19 Kasım 2016 Cumartesi

Tonyukuk Anıtına Sarılarak Ağlayan Yakut Türkleri, 28 Temmuz 2016






Koray Şerbetçi: Şimdi sizin yaşadığınız enteresan bir olay var, Orhun Yazıtlarında çalışmalarınız esnasında ilginç bir olay yaşadınız değil mi, bu gerçekten insanı hislendiren bir olay ve demin dediğiniz Göktürkler’in önemi ile ilgili bir olay hocam, ne yaşadınız, izleyicilerimizle paylaşır mısınız? Resim var, Tonyukuk 1 Yazıtına büyük bir hürmetle sarılan…
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl: 28 Temmuz tarihinde. Sevgili Adil Yılmaz’ın, arkeolog, onun doğum günü aynı zamanda.
Koray Şerbetçi: Bu sahneyi bize anlatır mısınız, Hocam.
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl:  Kazı alanı, Moğollar tarafından, Moğollar’a hakikaten çok müteşekkirim, bizim anıtlarımıza sahip çıktıkları için ve gerek Moğol halk tarafından ve yurtdışından gelen turistler tarafından ziyaret ediliyor. Çekik gözlü bir grup geldi ama Rusça konuşuyorlardı aralarında, içlerinde rehber olan bir bayan anlatıyordu, tabii çok detaylı bilgi de veremiyordu, ben olaya müdahil oldum, Rusça olarak burada Türk adının geçtiğini, bu yazıtın Türk Kağanlığı’na ait olduğunu, Türk devleti olduğunu söyledim, çok etkilendiler, çünkü Yakutlar da, Sakalar da Türklerle bağlı bu çok açık Göktürk döneminde, boylarla ilgili kitabımda yazmıştım. Çok heyecanlandılar, içlerinden birkaç tanesi daha fazla heyecanlandı, daha sonra Türk bayrağı burada ne arıyor dediler, Türk devleti bunu destekliyor dedim, o zaman gerçekten hepsi çok etkilendi, sarıldılar, çoğu ağlamaya başladı, ben de çok etkilendim  sağolsun Adil Yılmaz kardeşim fotoğrafları çekmeye başladı, bana sarıldılar ağladılar en son, müthiş bir sahneydi. Çünkü, Yakutlar bize coğrafi olarak da en uzak, dil olarak da en uzak Türk grubu, Türk kökenli bir halk. Onların bu tepkisi, Türk bayrağına karşı olan saygıları ve sevgileri, Türkiye Cumhuriyeti’ne tabii dolayısıyla. Türkiye Cumhuriyeti’nden bahsettim. TİKA’nın, Başbakanlığın bunu desteklediğinden bahsettim, müthiş bir sahneydi, daha sonra gelip sarılmaları, Türk yazısını görüp okşamaları, sadece beni değil herhalde herkesi hislendirdi. Müthiş bir sahne oldu diye düşünüyorum. Şunu düşündüm, o anda, ben ömrümü bu işlere adamış biri olarak naçizane, yaptıklarımın ilk defa değdiğini düşündüm. Çok memnun oldum, çok mutlu oldum. Bütün çektiğim sıkıntıların mücadelemin, emeklerimin boşa gitmediğini, hedefe ulaştığını hissettim. Benim için hayatımın en ilginç, en önemli anlarından biriydi.
Koray Şerbetçi: Ne güzel, bir Türk bilim adamı, tarihçisi olarak bu sahneyi yaşamanız, dediğiniz gibi bu apayrı bir zenginlik olmuş. Hocam peki Yakutlar oradaki.
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl:  Onlar Türkçe bilmiyor, Rusça biliyor, ama onları çeken orada Türk kelimesi. 
Koray Şerbetçi: Türk bilinci var değil mi?
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl:  O bilinçten dolayı, sarılmaları.
Koray Şerbetçi: Türk adına heyecanlanıyorlar, Türkiye Cumhuriyeti bayrağına görünce heyecanlanıyorlar. Orada bunu buluşturan sizin özel çalışmanız olan Göktürklük değil mi?
Prof. Dr. Ahmet Taşağıl:  Tabii, Türk Kağanlığı, doğrusu bu. Biz Göktürkler diyoruz. Bütün mesele bu. Yaptığımız çalışmalarda hedefe ulaştığımızı gördüm. Bu anlamda, Devletimize ben gerçekten TİKA’ya, TİKA Başkanı Sayın Dr.Serdar Çam’a, arkeolog arkadaşlar Adil ve Alparslan’a, emeği geçen Veysel Çiftçi’ye, Süreyya Bey’e, diğer TİKA’daki bütün görevli arkadaşlara teşekkür ediyorum.  

An ve Zaman, 16 Eylül 2016





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme