12 Mayıs 2017 Cuma

Dilimiz ve Kültür: Prof Dr Mehmet Genç, 3.Kültür Şurası

"Kültürümüzün sınırlarına atılmış veya içeri alınmamış bir iki konuyu söylemeyi düşünüyordum. Bunlardan biri, kültür, süreklilik ve değişme içeren unsurları yanında ve en soyut vasfı tarihi süreklilik yüzlerce, binlerce yılda oluşur ama değişir, mutlaka değişir. Değişim ve süreklilik onun iki önemli vasfıdır biraz çelişkili gibi görülebilir. İskeleye benzetebiliriz, bir iskele tek başına düşer, öbürü de düşer, bir araya gelince. Süreklilik sayesinde değişme imkanı da vardır. Neyin değişeceğini anlarız.  Hani Fransızların meşhur tabiri vardır “Değiştikçe aynı kalır” kültürün böyle bir özelliği var ama değişmenin ve aynı kalmanın da sınırları vardır. Tam tekerrür ediyorsa o ölüdür. Kafka’nın bir kitabı vardı, gençliğimde okudum Metamorfoz onu Türkçe’ye Değişim diye çevirdiler, Değişim bu değil. Onları okuduğum zaman ben. Belki Hasan Celal Güzel Bey de  bu konuda konuşmuş olabilir.

Öztürkçeçiydim ben fena halde... O kitabı değil de o zaman çok bilinen Egzistansiyel filozof vardı Gabriel Marcel. Gabriel Marcel’in çok önemli bir kitabını okudum  Problematic Man diye onu tercüme ettim bir sayfa ve öztürkçeçiliği terk ettim çünkü hiçbir nüansı ifade etmeme imkan vermiyordu.Ben kültürümüzün bu radikal değişmesi yani böceğe dönüşen adamı Kafka’nın Metamorfoz’u başkalaşma o bambaşka. Türkçemiz bu nüansları kaldırdı. Ve çok radikal bir dönüşüm yaptı.

Bence bu şuranın en önemli konusu bu olmalı. Çok vahim yangın ilanı yapacak bir konumdayız. Elli sene evvel yazılmış kitapları tekrar Türkçeleştiren bir kuşakla yaşıyoruz. Dünya tarihinde böyle bir kültür yok. Yani bir Fransızın, İngilizin 17. yüzyılda yazılmış, bir şeyi okuyamaması diye bir şey olamaz. Bu kopukluğun giderilmesi lazım bir bu şeyde.  Kütüphanecilik, dil, edebiyat şeylerinde buna mutlaka bir çare bulmalıyız. Herkes Osmanlıca okusun. Yani Osmanlıca dediğim Osmanlı Türkçesi. Osmanlı Türkçesini hep aydınlar, entelektüeller mutlaka öğrenmeli. Avrupa aydınları hâlâ Latince ve Yunanca bile biliyorlar, kendi dillerinin arkaik hallerini de biliyorlar. Entelektüel olmak kolay bir iş değil. Osmanlı Türkçesi çok zengin bir Türkçe idi. Ve üç büyük dili kullanıyordu. Onu terketmek, çok pahalıya mal oldu bize.

Ziya Gökalp mesela kültür kavramını. Kültür Batı’da da o sıralarda çıktı. Antropoloji ve sosyal ilim konsepti olarak kültür 1850’lerden sonra. Gökalp milliyetçi Gökalp onu Arapça harsla ifade etti. Fakat bizim milliyetçiliğimiz Gökalp’i de aştığı için onu kabul etmedik. Onu lugatlarımızda da bulamadım hars hiçbir şekilde yok. Onu ekin diyorlar,o da tutmuyor.


Türkçemizdeki en önemli problem bu radikal değişme, kavramların Türkçeleşmesinde bir problem yok, ama tasfiyecilik Türk zihnini mahvetmiştir. Tasfiyecilik Türkçeleşmiş olan yani halkın anlaması diye birtakım hikâyeler söyleniyor. Halkın da bildiği yüzlerce yıldan beri kullandığı kelimeleri Türkçe değil diye atmış olmak bize çok pahalıya mal oldu. 

Kavramlar tercüme edilerek kullanılamaz düşünülemez düşünülmez, kavramsız düşünce olmaz. Bir gecede kavram icat edilmez.  Ben gençliğimde Fransızca okuyordum, Almancadan Schopenhauer’ı da öyle okudum. Fransızca çevirilerinden, o çevirilerde aşağı yukarı bütün kavramların Almancalarını da veriyorlardı. İngilizcede de aynı şekilde çünkü Almancanın kendine özgü kavramları var. Onu tam olarak veriyor ve parantez dışında da kendi dilini anlatıyordu. 

Şimdi yaşım dolayısıyla hatıra anlatıyorum. O sıralarda gençliğimde Unamuno’nun 60 yaşında Danua Danimarka dilini öğrenmeye kalktığını öğrendim çok hayret ettim. Niye bunu yaptı diye. Ama Unamuno’nun 60 yaşına gelince ben hak verdim. 

Bir yazarı derin bir yazarı anlamak istiyorsak onun dilini öğrenmek gerekir. Kendi kültürümüzü anlamak için entelektüellerimiz mutlaka Osmanlı Türkçesi öğrenmek gerekir. Osmanlıların harflerini kullanmak gerekmeyebilir, onun değişimi Türkçeye çok da uygun değil Arap harfleri, onu da itiraf edelim. Latin harfleri analitik, daha uygun. Ama o dili bilmek lazım.” 

Mehmet Genç, 3.Kültür Şurası. Mart 2017



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme