26 Haziran 2017 Pazartesi

Moğolistan Gezisi (Ön) Yargıları

Moğolistan Gezisi (Ön) Yargıları;                                                                                                                                                     
Aşağıdaki gözlemler Türkiye’deki adetlerin Ortaasya Türko-Moğol geleneklerden kaynaklandığı düşüncesi ile başlayayım; Önce bir ilk bilgi; Ulan Kırmızı, demek, Batar Börü, börk; neticede Ulanbatur (Kızılbaş-kızılbörk) demek.
  1. Bağlama’nın menşeinin Ortaasya ve ilk halinin (kopuz) dombra olması,
  2. Ahlat’taki yüksek mezar taşlarının Ortaasya Taş anıt dikme hatırasının bir devamı olma ihtimali, Selçuklu’daki yüksek taç kapılar da.
  3. Semah’ın Ortaasya oyunlarının daha rafine hale gelmiş bir stili olduğu
  4. Bıçağı ateşe sokmanın ve yere süt dökmenin büyük suç olması ve (Süt dökmüş kedi gibi) deyiminin de çok eski OrtaAsya geleneği içinde yer alması.
    (Örneğin, hançeri ateşe sokmak veya hançerle eti kazandan dışarı almak ya da ateşin yanında eti doğramak günahtır. Çünkü ateşin bıçağın kuvvetini aldığına inanırlar. Atlar için kullandıkları kamçıya dayanmak -zaten mahmuz kullanmasını bilmezler- kamçıyla oklara dokunmak, kuş yavrularını kamçıyla yakalamak ve öldürmek, ata yularıyla vurmak, süt veya başka bir yiyecek veya içeceği yere dökmek, çadır içinde işemek günahtır. Eğer bu hareketi kasten yapan olursa ölümle cezalandırırlar.) Moğol Tarihi ve Seyahatnâme 1245-1247- J.P Carpini) (Müslüman Türklerden Başkurt kadınları ise şimşek çakarken süt, ayran gibi beyaz içkileri örterek saklarlar, inançlarına göre süt ve ayrana yıldırım düşermiş... İhtiyar bir Başkurt hocası bana bu âdeti şöyle izah etti:
    "Eski zamanda bizim halkımız şimşek çakarken süt ve ayranı göğe doğru serperlermiş. Sütü israf edip havaya saçmak şeraite uymaz. Bunun için hocalar "süt, ayran, kımıza yıldırım düşer" diyerek halkı korkutmuşlar... " Her halde akıllı bir hoca eski bir müşrik törenini böylece unutturmuş olsa gerektir. Radloff, Türklük ve Şamanlık)
  5. Mavi Nazar boncuğu ve çaput bağlamanın eski (Şaman) hatıraların devamı olduğu.
  6. Yel girmesi deyiminin (hastalığa kapılmanın)  çok eskiye dayanan inançtan kaynaklandığı.
    (Bazı Şamanist halklar, rüzgârın hastalık tevlid ettiğine de inanırlar. Türkçede yel kelimesinin "rüzgâr, cin, salgın hastalık" gibi manalara gelmesi bundandır (Divan Lügat al Türk, trc. B. Atalay, III, 144; Radloff, Versacheines Wörterhuches, III, 345 vd.; Brockelmann, Asia Majör, il, 115).
http://fikircografyasi.com/makale/mogolistan-gezisi-vi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme