31 Temmuz 2019 Çarşamba

Edirne Medeniyeti ve Balkan Aklı, Ömer Özkaya


Balkan Jeopolitiği (5) 

Osmanlı, Balkanlar’ı kaybettikten sonraki 10 yıl içinde, Anadolu hariç, tüm imparatorluğunu kaybetti. Peki Osmanlı, Balkanları kaybedince neyi kaybetti ki her şeyini kaybetti? 

Balkanlar, Osmanlı’nın akıl merkeziydi. Osmanlı, “Balkan Aklı”yla büyüdü, Balkanlar’ı kaybedince de küçüldü. Osmanlı’nın adaleti ve hoşgörüsü, Balkanların, silah kullanılmasına gerek kalmadan fethini sağlamış, silah sadece zorbalık edenlere karşı kullanılmıştı. Osmanlı, aklını, silahsız elde ettiği Balkanlar’ı silahla elinde tutmaya kalkışınca perişan etti. Aklını kaybeden Osmanlı, imparatorluğunu kaybetti.

“Balkan Aklı”, İsa’dan Önce 9. Asır’a dayanır, Edirne bu aklın merkezidir. Maykopça bilen Rusya, Edirne’nin öneminin anlaşılmaması için Osmanlı’nın İstanbul’u fethetmesine destek verdi. Osmanlı’nın Edirne’yi terk etmesi, Osmanlı’nın çökmesiyle sonuçlandı. Rusya, Maykopça bilgisi sayesinde Edirne’nin önemine çok önceden vakıf oldu. Edirne’den çıkan Kirilce tabletler, Edirne’nin önemini daha da artırdı. Bu arada Maykop, Adıge Cumhuriyeti’nin başkentidir. Adigeler, Kafkaslar’da yaşarlar. Peki Kafkaslara nereden gittiler? 

İstanbul, 1204 yılında, Vatikan’ın önderliğinde ele geçirildi ve “Konstantinopolis Latin İmparatorluğu” kuruldu. Şehir, Katolik Latin’lerce yağma edildi, burada Hıristiyanlığa ait ne varsa hepsi Vatikan’a götürüldü ve halen buradalar. Tarihi yağmadan sonra Vatikan, İstanbul’dan kendiliğinden çekildi ve hayat normale döndü. Bu hadiseden 249 yıl sonra, Vatikan, Ortodoks İstanbul’a tekrar geldi, ama bu kez ordularıyla değil, din adamlarıyla… 

Kuşatma altındaki Bizans İmparatoru, Türklere karşı Vatikan’dan yardım istemiş, Papalık da bazı şartlar karşılığında bu talebe “olur” demiş, Vatikan’ın isteği üzerine Ortodoks Patrikliği resmen kapatılmış, Ayasofya’da Paskalya Ayini’ni, Papa’nın gönderdiği bir Katolik Kardinal icra etmişti. Bu durum, Ortodokslar arasında infiale sebep olmuştu. Rusya, bu yapılanın dine karşı bir ihanet olduğuna inandı. Rus kilise çevrelerinde hala hâkim olan ve “Bizans, dine ihanet etmiştir” şeklinde ifade edilen kanaatin kökeni işte bu hadiselerdir. 

Bu şartlar altında Rus Aklı, İstanbul’un fethine, Bizans’a yardım göndermeyerek, destek verdi. Böylece Rus Aklı, İstanbul’a, ahlâken çökmüş Vatikan yerine Türklerin yerleşmesini tercih ederek, hem Ortodoksluğu, hem de Edirne’yi kurtardı. 

Osmanlı, Rusya’nın Edirne’ye verdiği önemin farkına varamadı. Edirne-Rumeli, Osmanlı’nın entelektüel insan kaynağıydı. Rusya, Edirne’ye İngiltere’den daha çok yatırım yaptı. İngiltere, Edirne’yi Osmanlı’dan daha fazla önemsedi. 
Fetihten sonra Osmanlı’nın başkentini Edirne’den taşıması, basit bir coğrafi hadise değildir. Peki Osmanlı’yla beraber İstanbul’a gitmeyen, Edirne’de kalan nedir? 

Edirne’nin toplumsal yapısı, coğrafi konumu ve tarihsel geçmişi, burada farklı dinamiklerin gelişmesini sağlamış ve sonuçta tarihin derinliklerinden süzülen özgün bir akıl oluşmuştur. Edirne, İsa’dan Önce Keltler’in vatanıydı. Keltler, Edirne’de en yüksek medeniyeti inşa etmişlerdi. Edirne, İngiliz aklının kaynaklarından biri, İngilizlerin amcalarının memleketi, Keltler’in ilminin gömülü olduğu yerdir 

Daha önce bir yazımızda İngiliz Hanedanı’nın akrabalarından  çoğunun Türkiye’de olduğunu fakat bunları İngiliz Kraliyet Ailesi’nin bile bilmediğini yazmıştık. İngiliz Kraliyet Ailesi’nin Türkiye’deki akrabaları, ileride İngiltere’de tahta çıkabilir. 
Keltler’in Türkiye’den gittiğine dair araştırmalar geçmişte de gündeme getirilmişti. Yine Almanların da Hattuşaş’tan yani Anadolu’dan gittiğine dair de ciddi bulgular olduğu iddia ediliyor. 1 ve 2. Dünya Savaşları’nda Almanlar’ın, Ege ve İç Anadolu’da kökenlerini aradığını biliyoruz. Keltler’in ve Almanlar’ın, Anadolu toplulukları olma olasılığı da bu bağlamda Batılılara göre oldukça yüksek. Türklerin Anadolu’ya geliş tarihinin 1071 olmadığı, Anadolu’da 8 veya 10 bin yıldır yaşadığına dair görüşler var. 

İstanbul’u fetheden Edirne medeniyetidir, Osmanlı İstanbul’a taşındı ama İstanbul, imparatorluğu taşıyamadı. İstanbul, parayla beraber fitnenin de bol olduğu, idaresinde İngiltere aklının etkin olduğu bir yerdi. İstanbul, Türklerin yükünü çektiği, emniyeti için canını verdiği ama nimetlerini yabancıların yediği bir şehirdi. İstanbul, Edirne’ye nazaran daha kozmopolitti, bu durum, imparatorluğun huzurunun bozucusu oldu. İstanbul, Edirne’ye göre entelektüel derinlik bakımından zayıftı, İstanbul’da gösteriş ve güzellik vardı, Edirne’de ise derinlik! İstanbul’un, Edirne’ye gönderdiği alay, Güney Doğu’lu seçilmiş gaddar karakterli insanlardan oluşuyordu, bölge halkına çok kaba davranıldı, bu alay, Osmanlı’nın bölgedeki sonu oldu. (bitti) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme