köşe yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köşe yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2018 Cuma

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ “İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle” 16 Şubat 2018


GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ
“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”
16 Şubat 2018


“Bakteriye itibarını veren kadın
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz “Mavi Kapital” üzerinde yaşıyor. Mavi dünyamızın içindeki zenginliğin ne kadar farkındayız acaba… Türkiye-AB iş birliğiyle gerçekleşen Teknoloji Transferi Hızlandırma (TTH) Projesi sayesinde Prof. Dr. Gülşen Altuğ'un varlığını keşfettim. Sizi de tanıştırmak istiyorum. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim dalı profesörü. 18 yıldır “mavi dünya” kodlarını çözmek üzere çalışıyor. 6 patentli bir bilim insanı. Yakında ticarileştireceği petrol yiyen bakteri, kanser tedavisinde kullanılacak bakteri, organik tarım ve bina dış yüzey korumada etkin olan bakteri ürünlerle piyasaya çıkacak.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/bakteriye-itibarini-veren-kadin/403456

Bir yılda üç büyük şirketini yabancılara satan Hamdi Akın bu konuda geleneksel işadamlarından ayrılıyor. Ona göre şirketin sağlığı, daha hızlı büyümesi ve Türkiye’yi büyütmesi açısından satılmalı, bu satış yabancıya olursa daha da anlamlı. İşte Hamdi Akın’ın bu konudaki görüşleri:”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1839909-sirketi-satmamak-vatana-ihanettir

“Ekonominin geleceğinde madencilik sektörünün çok önemli bir rol oynayacağını, adeta Türkiye’yi uçuracağını” belirten Hamdi Akın, Kastamonu’nun Hanönü İlçesi’nde Türkiye’nin en büyük bakır madenlerinden birisini üretime açacaklarını bildirdi.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1839909-sirketi-satmamak-vatana-ihanettir

Bir özel okul yöneticisiyle konuşurken, “Ortaokul öğrencileri arasında çete savaşları oluyor, evdeki oyuncak silahlarını okula getiriyorlar” diye yakınıyor.”. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nuran-cakmakci/cocuklar-gucu-modelliyor-40743454

Sonuçta, inandırıcı olmayan tezler, bölgede ne devletlerin ne de halkın desteğini alamaz. Bölge ülkesi Türkiye’nin işi zor. Ancak ABD’nin de işinin pek kolay olmadığı ortada.”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/nihat-ali-ozcan/abd-ve-guven-sorunu-2610892/

“Girişimlerin DNA’sında global ölçekte iş yapmak var fakat bu konuda Amerika, Kuzey ve Batı Avrupa’nın oldukça gerisindeyiz. İlk günden itibaren global olmak için adımlar atmak konusunda çekiniyoruz, korkuyoruz. Özellikle de ülkemizde çok büyük yatırım turları olmamasının ana sebebi olarak hep global düşünen girişimler olmamasını gösteririm. Yani birçok girişimcimiz “Türkiye pazarı zaten çok büyük, burada pazar lideri olmak, tüm dünyada kullanılan bir ürünüm olmasından daha değerli” diye düşünüyor. Bu konuda maalesef çok rol modelimiz de yok.”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/serkan-unsal/girisimciler-icin-globallesme-2611047/

Rusya ve Çin'in askeri gücünü hızla küreselleştirdiği, Çin'in Suriye'de önemli yeraltı kaynaklarını kullanım hakkını elinde tutan Kanadalı Sinopec Grubu'nu satın aldığı bir ortamda, 2007-2016 arası ABD'nin askeri harcamaları yüzde 5 daralırken, Çin'in askeri harcamalarını nerdeyse yüzde 120, Rusya'nın ise yüzde 85 artırdığını gözlemledik. 'Çok kutuplu' 2. Soğuk Savaş dönemi açısından, Türkiye, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı'yla, Doğu Akdeniz'deki siyasi ve askeri gücünü daha da perçinlerken; Enerji Bakanlığımızın Milli Enerji ve Maden Stratejisi ile de, Bakan Albayrak'ın ifade ettiği gibi, 'tarih'ten ve 'Milli Egemenlik'ten gelen haklarını hiç kimseye yedirmemeye kararlı.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/kerem-alkin/2018/02/16/dogu-akdeniz-ve-guney-cin-denizi

TEDES denen sistemi kullanan bazı belediyeler, sürücüyü uyarmak yerine pusuya düşürerek milyonlarca liralık ceza kesmiş ama trafik kazalarını azaltamamışlardı. Teknolojiyi pusucu zihniyetin emrine vermekle olmuyormuş.
Yeni sistemde göz önüne alınması gereken EDS cihaz sayısından ziyade cezaların hakkaniyetipusu kurmak yerine uyarılar ve daha da önemlisi, trafiği zora sokan kent haydutlarını trafikten ayıklama olmalıdır.
Emniyet şeridini fütursuzca kullanan, "sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye polise diklenen haydutlar, sinyal kolundan habersizler ve daha da önemlisi trafikte kurallara uymamayı maharet sananlar, son EDS revizyonu işe yarar umarım. 
Sürücüyü uyarın, bilgilendirinuymayanı cezalandırın ama yeter ki pusu kurmayın.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/16/suruculere-pusu-kurmayin

TÜRKİYE'NİN DEVLERİ HAZIR DEĞİL
Türkiye'nin büyük sermaye grupları henüz bu konuda büyük yatırımlardan yapmaktan çekiniyor.
Gayrimenkul sektörüne yatırım yapmak Türkiye'nin sanayi devi kuruluşlarının ayrılmaz parçası oldu. Bu duruma devletin teşvik politikaları da sebep olsa da Türkiye'den girişimlerin erken aşama dışında küresel adımlar atmak için ileri aşama yatırımlara da ihtiyacı var. Koç Holding, Sanko, Zorlu Holding gibi kurumlar, yatırımlar konusunda daha istekli davranmaya başlasa da hepsinin yaptığı yatırım henüz bir Hasan Aslanoba'nın kişisel olarak yaptıkalarına yaklaşamıyor.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/sirt/2018/02/16/teknoloji-girisimi-sermayesi

“Peki, İsmet Paşa tüm bu olup bitenlerden nasıl bir sonuç çıkardı. İşte cevabı: "ABD'nin sorumluluğuna inanıyordum, yanılmışım demektir." Hem de ne yanılma... Demek ki siyasette yanılma olabilirmiş. Önemli olan o yanılmadan ders çıkartmak.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ovur/2018/02/16/ismet-pasa-nasil-yanildi-2

“ABD'li yetkililer bir süre daha teklif ve üstü örtülü tehditlerle Türkiye'yi oyalamak isteyebilirler. Fark etmez, artık katar yola çıktı. Zeytin Dalı operasyonu başarılı oldukça eninde sonunda Washington ile sonuç alınacak diplomasi trafiğine ulaşacağız. İster olumlu ister olumsuz, artık görüşmek sonuç verecek.
Umalım ki Trump yönetimi "Türkiye kontrolden çıktı, sert durun" tavsiyesine değil, "Suriye-YPG politikasını Türkiye'nin endişeleri çerçevesinde revize edin" önerisine kulak verir.”.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/duran/2018/02/16/amerikalilarla-gorusmek-artik-sonuc-verir-mi

Taraflar olgunlaşmıyor

Balkanlar’da uzun bir süre devletler kıyasıya mücadele etmişler, bu arada insanlığa karşı ne kadar suç varsa hepsinin işlenmesine de göz yummuşlardı. Ne zaman ki oyunun kazananı olmayacağı anlaşılmış, o zaman uluslararası müdahale yapılmıştı. 
Suriye, giderek uluslararası müdahaleye uygun hale geldi. Bunun bir kaç biçimde tasarlanması mümkün. Ya BM Barış Gücü kurulur, ya NATO BM izniyle duruma müdahale eder, ya da yine BM onayıyla Suriye’ye özel bir müdahale gücü oluşur. Bu türden çalışmalar var ise hiç kuşkusuz “barış gücü” içine girmeye çalışan, Fransa gibi son derece hevesli devletler olur. Dolayısıyla pazarlığın bir yanını, kimlerin Suriye’ye gideceği oluşturur. 
Ancak esas sorun belki de hangi devletlerin dışarıda bırakılacağı ile ilgilidir ve bu noktadaki kilit ülke de İran’dır. 
Dikkat etmek lazım. Eğer uluslararası müdahale senaryolarında İran dışarıda bırakılmaya çalışılıyor ise “dışarıda bırakılacaklar” konusunda da pazarlık yapılıyor demektir ve bazı devletler Türkiye’nin de dışarıda bırakılmasını savunabilir. Üstelik bunu savunan da bugün Türkiye’ye yardım eden bir devlet olabilir.”. http://www.star.com.tr/yazar/suriye-icin-uluslararasi-mudahaleye-mi-hazirlaniliyor-yazi-1310247/





14 Şubat 2018 Çarşamba

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 15 Şubat 2018

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ
“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

15 Şubat 2018

Mevcut üretim yapısının ithalata bağımlılığının yarattığı yapısal “cari açık” önemli kara deliklerden biri. Güler Sabancı’nın, “Dijitalleşme ile dünyadaki hızlı değişim tüm ülkeleri tekrar başa, başlangıç çizgisine getirdi. Bu da bize yep yeni bir fırsat penceresi araladı” saptamasından hareket edersek, yeni nesil OSB’lerde yeni nesil üretim tesislerini kurarken, sermaye yetersizliği yanında dışa bağımlılığı artıran diğer etkenleri de analiz etmeliyiz. Yeni nesil OSB’lerde yapılacak yatırımlara, gereksiz sermaye bağlamamak için “başlangıç noktasına hassas bağlılık ilkesine” uyarak, ön-araştırmalara gerekli para, emek ve zamanı harcamalıyız. Özellikle de, yığılmaları önleyerek, sinerjik kümelenme yaklaşımını öne çıkarmalıyız.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/yeni-nesil-osbler-ve-kumelenme-bilinci/403315

MENBİÇ SORUSU
Türkiye, artık ABD’siz hatta ABD’ye rağmen politikalar oluşturmayı öğrendi. Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ”ABD, Ortadoğu’da Türkiyesiz yapamaz. ABD, Ortadoğu’da YPG’ye dayanarak kalamaz. Ama Türkiye, ABD’siz yapar” dedikten sonra sıraladı:

“ABD, Katar’a ambargo koydu, başarılı olamadı.
İran’daki ayaklanmayı destekledi, başarısız oldu.
Kudüs oylamasında BM’de kaybetti.
Irak’ta, Suriye’de başarılı olamadı. Fırat Kalkanı operasyonunu engelleyemedi, Afrin’i durduramadı.
Sahada sürekli kaybeden ABD var”

Afrin ve Menbiç, Türk-Amerikan ilişkisinin sınanacağı yer olacak.

Şu sözler Bekir Bozdağ’a ait, ”Türkiye, giremesin diye ABD, Münbiç’e asker yığıyor. Oraya gireceğiz. O zaman ne yapacak ABD, Türk askeriyle savaşacak mı?”

Soru önemli, cevabını ise sahada göreceğiz.”.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/abd-menbicte-turk-askeriyle-mi-savasacak-40742454

Yazıya nokta koyarken bir olumlu gelişmeden söz edeyim. Yüksek teknolojili ürünleri ticaretleştirmek için devreye girecek olan Gebze Muallimköy’deki Bilişim Vadisi’nin birinci etabı tamamlanmış. İleri teknolojili üretim yapacak 24 firma bölgeye yerleşmiş.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/son-bes-yilda-dis-ticarette-teknoloji-yogunlugu/403331

“Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu ile bundan iki sene önce bir söyleşi yapmıştık ve Aksakoğlu, “Araştırmalar erken çocukluk dönemine yapılan yatırımın, çocuğun kişisel gelişiminin yanında, önemli bir sonuç daha doğurduğunu ortaya koyuyor. O da ekonomi. Bu yaştaki çocuklara yapılan her 1 dolarlık yatırım 10 dolar olarak geri dönüyor’’ demişti. Vakıf, Brezilya, Hindistan, İsrail, Peru, Tanzanya, Uganda ve AB bölgesi kapsamında projelere destek oluyor. 20 yıldan fazla bir zamandır da, Türkiye’de farklı paydaş ve ortaklıklarla, çeşitli projelere finansal ve teknik destek sağlıyor. Türkiye’ye ilk hibesini 1989 yılında gerçekleştiren vakıf, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, şirketler ve yerel yönetimlerle iş birlikleri yaparak dezavantajlı ailelerin çocuklarına yönelik çeşitli projeler gerçekleştiriyor.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/cocuklara-yatirim-yapmak-firsat-esitligini-saglar-fakirligi-azaltir/403306

“Bugün geldiğimiz noktada, UNESCO “Cracking the code” Raporu’na göre; 1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Ödülü kazandı. Bu sayı erkeklerde 572. Dünyadaki tüm araştırmacıların sadece yüzde 28’i kadın. Kızlar, yaşları ilerledikçe erkeklere nazaran STEM konularına ilgi duymamaya başlıyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, 10 ila 11 yaşlarında kızlar ve erkekler STEM’le neredeyse aynı derecede ilgilenirken; 18 yaşına gelindiğinde ise STEM eğitimine katılım erkekler için yüzde 33 olurken, kızlar için yüzde 19’a düşüyor.”.  https://www.dunya.com/kose-yazisi/bir-emoji-bin-kelimeye-bedel/403261

Küresel paniğin varlığı Ortadoğu'da görülüyor ise bunun göstergeleri nelerdir? Ortadoğu'daki olaylar küresel panik ile ilgili değilse asıl senaryo nedir? Bir ön alma varsa önü kimler almaktadır, neyin önü alınmaktadır? Panik mi var, sistemli bir şekilde abartılmış olaylara karşılık abartılmış tepkiler mi var?”. http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/kuresel-panik-yogunlasirken-1-851766

Yabancıların Türkiye’den aldığı gayrimenkul tutarı da 14 yılda 41 milyar dolara vardı. Bu tutar da cari açık toplamının yüzde 7.6’sını oluşturuyor. Yani açığın bu kadarı gayrimenkulle karşılandı.
- Sonuçta ya büyümeden ödün verip cari açığı aşağı çekeceğiz ya da doğrudan yabancı yatırımları artırıp cari açığın daha büyük kısmını bu yolla finanse edeceğiz. Tersi ise bıçak sırtı gidiştir.“. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1838487-dogrudan-yabanci-yatirimin-yaridan-fazlasi-gayrimenkul
 Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, bana ‘2017 Yılında Türkiye’de Kitap Üretimi’ başlıklı raporu gönderdi. Rapordaki bazı rakamlar kitap ve okur sayısının arttığını gösteriyor.”. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dogan-hizlan/kitap-okuyoruz-40742458
 “Raporu incelediğimde en büyük artışın çocuk ve gençlik yayınlarında olduğu görülüyor:”. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dogan-hizlan/kitap-okuyoruz-40742458
 Türkiye’de oyun çok kesiliyor, çünkü çok faul yapılıyor. Türkiye’de oyunu daha az kesmenin yolu, daha az faul düdüğü çalmak değil, daha fazla kart göstermek. Ve oyuncuyu o faulü yapmaktan vazgeçirmek.”. http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/ugur-meleke/turkiyedeki-kadar-aldatan-ve-kufur-eden-oyuncu-yok-40742397
 Eğer Afrin’e girilmesin teklifini ana muhalefet yaparsa, PKK varlığını bölgedeki şehir üzerinden sürdürmek için hazırlık yürütebilir. Bu söyleneni de dünya kamuoyuna servis eder. Bu konuşmalar masada karşı argüman olarak önümüze konabilir.”. http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/afrinde-neler-oluyor-6214


“Geçmişle ilgili hep sahada kazanıp masada kaybediyoruz diye hayıflanıp üzülürüz. Bugün ise sahada ve masada kazanmaya başladık. Bunu da çantanın kabarık olmasından yapabiliyoruz.”. http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/afrinde-neler-oluyor-6214


Bugün Türkiye’nin dış ticaret açığının iki temel kalemi vardır; enerji ve ara malı ithalatı. Türkiye ekonomisi, yukarıda anlattığımız eski paradigmanın sonucu olarak, yatırım malı, ara malı kullanımında ithalat yoğun bir ihracat, üretim profili oluşturdu.
Tam şimdi bunu kırmamız gerekiyor. Yerli üretimi ve yerli sanayi tedarikini teşvik edecek, yeni üretim/ihracat ekonomisinin oluşturulması gerekiyor.
Bu konu yalnız cari açık meselesi değildir, aynı zamanda, yüksek katma değerli küresel rekabet dinamiği meselesidir de...”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cemil-ertem/yeni-bir-donem-2610259/
 Cari açık 47.1 milyar dolara yükseldi. Açığı sermaye hareketi ve borçlanma ile finanse edemedik. Döviz rezervinden 8.2 milyar dolar yedik. Bu rakamlar öncelikli sorunumuzun cari açık olduğunu gösteriyor.”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-uras/cari-acik-belasi-2610282/
 Nobel Barış Ödülü sahibi Karman, “Türkiye milyonlarca Suriyeli’ye kucak açtı. Bu asla unutulmayacak” dedi ve ekledi: “Suriye’deki tehlike sadece Esad rejimi değil, aynı zamanda terör örgütleri..”“. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/hilalkaplan/2018/02/15/turkiyenin-durusu-asla-unutulmayacak
 “Bu süreçte en fazla sorumluluk üstlenen ise ihracatçımız olacak. Zira teröre karşı sıkılan her kurşun, yerli milli silahlarımız kadar ülkeye döviz girmesini gerektirir.
Bunu da yapacak olan ihracat akıncılarımızdır. Nitekim Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) eğilim araştırması 2017, 4'üncü çeyrek gerçekleme ve 2018 1'inci çeyrek beklenti anketi, firmalarımızın dörtte üçünün "anlamlı artış" beklediğini gösteriyor.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/15/dis-gorev-yalnizca-mehmetcik-icin-mi

“Sahte hesaplar, gerçek dışı haberler ve paylaşımlar yüzünden 2017'de zorlu bir yıl geçiren Facebook, Avrupa'nın dört bir yanından 300 topluluk liderini ağırladığı buluşmada (Facebook Communities Summit) bulaşıcı sosyal iyiliğin yayılması için çaba harcıyor. Tüm Avrupa'dan sosyal girişimlerin ve toplulukların katıldığı etkinliğe Türkiye'den kadın, eğitim, seyahat ve sağlık konusunda çeşitli topluluklar da katılma şansı yakaladı. Geçtiğimiz hafta Londra'da düzenlenen etkinliğe Türkiye'den "Saçım saçın olsun", "Araştıran Anneler", "Mide Lobisi", "İhtiyaç Haritası", "Bisikletli Kadın İnisiyatifi", "Interrail Türkiye" ve "Kalpler Erisin" gibi Facebook topluluklarının yöneticileri yeni geliştirilen özellikleri tanıma ve diğer topluluklarla tanışma şansı yakaladı.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/sirt/2018/02/15/sosyal-aglar-iyilik-de-bulastiriyor


“Bugün sokağa çıkıp, "Truman Doktrini'yle başlayan bu ilişkiyi kim başlattı?" diye sorsak alınacak cevap belli; Demokrat Parti. Oysa gerçek böyle değil. 1947'de İsmet Paşa döneminde yapılan antlaşmanın altında CHP'li Başbakan Hasan Saka'nın imzası var.
Bugün ABD ile yaşadığımız bütün problemler o ilk adımda saklı. MİT'inden Özel Harp Dairesi'ne kadar her şeyimizi kontrol eden bir ABD gerçeği böyle başladı ve ABD'nin önü o antlaşmayla açıldı.
Bu gerçeği seslendiren sol Kemalist aydınlardan M. Emin Değer, ABD-Türkiye ilişkileri üzerine çok sayıda kitap yazdı. Onlardan biri de "Oltadaki Balık Türkiye" kitabıydı ve tam da bugün yaşadığımız ABD gerçeğine ayna tutuyordu.
Değer, o başlangıcı şöyle anlatıyordu: "Türkiye ve Yunanistan'a Yardım Kanunu olarak adlandırılan Kongre Kanunu, bizim ve Yunanistan'ın ABD'ye 'özgürlük ve bağımsız varlığımızın sürdürülmesine yardım edilmesi' için başvurduğumuzu belirten girişle başlar.
Bu paragrafı ne zaman okusam, Bağımsızlık Savaşı şehitleri karşısındaymışım gibi utanç duyarım..." 
Türkiye o yardımlar ve o ilk antlaşmayla oltaya yakalanan balık olmuştu. Değer'egöre Türkiye'yi oltadaki balık yapan ise İsmet Paşa'ydı. Onun kendisini nasıl hüsrana uğrattığını şu sözlerle anlatır: "Ve nasıl olur da bir ülkenin lideri ülkesinin yazgısını bir başka ülkenin sorumluluğuna bağlardı. (...)
Evet, öyleydi Mustafa Kemal'in ülkesi, onun arkadaşı İsmet Paşa'nın izlediği politikanın esiri olmuştu." “. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ovur/2018/02/15/abd-ve-ismet-inonu-1


Ama artık bütün yollar tükendi.
Gerçeği ne kadar çarpıtsalar da sonunda hakikati kabul etmek zorunda kaldılar. ABD Ulusal İstihbarat Dairesi'nin (DNI) hazırlayıp Amerikan Kongresi'ne sunduğu raporda, "YPG'nin PKK'nın Suriye'deki milis gücü" ve "otonom bölge arayışında" olduğuna vurgu yapıldı.
Rapordaki en tuzak ve dikkat çekici ifade ise kuşkusuz "YPG'nin otonom yapı arayışı Türkiye, Rusya ve İran'ın direnciyle karşılaşacak" tespitiydi.
***
Bu mayınlı cümle her şeyden önce bir taşla uç kuş vurmayı hedefliyor. YPG'yibir anlamda tasfiye kararı alan ABD yönetimi, kendi ihanetinin suçunu ise üç ayrı ülkeye yıkıyor.
Rapordaki ifadelerde terör örgütü ile diğer devletler arasında adeta hakem rolüne soyunduğu görülen ABD, YPG'ye "Ben size otonomi verme taraftarıyım. Ancak Türkiye, 
Rusya ve İran bunu kabul etmiyor.
Bu üç ülke karşısında şu anda bir şey yapamam" diyerek real-politik bir bahaneyle ihanetini de perdelemeye çalışıyor.
Böylece ABD, YPG/ PKK'nın Türkiye, İran ve Rusya'ya yönelik hıncını diri tutarak zamanı geldiğinde terör örgütünü yeniden bu aktörlere karşı devreye sokmayı planlıyor.
***
Hâsılı kelam, bu kirli rapor aslında ABD'nin bir yandan rehin aldığı ve kandırdığı Kürtlerle devletçilik oyununu sürdüreceğinin, bir yandan da 'our boots on the ground /sahadaki muharip gücümüz' dediği ama aslında Pentagon'un postalı konumundaki YPG üzerinden Suriye'yi bölme planından vazgeçmeyeceğinin itirafıdır.
Zira ABD'nin Suriye'deki PKK/YPG projesi, bölgeye yönelik kaos zincirinin yeni halkasıdır.
İşte bu yüzden Pentagon'un YPG=PKK itirafındaki bu hinlik, bir meydan okumadır.
Bir bakıma Türkiye başta olmak üzere aynı anda üç ülkeyi hedefe koyan yeni bir terör projesinin ilanıdır.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/bercan-tutar/2018/02/15/abdnin-ypgpkk-hinligi

 

Geri adım atmayacak…

Hesabımızı bu gerçek üzerinden yapmak zorundayız. Tehdit tırmanacaktır. Deyr Zor’da PKK’ya karşı harekat yapan Baas ordusu için Fırat’a köprü kuran Rus mühendisleri öldüren, Türk askerine de Münbiç’te kurşun sıkar mı, evet, sıkabilir. 
Şaşırır mıyız, hayır! Savunma bütçesine bir terör örgütü için 550 milyon Dolar’lık askeri yardım yerleştiren, her şeyi göze almış demektir.”. http://www.star.com.tr/yazar/bakmissin-munbicte-iki-suriye-bayragi-yazi-1309794/ 

Bunu beklemiyorlardı. TÜRKİYE'yi YALANLARLA UYUTACAKLARI BİR ÜLKE SANIYORLARDI... Yanıldıklarını anladılar... Artık çok geç...
AFRİN merkezde tuzak üzerine tuzak hazırlıyorlar. Hepsi de PENTAGON'dan gelen plan ve emir doğrultusunda. Aylarca süren çalışmalar yapıldı. Onlarca TÜNEL inşa edildi!
PEKİ NE OLDU!
MEHMETÇİK terörü tünelde de olsa tasfiye etti...
.”. https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2018/02/15/plan-cop-oldu
 Tarihte görülmemiş bir hesaplaşma yaklaşıyor
Bunların tamamı dünyayı bekleyen bir büyük tehlikeye hazırlık çabalarıdır. Tam anlamıyla küresel hesaplaşma, bozgun, fırtına yaşanıyor ve bu büyük bir savaşın ön işaretleridir. Türkiye dahil, kendini bilen her ülke, her millet böyle bir teyakkuz halindedir.
Önümüzdeki yakın dönemde ne ile karşılaşacağımız, dünyanın nasıl bir yere sürükleneceği kestirilememektedir. Ancak bugünkü küçük çatışmaların çok büyük bir hesaplaşmanın parçası olduğunu, o büyük hesaplaşmanın hızla yaklaştığını artık biliyoruz.”.  https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/suriye-uzerinden-dunyalar-savasi-bati-sarsici-bir-yenilgi-yasayacaktir-2044433

Türkiye, ABD’nin en büyük oyununu Afrin’de bozuyor
Bu yüzden Afrin harekatı sadece bir terör operasyonu değildir. Çok daha büyük bir hesabın parçasıdır. Çok daha büyük bir tehdidi ortadan kaldırma girişimidir. Çok büyük bir oyunu bozma mücadelesidir. ABD ve yakın müttefiklerinin coğrafyayı paramparça etme, Türkiye’yi vurma hatta imha etme, Müslüman dünyayı tarih dışına itme planlarına karşı topyekun direniştir. Biz buna vatan savunması, Milli Mücadele, “Acımasız Direniş” diyoruz. Afrin operasyonunun çok ötesinden bir gerçeklikten hareket ediyoruz.”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/suriye-uzerinden-dunyalar-savasi-bati-sarsici-bir-yenilgi-yasayacaktir-2044433

Biz aslında Afrin’de bütün coğrafyayı savunuyoruz
Afrin diyerek küçümsemeyin. Burada çok büyük, çokuluslu bir hesaplaşma yaşanıyor. Burada hem Türkiye’nin hem bütün bölgenin savunması yapılıyor. Burada hem Suriye’nin hem Türkiye’nin geleceği kurtarılıyor. Burada Batı’nın son kalesi devriliyor.“. https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/suriye-uzerinden-dunyalar-savasi-bati-sarsici-bir-yenilgi-yasayacaktir-2044433



Doğrusu ben ABD mahreçli bir Dünyâ Düzeni kavramının manâlı bir beklentiye karşılık geldiğini düşünmüyorum. Bunun esaslı bir şekilde kaynaklarla alâkalı olduğu kanâatindeyim.  ABD sınırsız kaynaklara sâhip olduğu için, meselâ Britanya’nın bir zamanlar olduğu üzere,  kendisi dışındaki dünyâya bu açıdan bağımlı değildir.  Dolayısıyla kendisi dışındaki dünyâyı düzene sokmak gibi bir endişesi olmayacaktır. Tam tersine dünyâya nizamsızlık verdiği nispette kendi varoluşunu daha da güçlendirecektir. Uluslararası ilişkiler literatüründe  “oyun kurmak” ve “oyun bozmak” kavramları sık kullanılıyor. Ama bence yanlış bir şekilde. ABD’yi “oyun kurucu” , üstelik en büyük oyun kurucu güç gibi görmek bir hatâdır. Tam tersine ABD en büyük “oyun bozucu” güçtür. Ortadoğu’daki beceriksizlikleri tesâdüfî ve ârızî değildir. Kanâatimce “ABD aklını mı kaybediyor?” tarzı sorular sormamız bîhudedir. Bu tarz şaşkınlıklar onun oyun bozucu siyâsetlerinin yanlış hesap ve beklentilerle değerlendirilmesinin neticesidir. Biraz dikkât edilirse bu çok kolay anlaşılacaktır. ABD dünyâya hiç bir şey vaad etmiyor. Gelecekteki dünyâ işbölümüne dâir; meselâ Çin’in Yeni İpek Yolu projesi benzeri,  en küçük bir teklifi yok. ABD’nin dünyâ sahnesine sürdüğü iki şey var: Dolar ve silâh… Sürümlerini ve bunların çevrimini  garanti altına almak için kullanacağı tek bir duygusal sermâyesi var:  korku.. Korkuyu örgütleyebildiği ve yönetebildiği nispette kaotik siyâsetlerini işletebiliyor. “. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/yeni-dunya-duzeni-sakasi-2044430  

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 14 Şubat 2018



GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ

“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

14 Şubat 2018

“Kısaca, şurası açıktır ki ABD artık hegemonik üstünlüğünü kaybetmektedir ve İsrail’i normalleşmeye yani işgal ettiği toprakları terk ederek, uluslararası hukuka saygılı bir biçimde barış içinde bir arada yaşamaya razı olmaya ‘ikna’ edememenin bedelini ödemek durumunda kalacaktır.” Bunlardan ilki, Ortadoğu’da meydana getirdiği istikrarsızlaşma, sınırları yeniden çizme siyasetinin ABD’yi bölgeden tasfiye etmesidir; diğeri ise, İsrail’in geleceğini tehlikeye atarak var olmasının meşruiyetini ortadan kaldırmasıdır. Problemin cevabı bu sorudadır: ABD, Türkiye’ye rağmen neden PKK/PYD ile müttefiktir?”. http://www.aksam.com.tr/yazarlar/vedat-bilgin/abdnin-israil-cikmazi/haber-707647

Bitcoin’i unutun, ağaç dikmek daha kârlı!

World Resources Institute (WRI) and The Nature Conservancy (TNC) tarafından gerçekleştirilen bir araştırma paranın ağaçta yetiştiğini ortaya koyar nitelikte. Rapora göre, ağaç dikim işine giren şirketler, satışlarını her yıl 10 kata kadar arttırabiliyor.
Rapor, orman vasfını yitirmiş arazileri restore etmenin sadece çevre açısından değil yatırımcılar ve girişimciler açısından da çok önemli bir fırsat oluşturduğunu ortaya koyuyor ve birçok yatırımcının bu konudaki potansiyelin farkında olmadığının altını çiziyor.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/bitcoini-unutun-agac-dikmek-daha-karli/403143

üstelik bilginin sadece kulaktan ve internetten öğrenilebileceğine inanmaya başlamış olan bizim gibi toplumlarda da mükemmel bir cehalet vasıtası olur!”. http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1836969-googlea-sor-ve-yanlis-ogren

“- Aslında turizm sektörünün yeniden canlanması, büyüme ve istihdama destek vermesi deyim yerindeyse hızır gibi yetişiyor. Çünkü ekonominin dört sürükleyici sektöründen inşaattan durgunluk ve sorun yaşama işaretleri geliyor. Konut talebinde meydana gelen durgunluk fiyat artışları ve inşaat faaliyetleri finansmanını zorlaştırıyor. Konut sektörünün en önde koşmaktan kesilmesinin yaratacağı boşluğu bir ölçüde turizm sektöründen gelecek destek doldurabilir.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1836987-mahserin-dort-atlisinda-durum-konut-yavasliyor-turizm-hizlaniyor

Yaşlılık yorgunluğunun bir değil, birçok nedeni var. Kalp, akciğer, karaciğer ve böbreklerin eski kapasitelerini kaybetmeleri, uykunun kalitesinin bozulması akla gelen ilk sebepler. Ama nedense gözden kaçan çok önemli bir sebep daha var...
Yorgunluk yaşlılığın vazgeçilmez sorunlarından ve sonuçlarından biri. Kendine ne kadar iyi bakarsa baksın yaşı ilerleyen herkes az ya da çok ama mutlaka yorgundur. Peki neden?
Yaşlılık yorgunluğunun bir değil, birçok nedeni var. Kalp, akciğer, karaciğer ve böbreklerin eski kapasitelerini kaybetmeleri, uykunun kalitesinin bozulması, metabolizmanın yaşlılığa yenik düşmesi, tiroit bezinin tembelleşmesi akla gelen ilk sebepler. Ama nedense gözden kaçan çok önemli bir sebep daha var: Kas erimesi!
Daha önce de açıkladım, bir kez daha hatırlatayım: 40’lı yaşlardan sonra dikkat etmeyen herkes kas kaybına uğruyor. Bu kayıp 70’li yaşlara varıldığında yüzde 30’ları bulabiliyor. Bu da ciddi ölçüde “mitokondri” kaybı anlamına geliyor.
Mitokondri kaybı ise enerji üretiminin yetersizliği ile eş anlamlı bir durum. Toparlamak gerekirse yaşlılığa bağlı yorgunluğun esas nedeni kaslarımızı ve onlarla birlikte mitokondrilerimizi kaybetmemizdir.
“Peki bu kaybı önlemek mümkün mü?” diyorsanız cevabımız hazır: YÜRÜYÜN!
Hem de her gün, bıkmadan, usanmadan yürüyün. Yürümekle de yetinmeyin, yüzün, golf, tenis oynayın, kayak yapın. Özellikle tempolu yürüme alışkanlığını her yaşta ısrarla sürdürmek, yaşlılık yorgunluğunu önlemenin en etkili ilacıdır.”. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/osman-muftuoglu/yaslandikca-neden-yorgun-duseriz-40740668

Açıkçası sahadaki manzara da pek iç açıcı değil. ABD dış politikası sığ fikirli askerler tarafından şekillendiriliyor.
Pentagon YPG'yi beslemeye devam ediyor.
CENTCOM ne yazık ki Türkiye'yi düşman görüyor.”.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/fahrettinaltun/2018/02/14/abd-ypgyi-turkiyeye-karsi-egitip-donatiyor

Nitekim bugün Türkiye, Kurtuluş Savaşı’ndakinden çok daha kapsamlı ve karmaşık bir kuşatma altındadır. “. http://www.star.com.tr/yazar/abdulhamid-hana-yapilanlari-dogru-anlayan-yeni-oyunun-sifresini-de-cozer-yazi-1309337/


Gerçek şu ki Amerika PKK/PYD’ye verdiği silah ve mühimmatları asla geri almayacak. Bu silah ve mühimmatlar Suriye üzerinden Türkiye’deki terör örgütlerine geçmeye devam edecek. Hedef belli, iç çatışma ve ABD’nin Türkiye’ye müdahalesini sağlamak. ABD’nin Küresel Üstünlük Dönemi Sonrası Risk Değerlendirmeleri başlıklı bu yılki raporunda Türkiye’de 10 yıl içinde bir iç savaş yaşanacağı ve ABD’nin Türkiye’ye askeri müdahalede bulunulacağı ileri sürülüyor. (Mattis’in PKK terörünü Türkiye sınırları içinde silahlı ayaklanma iftirası ve yalanına çevirmesi bu yüzden).”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/bulentorakoglu/abd-turkiyeye-mudahale-edebilir-mi-2044418

13 Şubat 2018 Salı

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 13 Şubat 2018



GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ


“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

13 Şubat 2018

O da; ABD’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik projesinden neden geri atmamaktadır? Çünkü bu proje uzun dönemdir hazırlık aşamasındadır. Çünkü bu proje; ABD’nin İsrail’in güvenliğini ve dolayısıyla ABD çıkarlarını Ortadoğu’da daha az maliyetli, daha az zahmetli olarak yerleşik hale getirerek, ABD için Pasifik stratejisine gözü arkada kalmadan yoğunlaşmasına katkı sunacak. Buna göre yapılmak istenen tıpkı İsrail gibi bölgede yeni bir garnizon devletçiği üretmektir. Bunun etnik bir kimlikle anılması aldatıcıdır. Kurgulanan yapı; sunidir, kukla işlevlidir, mazlum halkların refahı ve mutluluğunu gözetmeyendir, zengin ve bereketli topraklara göz koyma girişimidir.”. http://www.aksam.com.tr/yazarlar/prof-dr-yasar-hacisalihoglu/emperyalizme-karsi-ic-cepheyi-tunc-haline-getirmek-c2/haber-707349

“Artık oyalama kabilinden vaatler değil, somut adımlar görmek gerekiyordu. Çavuşoğlu, Tillerson’dan bu yönde taleplerde bulunacaklarını, ilişkilerin düzelme ile tamamen bozulma ayrımına geldiğini ifade etti.”. http://www.aksam.com.tr/yazarlar/markar-esayan/abd-ile-yol-ayriminda/haber-707343

“Kitap diplomasisi de bunlardan birisiydi. Batılı akademik kurumların oryantalist bakış açısıyla ürettikleri bilgiyi adeta sömürgeciliğin keşif kolu olarak kullanmasına karşılık, Sultan Abdülhamid de, bilgi-iktidar ilişkisine yön veren bazı tasarruflarda bulunuyordu. Kitap diplomasisini de bu bağlamda değerlendirmek mümkün. Nitekim Sultan’ın ABD’deki Kongre Kütüphanesi başta olmak üzere, İngiltere’deki önemli akademik kurumlara sandıklar içinde kitaplar gönderdiği bilinmektedir. (Detaylı bilgi için bkz. H. Anameriç - F. Rukancı, ‘II. Abdülhamid Dönemi Kitap Diplomasisi’ makalesi). Amerikan Kütüphanesi’ne tahta çıkışından 1884’e kadar geçen süre içerisinde telif ve tercüme 411 kitabı üç sandık halinde gönderdiği kayıtlarda mevcuttur. Aynı şekilde okyanus ötesi kurumlardan da içi kitap dolu sandıklar geliyordu.”. http://www.aksam.com.tr/yazarlar/h-humeyra-sahin/sultan-ii-abdulhamid-ve-kitap-diplomasisi-c2/haber-707333

Türkiye’nin et sorununu çözmek artık radikal yaklaşımlardan geçiyor. Yatırım ortamı özellikle tarım ve hayvancılık için düzeltilmeli. Arazi tahsisini devlet yapmalı, oyunun kurallarını koyup, gözetlemeli ve denetlemeli. Girişimcinin sermayesi de büyük olacak, teknoloji ve yenilikleri getirecek ve buna göre iyi kazanacak. Bankacılar gibi, kazandığı çok görülmeyecek. İki de bir uygulamalar değiştirilmeyecek. Buraya yerli, büyük sermaye grupları ve gerekirse uluslararası yatırımcılar davet edilmeli ve modern büyük hayvan çiftlikleri organize hayvancılık bölgelerinde kurulmalıdır.
Konu acildir. Yoksa ekonomi batmayacak, ama eti dünyanın iki üç katı daha pahalı yemeye devam edeceğiz.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1835391-ette-buyuk-devrim-yapilmali#


Faiz nasıl düşer?
Bütün bu anlattıklarımız, Türkiye’de bu yüksek faiz-yüksek enflasyon kronik işsizlik döngüsünün nasıl kırılacağını da ortaya koyuyor. Öncelikle finans sisteminde yüksek faiz üreten tekelci-oligopol yapıyı kırmak bunun için güçlü reformlar yapmak gerekiyor.
Tekelleşmiş para “piyasalarının” alternatifi olarak rekabetçi sermaye piyasalarını ve bu piyasaların derinliğini oluşturmak gerekiyor.
Kamu bankalarının, banka sisteminin hastalıklı oligopol “piyasasının” dışında, rekabetçi fiyatlamaları öne çıkarmaları ve yüksek tekelci karlardan vazgeçmeleri gerekiyor. Kamunun, her düzeyde ve her alanda rekabetçi girişim sermayesini, yüksek katma değer üreten ekonomiyi desteklemesi ve tekelci fiyatlamalardan koruması, piyasa girişlerini küçükler lehine açması gerekiyor.
Bugün "Masa başında faizler düşmez” diyenler tam da masa başında yüksek faiz tekeli oluşturuyorlar, piyasayı reddediyorlar. (İşte faiz lobisi bu anlayışın toplamıdır.)
Biz ise, bu adımları atarak, dolayısıyla piyasayı çalıştırarak, tekelci eğilimleri kırarak faizlerin düşeceğini söylüyoruz.”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cemil-ertem/masa-basinda-faizi-kimler-2608948/

Emlak komisyoncularının aldıkları ücretler tüm dünyada sorgulanmaya başlandı. Çok yakın gelecekte emlak komisyonculuğunun yerini internet siteleri alacak. Bu sitelerde, her türlü isteğinizi karşılayan gayrimenkullerin, her parametresini bulabileceksiniz. Satışa çıkarılmış bütün gayrimenkullerin değerleme raporu ve 10 yıl boyunca bu gayrimenkule yapacağınız harcama olasılığı incelemesi hazır olacak. Beğendiğiniz gayrimenkule, istediğiniz mobilyayı yerleştirip, duvarlarını istediğiniz renge boyayarak, mimari ve mühendislik izinleri dâhilinde istediğiniz tadilatı yapabileceğiniz bir internet sitesine kavuşacaksınız. Üstelik komşularınızın kalitesini görebilecek ve internet üzerinden aynı anda gayrimenkul kredinizi alabileceksiniz. Satın alma işleminiz de yine internet üzerinden birkaç dakika içinde gerçekleşecek. Demek ki emlak komisyonculuğu işi geleceğin mesleği değil.”. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/yaman-toruner/hangi-meslegi-secmeli--2608821/

Kârının üçte ikisi finansmana giden sanayi, kalkınmaya yeterince destek veremez. Bankası, kullandığı krediyi her an geri çağırabilir tedirginliğiyle ekonominin çarkları hızlanamaz.
Türkiye ekonomisi bankalar olmadan olmaz. Ama bu zihin yapısındaki bankalarla da olmaz. Ülkenin kalkınmaya, yüksek ve sürdürülebilir büyümeye ihtiyacı had safhadadır. Ateş çemberi ortasında Zeytin Dalı operasyonuyla barışa yol açan Türkiye'nin ekonomisi, sağlam kalmak zorunda.
Bunun gereklerinden biri de faizin böylesine tırmandırıldığı ve kârlılığın bankalara aktarıldığı yapının düzeltilmesidir. Kalkınmaya odaklı ve yatırımı önceleyen 
zihin yapısındakalkınma bankacılığı bu yüzden büyüme için şarttır.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/13/kalkinma-bankasi-buyume-icin-sart

“Amerikan askerlerinin takdir ettiğim bir özelliği var. Emekli olduklarında empatileri artıyor ve ne yapılması gerektiğini daha iyi görüyorlar. NATO'nun eski Başkomutanı ve ABD Deniz Kuvvetleri'nden emekli Oramiral James Stavridis buna bir örnek.
PKK ile YPG'nin aynılığından hareketle Zeytin Dalı Harekâtı'nın haklılığını kabul eden Stavridis, NATO'nun bu operasyonda Türkiye'nin yanında olması gerektiğini söyledi:
"Pentagon tüm kanallarını Türkiye'ye açmalıdır. ABD'nin bölgedeki en büyük stratejik önceliği Türkiye'nin NATO'da kalmasıdır. En basit anlamıyla NATO, Türkiye'nin ayrılmasını kaldıramaz.".
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/duran/2018/02/13/gerilimde-yeni-asama-ve-stavridisin-uyarisi

Çarpıcı bir veri olan Nobel’i bir yana bırakıp, daha temelde yatan duruma bir bakalım: Son mevcut verilere göre, dünyadaki araştırmacıların üçte birinden az bölümünü kadınlar oluşturuyor. Aslına bakılırsa çağın son görünümü, kadınların üniversite eğitiminde kararlı bir şekilde yol aldığını ve mezunlar içinde yarıdan fazla sayıya ulaşmayı başardıklarını söylüyor. Lakin iş bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik paketi olan STEM eğitimi özeline inince birden değişiyor. Nitekim dünyada STEM ile ilgili alanlarda kız öğrencilerin varlığı üçte birleri ancak aşıyor. Hatta kendi içindeki kollara göre baktığımızda, hiç favori görülmeyen, yanına pek yaklaşılmayan disiplinler de göze batıyor.
Üstelik yüksek lisanstan sonraki mertebeye varınca da işin görünümü farklılaşıyor. Zira anlaşılan o ki; kadınların güçlü lisans ve yüksek lisans ilgisi, doktora ve özellikle de araştırmacılıkta devam etmek anlamına gelemiyor. Ve bu kapsamda karşımıza, dünyanın araştırmacı nüfusunda üçte bire bile ulaşamayan bir kadın varlığı çıkıyor.”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/haticekarahan/bilim-ve-kadin-2044396