var bu dünyada biliyor musunuz? Onlar ki melekler zaten, dualarından şüphe mi olunur?

Kosova’da, Prizren’de, Priştine’de, Sancak’ta, Srebrenitsa’da, Potoçari’de, Saraybosna’da ve daha nice şehirlerde. En zor günlerinde yanında olduklarınız, ekmeği bölüştükleriniz, gözyaşı döktükleriniz bugün sizinle. Kerkük’teki analar, Gazze’deki çocuklar, Karabağ’dan Arakan’a, Allahuekber Dağlarından Balkanlar’a yüreği yanık tüm insanların dualarındasınız. Ancak, duyduk ki vatan sınırları içinde bu insanlık ve barış mücadeleniz için bırakın bir dua etmeyi, karşı gelenler de varmış. Onlara da söyleyecek birkaç sözümüz var elbette ama en kısası makuldür: Sevmiyorsan terk et!

Bizler yıllar önce ayrı kaldık sizden, yine de bu bizim sizden farklı olduğumuz anlamına gelmez; sınırlar çizilir ama et tırnaktan ayrılmaz. Balkan harplerinde yaşananları unutabilir miyiz biz, Batı’nın oyunlarını, bizleri nasıl böldüklerini unutabilir miyiz? Siz de bunu unutmayın, hatırlayın: Tam yüz yıl öncesini hatırlayın, önce komşu ülkeleri karıştırmışlardı, sonra onları silahlandırdılar, çeteler kurdurdular, onları beslediler ve ellerini hiç kirletmeden onların üzerinden istedikleri oyunları oynadılar. Biraz daha geriye gideyim yine; Osmanlı’nın son dönemlerinde bu gibi çetelerle güçlü biçimde mücadele edilseydi, onlar yok edilebilseydi durum belki daha farklı olurdu. Yaptılar da ne oldu, yüz yıldır türlü savaşların içine sürüklediler bizleri, ayağa kalkamadık artık, böldüler, her ne kadar özgürüz, demokratız desek de laf hepsi. Bizim adımıza buralarda biz karar veriyoruz zannediyoruz. Komşu ülkelerle aynı masaya oturup konuşabilmek için AB’den arabulucular getirtiyoruz. O çetelere ne oldu biliyor musunuz, “diğerleri” hedeflerine ulaştıktan sonra birbirlerini vurdular, son pişmanlık çare etmedi yani. Kullanıp atıldılar bir kenara. Bu da bir kenarda dursun.

Kardeşlerim, haklı mücadelenizde sabırlı olun, bizler şehitlerimizin ölmediğine inanırız, onlar Çanakkale’de şehit olan kardeşlerimizle aynı mekândalar. Zamanın ve mekânın önemi yoktur bu saatten sonra. İnsanlık için, barış için kenetlenelim, elimizden bir şey gelmiyorsa bile bu haklı mücadelede vatana sahip çıkıp en güçlü kalkan olan dualarımızda, âminlerde, Fatiha’larda buluşalım.

Biz yüz yıl önce vatansız kaldık, bayraklarımızı yüreğimize gömdük. Kalelerimiz evimiz oldu, Allah’a hep dua ettik ama kendimiz için değil; bütün acılarımız ve hasretliğimiz bir kenara, sizler için dua ettik. Orada bir yerde bir devlet var dedik, kilometrelerce uzakta, o vatan sağ olsun, o vatan güçlü olsun, eğer oraya bir şey olursa işte o zaman bizler de burada kalamayız. Emanet bıraktıklarınız için buradayız bizler, yetim kalmasın bütün bu minareler diye buradayız biz. Sanki bir anne giderken bizi tembihlemiş gibi, “sakın bu evi terk etme” demiş gibi, kapıyı hiçbir yabancıya açmadık. Buralara geldiğinizde “Türkçeyi nereden öğrendiniz” demeyin diye biz kapılarımızı hiçbir yabancıya açmadık. Yine de sordunuz bazen o soruyu “hiç unutmadık ki” dedik, “biz kardeşiz zaten” diye de ekledik. Bir fırtına koptu ayrı kaldık, o kadar. Ama düşmedik ki acısın. Dert etmeyin düşmeyiz kolay kolay.

Bizler Türk bayrağının dalgalandığı o vatana geldiğimizde, bazen o bayrağı taşıyan kurumlarda olur da şımarırız, ilgi ve sevgi isteriz bazen. İnanın bu yüz yılın hasretliğindendir, bunu çok görmeyin. Bu hasretlik öyle derin ki dikenli tellerle çevrilmiş hep. Acıyan yerlerimiz sadece ve sadece hasretliğimiz, acıyan yerlerimiz sizin gözyaşı döktüğünüz nedenleriniz. İşte sizler de kapılarınızı koruyorsunuz şimdi, biliyoruz derdiniz büyük, büyük başın derdi büyük olur elbette. Allah Türk askerini korusun, korusun ki hiçbir çocuk, hiçbir anne ağlamasın artık. Allah güç kuvvet versin, versin ki barış gelsin, çiçek açsın, bayraklar kana bulanmasın, bölünmesin ülkeler, Allah yar ve yardımcınız olsun. Ertuğrul Gazi ne demişti hatırlayalım: “Bir nefesine bile hükmedemediğimiz bu dünya için boyun mu bükeceğiz.” Eğilip bükülmek yok, bu mücadele milli bir savunmadır artık, uzatılan sadece bir zeytin dalıdır.

Biz seni candan öte de sevdik be Türkiye…

Leyla Şerif Emin

Kültür Tarihi Söyleşileri- MedyaScope TV

Kültür Tarihi Söyleşileri- MedyaScope TV


adlı kişiye yanıt olarak
150. Yayına geldik. 100. Programda şöyle bir görsel hazırlamıştık. O kadar çok insan ağırladık ki artık görsele sığmıyor.

Derdimizi herkese duyurduk. Elimizde 250 programlık liste hazır. Memlekette akıllı adam çok. Elimizden gelse şucu bucu demeden söyleyecek sözü olan herkesi ağırlasak..

Bize destek olun, izleyin paylaşın, arkadaşlarınıza bahsedin. Bizi motive eden en güzel destek bu olur.

Resim

12 Ekim 2019 Cumartesi

Bilge Tonyukuk Abidesinin Dikilişinin 1300. Yıl Dönümü, UNESCO 2020-2021 Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programında

Kutadgubilig Felsefe Bilim Araştırmaları Dergisi


https://www.simurg.com.tr/index.php?p=Products&q_field_active=0&ctg_id=&q=Kutadgubilig+Felsefe+Bilim+Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1+Dergisi+&search=&q_field=

Kutadgubilig Felsefe Bilim Araştırmaları Dergisi