28 Ağustos 2017 Pazartesi

Mütefekkir Güç

Rus edebiyatı toplumsal analiz ve süreçlerin analizleri konusunda geniş bir veri tabanı sunmakta ve Rus yazarların toplumsal ve siyasal süreçlerle, kitle ve birey psikolojisi ile ilgili üretimleri istihbarat teşkilatlarına yeni teknikler ve esinlemeler sağlamaktadır ve bu anlamda gerçekten tam bir klasiktirler. 

İngiliz felsefecileri ve edebiyatçıları da uluslararası ilişkiler dünyasında ciddi şekilde izlenirler. Onların da yaklaşım, analiz ve teknikleri; istihbarat, diplomasi, askerlik ve ekonomide etkin şekilde kullanılır . İngiliz ve Rus entellektüel dünyası birlikte incelendiğinde iki ülkenin dünyada dayandıkları kültürel arka planı ihmal etmek mümkün değildir. 
Doğu’nun ve Batı’nın entellektüel ortak kümesinin bu iki ülke tarafından bu kadar etkin kullanılması onların diplomatik, antropolojik, istihbari ve askeri başarısını anlamamızı sağlamaktadır. Bu anlamda İngiliz ve Rus mütefekkirler birer hazine vasfını hala korumaktadır. 
Batı’nın entellektüel dünyası analiz edildiğinde Alman, Fransız, İngiliz ve Rus başarılarının tesadüfi olmadığı ortadadır. Batılıların yaptığı aslında basittir: Türklerin ve İslam coğrafyasının yükselişini sağlayan Türk-İslam mütefekkir ve devlet adamlarını iyi etüd ederek kendilerine uyarlamak ve elde ettikleri bilimi kullanarak devletlerini kuvvetlendirmektir. 

İngilizler bu konuda büyük gayret sarfetmişler, Ruslar ise içlerindeki ve komşu coğrafyalardaki egemen Türkler tarafından itilip kakılan, kıymeti bilinmeyen mütefekkirlere, bilim insanlarına ve sair elite, ama kesinlikle darbeci ve devlet düşmanı olmayanlara, kapılarını açarak ve rasyonel bir ortaklık kurarak müthiş birikimi değerlendirmişlerdir. Bütün bunlarla birlikte iki gücün de ciddi sorunları bulunmakta ve bunları aşmakta zorlanmaktadırlar. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme