6 Ağustos 2016 Cumartesi

Asya Pasifik Bülten Önerisi

Turkistan Newsletter - Turkistan Bulteni -
Wed, 5 Jan 2000 12:00:44
ISSN:1386-6265


Sayin Ağaoğlu’nun saglam bir tahlil zemininde ortaya koymus oldugu bulten
onerisini, yillarca Turkiye'nin gundemine Asya-Pasifik boyutunu sokmaya
calismis birisi olarak, kuvvetle destekliyorum. Bu konudaki boluk porcuk
bazi dusuncelerimi paylasmak suretiyle tartismanin tetigini cekmek
istiyorum.

Artik, ne Avrupa Birligi ile iliskilerimiz, ne de ABD ile siki askeri/siyasi
baglarimiz tek basina belirleyici olabilir. Dis dunya ile "balans ayari"nda
Asya'nin onde gelen aktörleri de yerlerini almalidirlar. Bu ya Avrupa ya
Asya gibi siyah beyaz bir secim degildir. AB ulkelerinin ve ABD'nin
Asya-Pasifik stratejisi (ve yogun iliskiler agi)incelenip onlarin yaptiginin
onda biri dahi yapilsa bu asamada yeterli olur.

Türkiye, Çin, Rusya ve Güneydogu Asya ile Avrupa ve Ortadogu arasindaki
genis ekonomik alanin tam ortasinda yer almaktadir.
Asya-Pasifik ekonomilerinin dinamizmi ile Avrasya'nin zengin enerji ve
hammadde potansiyelini Avrupa Birligi ve NAFTA ülkelerinin sermaye,
teknoloji ve girisimciligi ile baglayacak ekonomik koridorun merkezi
aktörlerinden birisi olmasi mumkundur. Bu amaca yönelik olarak bölgedeki
siyasi/tarihi hassasiyetleri, ekonomik gerçekleri gözönünde bulunduracak ve
bölge ülkeleri ile karsilikli danisma/isbirligi içinde hazirlanacak bir
bölgesel isbirligi stratejisi gelistirilmektedir.

Avrupa'da AB ve EFTA bölgesel bütünlesmeyi hem derinlestiriyor, hem de
genisletiyorlar. Asya'da, APEC ve ASEAN 2010 yilina kadar; Amerika kitasinda
NAFTA ve Mercosur 2005 yilina kadar birer serbest ticaret ve yatirim bölgesi
olusturulmasini kararlastirdilar. AB ile tam uyelik perspektifi
cercevesinde gelismekte olan iliskilerimiz bu bolgelere ilgisiz kalmamizi
gerektirmiyor. Kimilerinin ileri surdugu gibi, elimizi de hic baglamiyor.

Öncülük ettigimiz Karadeniz Ekonomik Isbirligi (KEI),Ekonomik Isbirligi
Teskilati (EKIT), D-8 ve Islam Teskilati Konferansi Ekonomik Isbirligi
Komitesi (ISEDAK)'nin canlandirilmasi gibi girisimlerin, çeliskili ve
birbiri ile çatisan mevcut bazi yönleri yeniden gözden geçirilerek, tutarli
ve hedefleri açik seçik belirlenmis bir stratejik çerçeveye oturtulmasi
saglanabilir. Ayni anda, birçok farkli girisimi yürütmeye çalismak yerine,
en fazla yasama sansi olan ve ekonomik yararimizi azamilestirecek somut
ekonomik isbirligi projelerini hayata geçirebilecek bölgesel girisimlere
öncelik vermeli,bunlarin tasarimindan uygulanmasina kadar her asamada
sürükleyici rol üstlenmeliyiz.

Ulkelerin cografi konumlari, arazi yapilari, iklim, dogal kaynaklari,
kültürel ve tarihi baglari onlarin uluslararasi politikalarinin belirleyici
unsurlari arasindadir. Dünya ekonomisinde her ülke kendi siyasi sinirlari
disinda hedef bir ekonomik "hinterland" seçip, kisitli kaynaklarini,
önceliklerini bu cografya üzerinde yogunlastirmaktadir. Ekonomik
"hinterland" kavrami son yillarda "bölgesel bütünlesme" girisimleri seklinde
karsimiza çikmaktadir. NAFTA, Mercosour, APEC, CEFTA, ve benzeri
girisimlerin arkasindaki "motor" hep bu cografyalarin en güçlü
ekonomileridir. ABD, Japonya, Almanya, Brezilya, Rusya ve Çin sadece kendi
bölgelerindeki bütünlesme girisimlerinin degil, ayni zamanda dünya
ekonomisinin de "lokomotif" ülkeleri konumundadirlar.

Üç kita üzerine yayilmis 600 yillik muazzam bir Imparatorlugun mirasçisi
olan Türkiye, kendisini her zaman bir bölgesel güç merkezi olarak tanimlaya
gelmistir. Asya, Avrupa ve bir ölçüde Afrika kitalarina ulasma yollarinin
tam kesisim noktasinda yer alan ülkemiz, baslangiçtaki hatali politikalara
ve olumsuz
gelismelere karsin, yine de jeopolitik konumu ve askeri-ekonomik
gücü ile hala genis bir manevra kabiliyetine sahiptir. Bir taraftan
Kafkaslar yolu ile Hazar Denizi'ne ve Orta Asya'ya, diger yandan Balkanlar
üzerinden Adriyatik Denizi'ne erisebilecek bir cografyanin üzerinde
yasiyoruz. Firat ve Dicle nehirleri üzerinden stratejik önemi haiz Körfez
Bölgesi'ne de açilabiliyoruz.

Jeopolitik bu avantaja bölgedeki hem sayisal, hem vasifli nüfus
kaynaklarimiz, ekonomik ve askeri güç bakimindan üstünlügümüz de eklenirse
kendiliginden bölgesel bir güç konumuna yerlestigimiz ileri sürülebilir.
Nitekim, AB ve Dogu Avrupa ulkeleri için Almanya ne anlam ifade ediyorsa
Taskent'ten, Bagdat'tan, Tiflis'ten, hatta Sofya'dan bakildiginda Türkiye de
bu ülkeler için benzeri bir ekonomik ve askeri çekim merkezini temsil
edebilir. Bu potansiyel mevcuttur.

Ekonomik bakimdan AB, EKIT, KEI ve ISEDAK baglantilarimiz ile Bati
Dünyasi'nin belli basli kurumlari içindeki konumumuz da bölgesel güç
rolümüzü takviye edecek niteliktedir. Son yillarda AB ile NAFTA'yi, NAFTA
ile APEC'i birbirine baglama yönünde hiz kazanmakta olan girisimlerde
zincirin eksik halkasi olarak gördügüm Asya-Pasifik ile Avrasya arasindaki
genis mekandaki boslugu doldurmaya katki saglayacak ülkelerin basinda
geldigimize inaniyorum. Bu amaçla, APEC ve NAFTA ile de ticari-yatirim
baglantilarimizi, AB'nin mevcut iliskileri ile uyum icinde, kurumsal bir
isbirligi ve diyalog mekanizmasi çerçevesinde gelistirmeyi hedeflemeliyiz.
Ilk asamada ASEM (Asya-Europe Summit Meeting), APEC
ve NAFTA içinde "gözlemci ülke" statüsünü elde etmek için gayret
sarfetmeli; bu kuruluslarin siyasi ve isadamlari zirvelerinde temsil edilmek
için girisimlerde bulunmaliyiz.

Avrupa ile Asya arasindaki ekonomik mekani olusturmak amaciyla ülkemizin
Asya-Pasifik havzasi ile AB ülkeleri, eski SSCB ile AB ve Ortadogu
arasindaki ticaret, yatirim, borsa, finans, bankacilik, turizm ve üretim
merkezi haline gelmesini özendirecek bölgesel ihracat üsleri, teknoloji
parklari, serbest bölgeler, antrepolar ve limanlar gibi altyapi
sebekelerinin gelistirilmesine hiz verilmelidir. Öyle bir ekonomik alan
yaratilmali ki, içindeki emek ve sermayenin serbest dolasimi mümkün olsun,
limanlar, yollar, haberlesme, elektrik aglari ile komsu ülkelerin ortak
refaha hizmet edecek sekilde birbirine baglansin.

Komsu ülkelerle karsilikli bagimliligin arttirilmasi, böylece ekonomik
isbirligi temeline dayali olarak çevremizde siyasi bakimdan istikrarli
ülkeler çemberi olusturulmasi temel hedef olmalidir. Böylesi bir karsilikli
ekonomik bagimlilik ortaminda taraflardan her biri kazanç saglayacagindan
hiçbir hükümet ciddi siyasi ihtilaflari göze alamayacaktir. Fransa ile
Almanya arasindaki tarihi uzlasmanin temelinde yatan ekonomik isbirliginin
Türkiye ile komsulari, hatta daha ötesinde Orta Asya, Iran, Rusya ve Çin,
arasinda da gerçeklestirilebilecegine inaniyoruz.

Islam ülkelerinin yer aldigi cografi mekan doguda Filipinler'den
baslayip Bati'da Atlantik sahillerine kadar uzanmaktadir. Bu stratejik orta
bölgede toplam nüfusu 1.2 milyari (dünya nüfusunun yüzde 20'si) bulan 50'nin
uzerinde bagimsiz Müslüman ülke vardir. EKIT, Körfez Isbirligi Konseyi
(GCC), Magrip Arap Birligi ve Arap Birligi Konseyi gibi alt-bölge örgütleri
ile Islam ülkeleri degisik isbirligi biçimleri gelistirmektedir.

Türkiye, 1984 Kazablanka Zirvesi'nde IKÖ içinde kurulan ISEDAK'in
baskanligini yürütmektedir. Örgüt'ün ekonomik ve ticari isbirligi
faaliyetlerinin esgüdümünü saglamak gibi önemli bir rolü üzerine almis
olmasi Türkiye'ye dis ticaret ve yatirim iliskilerinin gelistirilmesinde
yararli deneyimler kazandirmaktadir. Bu ülkelerin gelismislik düzeyi ve
gelecekte ulasabilecekleri konum hesaba katildiginda Türkiye için mevcut
ekonomik iliskilerine ciddi bir alternatif teskil etmeleri mümkün
görülmüyor. Ancak burada bir alternatiften degil iliskiler portfoyunun
cesitlendirilmesinden, menfaatlerin terazi ekseninde azamilestirilmesinden
soz ediyoruz.

D-8 gruplasmasinin - siyasi hassasiyetleri dikkate alacak ve siyasi/dini
unsurlardan arindirilacak sekilde - özel sektörün öncü rol oynayacagi ve üst
düzeyde ekonomik istisarelere firsat verecek ASEM türü islevsel gevsek bir
isbirligi/danisma, mekanizmasi olarak kullanilmasi daha isabetli olabilir.

Ilgi olmasi halinde, ileriki asamalarda Turkiye'nin Asya-Pasifik
stratejisine esas teskil edebilecek bazi goruslerimi de yansitmak isterim.
Bu tartismayi actiginiz icin tekrar tesekkur ederim.

Mehmet Ogutcu
Principal Administrator
OECD/IEA Office of Non-Member Countries
9 rue de la Federation
75015 Paris France
Tel:33(1) 4057658 Fax:33(1)40576579
E-Mail:mehmet.ogutcu@iea.org
or ogutcu@cybercable.fr (home)

-----Original Message-----
From: Mehmet Tutuncu [mailto:sota@WANADOO.NL]
Sent: Tuesday, January 04, 2000 10:28 PM
To: TURKISTAN-N@NIC.SURFNET.NL
Subject: [TURKISTAN-N] TR: Turkistan Bulteni Sayi-1999:094 4Ocak2000

Turkistan Newsletter - Turkistan Bulteni -
Tue, 4 Jan 2000 22:34:19
ISSN:1386-6265
Uze Tengri basmasar asra yer telinmeser, Turk bodun ilining torugin
kem artati, udaci erti.[From Orkhon runic inscriptions]
<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<

<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<
>>><<>><<>>______TURKiSTAN BULTENi...ISSN:--1386-6265_______<>>><<>>
<<>><<>><<>>_________Sayi-1999:094-4-Ocak-2000______________<>><<>><
<<>>__Bu sayi dunyanin 65 ulkesinde 2538 adrese dagitilmaktadir__>><
<<>><<>><<>>_____Genel Yayin Yonetmeni: Mehmet Tutuncu_____<<>><<>><
<<>><<>><<>>______Turkce Yayin Yonetmeni: Cengiz Turan_____<>><<>><<
<<>><<>><<__Yardimci Redaktorler: Yanki Pursun__ORKUN______<>><<>><<
<<>><<>><<___Ayse Oztekin_Terken Hacaloglu_Cengiz Turan____<>><<>><<
<<>><<>>__Uze Tengri basmasar asra yer telinmeser, Turk bodun__<<>><
<<>><<>>____ ilining torugin kem artati, udaci erti.___________<<>><
<<>>___Yorumlariniz icin:<turkistan-n-request@nic.surfnet.nl>___<>><
<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<
#1. Turkiye'nin Asya Stratejisi Tartismasi ve Asya-Pasifik Haber Bülteni
Önerisi
#2. Yüzlesmeye dogru Mustafa Ünal
#3. Rehine pazarligi ve Taliban'in Orta Asya kozu Ibrahim Karagul -
Yenisafak
#4a. Hasan Bey'in gecesi 1 Ocak 2000, Cumartesi
#4b. Osmanli'ya bir medhal
#5. Türkiye ve Çeçenistan (I) Hakan Kirimli
#6. Türkiye ve Çeçenistan (II) Hakan Kirimli
#7. Çeçenistan dersleri Hasan Ünal
#8. Siyah-beyaz Gündüz AKTAN-03 Ocak 2000 Pazartesi-Radikal
#9. Yeltsin sonrası ve Türkiye
Ferai TINÇ-03 Ocak 2000 Pazartesi-Hürriyet
#10. Türkiye için SEDAT SERTOGLU
#11. "Dövlet tipi ülkücü kafa"

<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<
NOT: Okuyuclarimizdan Levent Ağaoğlu’nun teklifi uzerine Asya Pasifik Haber
Bultenimiz yakinda baslayacaktir. Levent Ağaoğlu, Turkistan newsletter editoru
olarak Asya Pasifik Bultenini hazirlayacaktir..

#1. Turkiye'nin Asya Stratejisi Tartismasi ve Asya-Pasifik Haber Bülteni
Önerisi

Turkiye'nin Avrupa Birligi uyeligine aday olarak kabul edilmesinden once
bulteninizde konu ile ilgili cok yararli bir tartismayi baslatmistiniz. Bu
konuda elde edilen olumlu neticenin ufkumuzu AB ile sinirlamamasi ve AB ile
gorusmeler surecinde Turkiye'nin Asya-Pasifik ulkeleriyle stratejik
iliskileri gelistirerek AB ile masaya guclu bir bicimde oturmasi
gerekmektedir. Zaten AB ulkelerinin Asya-Pasifik bolgesine yonelik belirli
bir stratejisi de vardir. ABD'nin Cin ile Dunya Ticaret Orgutu
gorusmelerini olumlu bir bicimde tamamlamasini takiben AB ulkeleri de Cin
ile ayni konuda gorusmeye baslamislardir.

"Türkler Asya'yi neden unuttular, yoksa unutmak mı istediler, böylesine bir
kalkinma hamlesinin neden uzağında kaldılar?" hesaplaşmasinda, konu ile
ilgili düşüncelerimi Internet üzerinden başarılı bir biçimde yayın yapan
kuruluşunuz Turkistan Online'a iletmeye karar verdim.

Ülkemiz topraklarının %98'inin Asya'da yer aldığını, ülkemizin coğrafi
olarak Küçük Asya diye adlandırıldığını da unutmuş_ gibiyiz. Asya ne yazık
ki henüz devletimizin ve aydınımızın stratejik algılaması içine girmiş
değil. Uzakları pek sevmiyoruz açıkçası. Bilinçaltımıza işlenmiş_. `Aman
evladım, açılma boğulursun' "öğütü ile yetiştirilmiyor muyuz hepimiz?.

Akdeniz bölgesi dünyanın merkez eksenini teşkil ettiği dönemlerde
Akdeniz'in süper gücü olan ve Akdeniz dışına çıkamayan, çıkmak istemeyen
Osmanlı İmparatorludu gelişme ekseni Akdeniz dışına, Atlantik'e kayınca
yıkılıp gitmişti. Şimdi ise gelişme ekseni tekrar yer değiştiriyor.
Atlantik'ten (Avrupa'dan) Pasifik'e (Asya) kayıyor. Bu gelişme ise,
Avrasya'nın da aracılığı ile Türkiye'ye büyük bir fırsat sunuyor.

Global GSMH'de Asya ülkelerinin payı 1950'den itibaren artış göstermeye
başlamış_ ve 1950 yılında %19 olan oran 1992'de %33'e yükselmiştir. Bu
oranın 2025 yılında % 55'e çıkarak Batı ülkelerini geride bırakması
beklenmektedir. Batı ülkelerinin global GSMH payını, Asya'daki hızlı
kalkınma neticesinde, 2025 yılında % 30 oranyna gerilemesi tahmin
edilmektedir. 1992 yılı itibariyle dünya nüfusunun % 13'ünü teşkil eden
Batı ülkelerinin global GSMH payı % 45'tir.

Türkiye ihracatinin sadece % 5'i Asya-Pasifik bölgesine yönelik iken, AB
ihracatinin % 11'i ve ABD ihracatinin % 32'si bu bölgeye yöneliktir.
Asya-Pasifik'in Avrupa'ya giriş kapisinda yeralan Türkiye, ortaya konacak
somut hedefler ve bu hedeflerin adim adim uygulamaya dönüştürülmesinin
saglayacagi dinamizm ortami ile birlikte AB ve ABD'nin sözkonusu bölgeye
gerçekleştirdigi ihracat performansina ulaşarak, büyüyen pazarlara kayma
biçimínde özetleyebilecegimiz global trendi yakalayabilecektir

1997 yılında bölgeden 6 milyar dolarlık ithalat yapan Türkiye'nin bölgeye
ihracatı 1.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Böylece, Türkiye
Asya-Pasifik'e bir satarken dört alarak net alici konumunda bulunmaktadir.

Türkiye, Avrasya'da yer alırken Asya-Pasifik de Avrasya'nın komşusudur.
Türkiye, Avrupa, Avrasya ve Asya-Pasifik arasinda köprü görevi görerek,
Avrasya'yı ve Avrasya'daki Türk boyutunu Asya-Pasifik'e, Asya-Pasifik'i ise
Avrupa ve Avrasya'ya taşımalıdır. Türkiye Avrasya'da takılıp kalmamalı,
Avrasya üzerinden Asya-Pasifik'e ulaşmalıdır.

Türkiye, bölgedeki işbirliği çerçevesiyle ve şimdiden alınacak tedbirlerle
Bir Uçtan Bir Uca Asya'daki gelişmeyi birlikte yaşayarak Asya-Pasifik
alanına doğru hareketlenmeli ve Avrupa-Asya Pasifik alanındaki boşluğu
doldurma rolünü üstlenmelidir.

Buna karşılık Asya-Pasifik bölgesine Türk basınının da ilgisi çok yetersiz
bir düzeydedir. İlgi ancak resmi ziyaretlerin yapıldığı dönemlerde bölgeyi
ziyaret eden gazetecilerin ilettikleri haberlerle sınırlı kalmaktadır. Türk
gazetelerinin Asya-Pasifik ülkesinde bürosu bulunmamaktadır. Türkiye ne
yazık ki Asya-Pasifik'i tanımamakta ve bölgede de tanınmamaktadır.
Türkiye'de konu ile ilgili literatür çok sınırlı olup, 1990'lı yıllarda
yayımlanan Sayın Cem Kozlu ve bilhassa Sayın Mehmet Öğütçü'nün öncü
kitaplarının dışında bir çalışmaya rastlanmamaktadir.

Şimdiden, başdöndürücü bir hızla oluşacagı düşünülen Asya'nın Asyalılaşarak
tekrar merkez olması gelişmesini nasıl yakalayacağımız sorusu yerine
şimdiden alınacak tedbirlerle gelişmeyi birlikte nasıl yaşayacağımızın
cevaplanması düşünülmelidir.

Önümüzdeki yüzyılın merkez eksenini teşkil edecek olan Asya'nın, Türk
devletinin ve aydınının değerlendirmelerinde _şimdiki uzak konumundan yakın
algılama içerisine çekilmesini ve Asya algılamasının sadece Türk
Cumhuriyetleri ile sınırlı kalmayıp, Avrasya ve Asya-Pasifik'in bütün alt
bölgeleriyle birlikte değerlendirilmesi çabalarına katkıda bulunmak
amacıyla Asya-Pasifik* ile ilgili İngiliz dilinde yayımlanan basında
yeralan haber ve makalelerin derleneceği ''Asya-Pasifik Haber Bülteni'' nin
Internet siteniz üzerinden yayımlanması ve Bulteniniz uzerinde Turkiye'nin
Asya Stratejisi tartismasinin baslatilmasi hususunu görüşlerinize sunarım.

Saygılarımla,
Levent Ağaoğlu
*Pasifik Okyanusunun çevrelediği batı havzası ve havzanın hinterlandında
yeralan ve kuzeyde Japonya , güneyde Yeni Zelanda ve batıda Pakistan ile
sınırlanan üçgen içerisinde yeralan ülkeler Asya-Pasifik bölgesi olarak
tanımlandı. Doğu Asya, Güney Doğu Asya grubunda yeralan ülkelerin yanısıra,
Güney Asya grubunda yeralan ülkeler de bölge kapsamında değerlendirildi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme