16 Ekim 2016 Pazar

Çin Kaynaklarında Bilge Tonyukuk

Teslim olan aileleri alınca Bilge güneye akın yapmak planları yapıyordu. 

Tonyukuk dedi ki:

"Tang reisi cesur ve bilgili insanları barış ve refah içinde, fırsat doğmazsa, ayrılık çıkmazsa harekete geçilmemeli. Bizim milletimiz yeni (henüz) toparlandı. Hasta ve yorgunlar.  Beslenmeleri için üç seneye veya daha fazlasına ihtiyaç var. Ondan sonra bakışımızı değiştirir ve harekete geçeriz."
................................................................

Bilge yine şehirlerin etrafını surlarla çevirip budist tapınağı yapılmasını istedi. 

Tonyukuk dedi ki:

"Olmaz, Gök-Türk insan ve hane sayısı çok az. Çin'in yüzde birine yetişmiyor. Buna rağmen genelde karşı karşıya gelebiliyoruz.  (savaşabiliyoruz). Suları otlakları takip ederek, bir yerde uzun süre durmayarak ikamet ediyoruz. Av bizim mesleğimiz. İnsanların hepsi savaşçılığa antremanlı, bundan dolayı eğer kuvvetliysek askerlerle akın yapabiliriz. Zayıf olursak dağlarda ormanlarda gizleniriz. T'ang askeri çok olmasına rağmen kullanımsız. Eğer surlu şehirleri inşa edersek, eski geleneklerimizi değiştirirsek , bir kere mağlup olursak avantajımızı kaybeder, T'ang'a teslim oluruz. Ayrıca Budizm öğretisinin metodları insanlara zayıf olmayı öğretir. Kuvvetli olmanın, silah kullanmanın yolunda faydasızdır. Kumlamaz (inşa edilemez)."

Bilge ve diğer devlet adamları onun plan ve stratejilerini derinden kabul etti.

.......................................................................

Sekizinci yılın kışında (720) Yü-shih-tai-fu Wang Chün, Shuo-fang başkumandanı olarak batıda Basmılları, doğuda Hsileri, Ch'i-tanları iki yabancıyı çağırdı. Ertesi yılın sonbahar başlangıcındaki  vakitte, Shuo-fang ordusunun da hareketiyle birkaç yoldan girecekler. Chi-lo Suyunun yukarısında Gök-Türkleri bir baskınla yakalayacaklardı. Bilge duydu ve çok korktu.

Tonyukuk dedi ki: 

"Basmıllar şimdi Beşbalık'ta iki yabancı doğu ve batı olmak üzere çok uzaktalar. Güçlerini birleştiremezler. Wang Chün'ün atları askerleri buraya gelmeyi planlayamaz. Eğer gelirlerse, onlar varmadan, çadırlarımızı kuzeye üç günlük yola naklederiz. T'ang askerinin yiyeceği biter  ve geri giderler. Ayrıca Basmılların hafif (güçsüz) olması iyi avntaj, önce geleceklerini duydum. Wang Chün ve Chang Chia-chen birbirlerine yardım etmezler. İmparatora teklif ettiği şeyler yapılmazsa hareket etmeye cesaret edemezler. Eğer Wang Chün'ün asker ve atları gelmezse, Basmıllar yalnız varır. Biz de o halde onları bozguna uğratırız. Gücümüzle hallederiz." 

Basmıllar neticede Gök-Türk merkezine vardılar. Wang Chün ve Chi'-tan, Hsi'ler gelmedi. Basmıllar korkup geri çekildiler. Gök-Türkler saldırmak istiyorlardı.

Tonyukuk dedi ki: 

"Bu halk evlerinden bin li ayrıldı. Ölümüne savaşırlar. Saldırmak zamanı değil. En iyisi takip edelim."

Pei-t'ing'e iki yüz li kala Tonyukuk ordusunu çeşitli kollara ayırıp önce Beşbalık (Pei-t'ing)'ı kuşatmaya başladı. Uzun süre takip ettikten sonra çarptı. Basmılların halkının hepsi Gök-Türkler tarafından yakalandı. Onların reislerinin erkek kız bütün çocukları yakalandı ve geri dönüldü. Tonyukuk, askerleriyle ilerledi Ch'iht'ing (bugün Kansu'da Lung-hsien'in batısında)'e çıktı. Liang eyaletinin koyun ve atlarını yağmaladı. Yang Ching-shu, Liang eyaleti askeri valisi (tu-tu), yardımcı general P'an Kuan unvanlı Yian Ch'eng'e askerleriyle takip edip saldırmaya gönderdi.

Tonyukuk dedi ki: 

"Yang Ching-shu eğer kaleyi savunuyorsa barış, eğer askerleriyle ortaya çıktıysa savaşmanızı emrediyorum. Şimdi zafer kazanabiliriz. Başarı gelmeli."

................................................................

Bilge Kağan , teslim olan aileleri elde edince güneye akın yapmak istedi. 

Tonyukuk dedi ki: 

"T'ang reisi cesur ve kuvvetlidir. İnsanları huzur ve refah içindeler. Fırsat doğmadıkça hareket edemeyiz. Bizim halkımız yeni toplandı. Hasta ve zayıflar. Beslenip kendilerine gelmeleri için üç yıldan fazla zamana ihtiyaç var. Değişimi (gelişmeleri) görür ona göre harekete geçeriz."
.......................................................................

2693 a

Bilge yine şehirlerin etrafına surlar yaptırmak ve Budist mabedleri inşa etmek istedi. 

Tonyukuk yine dedi ki: 

"Olmaz. Türklerin hane sayısı az. Çin'in yüzde biri bile değil. Genellikle karşı gelebiliyoruz. Suları otklakları takip ederek bir yerde sürekli ikamet etmeyerek yaşıyoruz. Avcılık insanların mesleği. İnsanların hepsi savaş için eğitimli, kuvvetliysek yağmaya giriyoruz. Zayıfsak dağlara, ormanlara saklanıyoruz. T'ang askeri her ne kadar çok ise de idaresi faydasız  (savaş için). Eğer surlu şehirler inşa edersek, bir hücumda kaybedilir. T'anglıların avantajına olup, ele geçirirler. 

Ayrıca Budizm insanları zayıflatır. Savaş alanlarında faydası yoktur. Mabetler inşa edilemez."

Bilge Kağan ve diğerleri onun dediklerini derinden etkilenip kabul etti.
............................................................

Sekizinci yılın kışında (720) Yü-shih-tai-fu unvanlı Wang Chün, Shuo-fang başkumandanı olarak, batıdan Basmılların, doğudan Ch'i-tan, Hsi gibi iki yabancının o yılın sonunda hareket ettirilmesini, Shuo-fang ordusunun da ilerlemesiyle Gök-Türklerin Chi-lo suyunun yukarısındaki merkez otağlarının basılmasını rapor etti. Bilge bunu duyunca çok korktu. 

Tonyukuk dedi ki: 

"Basmıllar şimdi Pei-t'ing'de iki yabancı  (Liang-fan) doğuda, birbirlerine çok uzaklar. Güçlerini birleştirip hareket edemezler. Wang Chün'ün askerleri buraya gelemez. Eğer gelirlerse, onlar varmadan çadırlarımızı üç günlük yola naklederiz. T'ang  askerlerinin yiyecekleri biter, geri giderler. Ayrıca Basmıllar hafif (güçlü değiller). Duydum ki önceden gelecekler, bu iyi bir avantaj. Wang Chün ile Chang Chia-chen birbiri ile anlaşamaz. Eğer istedikleri yerine getirilmez ise hareket etmeye cesaret edemez. Eğer Wang Chün'ün eşekleri ve atları gelmez ise Basmıllar yalnız gelirler, saldırıp kolayca ele geçiririz."

Basmıllar neticede Gök-Türklerin merkezine vardı. Wang Chün ve İki yabancının askerleri gelmedi. Basmıllar korktu ve geri çekilip gittiler. Gök-Türkler onlara saldırmak istediler. 

Tonyukuk dedi ki: 

"Bu halkın evi bin li uzakta sonra saldırırız. Şimdi saldırma zamanı değil. En iyi onları takip etmektir."

Pei-t'ing'e iki yüz li kalınca Tonyukuk orduyu yollara ayırdı. Önce Pei t'ing'i ele geçirdiler. Sonra Basmılları mağlup ettiler. Halklarının kadın erkek hepsi Gök-Türklere esir düştü. Dönüşe geçtiler. Tonyukuk askerleriye Ch'ih-t'ing'e girdi. Eyaletin at ve koyunlarını yağmaladı. Yang Ching-shu, Laing eyaleti askeri valisi, yardımcı general ve P'an-kuan olan Yüan Ch'eng'ı Gök Türklere karşı savaşa gönderdi.  

Tonyukuk dedi ki:  

"Eğer Ching-shu kalede  kalıp savunmaya geçti ise barış yaparız. Eğer askerlerini çıkarıp buraya geldi ise, bu bizim lehimize avantaj, savaşalım. Başarı bizim. "  

Ching-shu'nun emrindeki askerler Ch'i-tan'ların olduğu yerde asilerle  (Gök-Türklerle) karşılaştı. Yüan Ch'eng, askerlerine birbirlerinin omuzlarını tutarak savaşmalarını emretti. Sonra çözüldüler. Rüzgar, kar, soğuk yüzünden yay ve mızraklar çalışmadı. Neticede subaylar büyük bozguna uğradı. Yüan Ch'eng vücudunu soyup (zırhlarını çıkarıp) kaçtı. Yang Ching-shu görevden alındı. Liang eyaletinin işleri sivil müfettişlerle idare edildi. Bundan sonra Mo-ch'o'nun halkına sahip oldu. Aniden elçi gönderip barış teklif etti. Hsüan Tsung'un oğlu sayılmayı istedi. İmparator kabul etti. Shang prensesi istedi. İmparator çok hürmet gösterdi ve hediye bağışladı.

Kaynak: Ahmet Taşağıl, Göktürkler I.II.III


******************************************************
Bizim mülteci hanelerimiz bu sefer kendisine katılınca, Kiçig Şad (Bilge Kağan) güneye doğru inip baskınlar yapma konusundaki planlarını Tonyukuk ile görüştü.

Tonyukuk da:

" T'ang hükümdarı bilge ve alp bir kişidir; halk huzur içinde yaşıyor; bu yıl da bereketli oldu; bizim onlara hücumumuzu kolaylaştıracak, yani, saldırı için sebep olabilecek hiçbir açık gedik bırakmamışlar; bu yıl hiçbir şekilde harekete geçmememiz lazım. Halkımız daha yeni biraraya geldi, henüz kendimize gelemedik; daha birkaç sene dinlenip beslenmeğe ihtiyacımız var. Ancak, duruma bakıp durumun değişmesi üzerine harekete geçebiliriz" dedi.
....................................................................................
Kiçig Şad, bu sefer de kale ve surlar yapmak; mabet ve tapınaklar inşa etmek isteyince, 

Tonyukuk: "Olmaz! Türk halkının nüfusu az. Tang idaresindeki hanelerin sayısının yüzde biri kadar bile eğil. Bizim düşmana karşı uzun zaman direnebilmemizin sebebi, sadece su ve otları izleyerek yaşmamız, oturduğumuz yerin devamlı olmaması, (yani, devamlı olarak aynı mekanda oturmamamız) ve hepimizin silah kullanmaya alışık olmasıdır."
....................................................................................

"Güçlü olduğumuzda askerlerimizile istila ve yağma hareketlerine geçmeliyiz; zayıflayınca da dağ ve ormanlara kaçıp gizlenmeliyiz. Tang askerleri sayıca çok olsa da, bunun pek faydası olmaz, (yani bizim arazimizde onların kalabalıklığı pek işe yaramaz)."
..................................................................................

"Eğer, kale ve surlar yapıp yerleşir, eski adetlerimizi değiştirirsek, günün birinde mağlup olur ve Tang tarafından yutuluruz."

..................................................................................

"Ayrıca mabet ve tapınaklarda yapılan ibadet ile, insanlar, insancıl ve zayıf olarak yetişmektedir; mücadeleci olmanın, savaşmanın ve güçlenmenin yolu bu değildir. (Yani, bizim için bu durumda mabet ve tapınaklar inşa etmek) olacak iş değildir" dedi.
.................................................................................

Kiçig  Şad ve yanındakiler (Tonyukuk'un) bu siyasetini içtenlikle onayladılar.

................................................................................
Tonyukuk: "Basmıllar bugün Başbalık'dadır. Söz konusu bu iki sınır ötesi kavmin doğu-batı ekseninde uzağına düşerler. (Doğuda ve batıda kalan bu kavimler) güçlerini birleştiremezler."
................................................................................

"Wang Chün'ün ordusu, benim tahminime göre, buralara gelemez."

................................................................................

"Eğer gelecek olurlarsa, onların gelmesine az kala, kağanlık otağının  (bulunduğu Ordukent'i) kuzeyde üç günlük mesafeye nakledersek, Tang ordusunun erzakları biter ve kendiliklerinden dönüp giderler."

................................................................................

"Basmıllara gelince, onlar hem tedbirsiz, hem de menfaat peresttirler; İmparatordan emir alınca hemencecik gelirler; ayrıca Wang Chün ve Chang Chia-chen'in arası açık, birbirlerine karşı olan memnuniyetsizliklerini İmparatora arznamelerle bildiriyorlar; onun için de harekete geçemezler."

 ................................................................................

"Eğer Wang Chün'ün ordusu gelmez de, Basmıllar kendi başlarına gelirlerse, o zaman bir hücumla onları ele geçiririz. Durum kolay olur" dedi.

................................................................................
9.Yılın sonbaharında (721) dediğimiz gibi, Basmıllar, Türklerin kağanlık otağının (bulunduğu Ordukent'e ) geldiler; Wang Chün'ün ordusu ile, sınır ötesi iki kavim gelmedi.
................................................................................

Basmıllar korkup geri çekildiler; Türkler hücum etmek isteyince, Tonyukuk: "Bu halk, kendi yurtlarından 1.000 li uzakta bulundukları için muhakkak ölünceye kadar savaşır. Sakın onlara bu sırada hücum etmeyelim. Onları askerle kvalamak daha iyidir." dedi. 

.................................................................................
Prof Dr İsenbike Togan; Çin Kaynaklarında Türkler. Eski Tang Tarihi. (ChiuTang-Shu), TTK.2006

  
----------------------------------------------------------------------------------------

Mo-ki-lien boyunduruk altındaki barbarları (hu) egemenliği altına aldığı günden güneye inmeyi ve sınır bölgesinde soygunlar yapmayı amaçlıyordu. 

Tun-yu-ku şöyle dedi: 

"Bu olmaz!  Göğün Oğlu akılı ve cesur. Halkı birlik içinde yaşıyor ve hasat bereketliydi, bu nedenle (bir baskın için) herhangi bir boşluk yok. Bunun ötesinde askerlerimiz...."
......................................................................................

Tu-küler geri döndü, Çi-ting'e gitti  ve Liang-çov'u yağmaladı. Tutu Yang King-şu memurları Lu Kung-li, Yüan Çeng ve diğerlerine askerlerin başına geçerek  (Tu-küe'lere) saldırıp onları yakalamalarını emretti. 

Tun-yü-ku şöyle dedi: 

"Eğer (Yang) King-şu şehri savunursa, onunla barış yapamayacağım. Ama eğer askerlerini ileri gönderirse, onunla ölümüne savaşacağız. O zaman onu mutlaka yeneceğiz!" 

(Yüan) Çeng ordusuna bir emir verdi: "Çıplak kollarınız ve gerilmiş yaylarınızla ileri fırlayın!" O sırada hava çok soğudu; askerlerin derisi (soğuktan) çatladı, bu nedenle elleri ne yayı gerebildi ne de oklara  (dokunabildi). Bunun sonucunda ağır bir yenilgi aldılar. Yüan Çeng kaçtı, (Yang) King-şu da görevinden alındı ve sıradan bir vatandaş olarak Li-ang-çov'un askeri işlerinin yönetiminde görevlendirildi. Böylece Tu-küe'lerin gücü büyük bir artış gösterdi ve (ölen) Mo-ço'nun tebaasının kalanını tümüyle emirleri altına aldılar.
..............................................................................................

Pi-kia (Bilge=Küçük Şad) Tang zamanında Budist ve Tao  (!) tapınakları inşa ettirmek istediğinde Tonyukuk ile bu konu hakkında konuştu, ama o şöyle yanıt verdi: 

"Sağlam yapılar inşa ederek eski geleneğimizi,yani bağımsız oluşumuzu yok etmemeliyiz. Aksi halde Tanglar tarafından yok ediliriz. Ayrıca Budist ve Taocu öğretiler insanlara iyilik ve zaaf öğretiyor, bu da savaşmak ve güç kazanmak için doğru bir yol değil." 

Bunun üzerine kağan planından vazgeçti. Tüm bunlar gerçi ancak Tapo zamanında Budizm'in Tuküe'ler tarafından desteklendiğini gösteriyor, ama bu, Tuküe'lerin yalnızca Tapo'dan beri Budizm'i tanıdıkları anlamına da gelmiyor.
.............................................................................................

Kiutang-şu'ya göre Tonyukuk Hilerin, Ki-tanların ve Çinlilerin Tuküe'lere karşı ortak saldırı planını öğrenince şöyle diyordu: 

"Eğer gerçekten gelecek durumda olsalardı, o zaman onların buraya gelmesinden kısa süre önce çadırlarımızı kuzeye doğru üç günlük yolculukla erişebilecek bir yere taşırız." Tang-şu bunu şu şekilde değiştiriyor: "Hepsi gelecek olurlarsa, üç gün önce bütün adamlarımızı kuzeye kaydırmak zorundayız."  
.............................................................................................

Kiu-Tang-şu'ya göre Tonyukuk bir savaştan önce şöyle demişti: 

"Eğer Yank King-şu kendisini güçlendirmek için şehri savunursa, o zaman onunla barış anlaşması yapacağım Ama karşı saldırı için askerler gönderirse, onlarla ölümüne savaşacağım. Şimdi (Pa-si-milere karşı) zafer kazanacağımıza inanıyoruz, bu nedenle başarılar elde edeceğiz." 

Tang-şu burada da metni biçemsel kaygılarla kısaltmış: 

"Eğer Yang King-şu şehri savunursa onunla barış anlaşması yapacağım. Eğer dışarıya asker gönderirse, onlara karşı sert biçimde savaşacağız. O zaman onu mutlaka yeneriz." Kiu-tang-şu'da özellikle zaferin nedeni öne çıkartılıyor. Tonyukuk galip geleceğini biliyordu, çünkü askerleri Pa-simileri yendikleri için zafer sarhoşluğu içindeydi. Tang-şu zaferin nedenini öylece siliyor. 

Kaynak: Liu Mau Tsai, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, İstanbul, 2007

  

     

14 Ekim 2016 Cuma

Asya Yazıları: Haluk Berkmen

http://www.halukberkmen.net/yazilar.php

    Ruhsal İnsan

7- Asya Şamanlığı
[ Şaman, Baksı, Castaneda ]

16- Ruhsallığın Simgesi
[ Tengri, Maya, Ramses, Orta Asya ]

19- ON ve OK Damgaları
[ Asya kültürü, OK damgası, Mandala ]

    Kadim Diller

1- Kök Dil Arayışı
[ asya kültürü, unutulmuş tarih, kök dil arayışı ]

2- Yazının Gelişimi
[ Asya Dilleri, Eski Yazılar, Kaybolmuş Diller, Japonca, İndus Yazısı ]

9- Doğu Asya Dağılımı 
[ Kuril adaları, Ainu, Genetik ]

12- Orta Asya Belgeleri
[ Tunhuang, Dunghuang, Paul Pelliot ]

14- Göktürk Parasındaki Yazı
[ Göktürk parası, Göktürk, Asya kültürü, Türk yazısı ]

25- Asya Kökenli Barınaklar
[ Piramit, Ehram, Ziggurat, Çadır, Tipi ]

26- Asya'dan Amerika'ya

34- Asya Kökenli Diller
[ Asya dilleri, Ural-Altay, OK dilleri, OK halkı, Osk, Etrüsk ]

50- Asya'nın Kutsal Hayvanları
[ Kaplumbağa, Dağ Keçisi, Koç, Koyun ]

64- Asya Kültürünün İzleri
[ Hakkâri Kabartmaları, Asya heykelleri, And-içme kadehleri. ]

69- Yeni Bir Genetik Kanıt
[ Asya kökenli diller, Malta oğlanı, Güneş kültü. ]


11 Ekim 2016 Salı

Tonyukuk Stratejileri: Bilge Güç

STRATEJİLER

  1. Bilge Tunyukuk'a, bana dedi (ki): "Bu orduyu sevk et," dedi, "(suç işleyenlerin) cezalarını dilediğin gibi ver. Ben sana (daha) ne diyeyim?" dedi, 
  2. Düşündüm. Kağanıma arz ettim. Orduyu yürüttüm. 
  3. Elli kadar asker yakaladık. O gece hepsinin halkına (bunlarla haber) gönderdik. O haberi alınca On-Ok beyleri ve halkı hep geldiler, boyun eğdiler. (Bize) gelen beylerini ve halkını derleyip toplayıp, bir az halk kaçıp gitmiş idi, On-Ok ordusunu sefere çıkarttım. Biz de sefere çıktık. Onları geçtik. İnci ırmağını geçerek, "Tanrı oğlu" denilen (dorukları ak) benekli ·(yani "karla kaplı") Ek dağını aşarak Demir Kapı'ya kadar vardık. Oradan (ordumuzu) geri döndürdük. 
  4. İkinci gün ateş gibi kızıp (üzerimize) geldiler. Savaştık. (Onların) iki kanadı bizden yarı yarıya fazla idi. Tanrı buyurduğu için, (düşman) çok diye korkmadık. Savaştık. Tarduş Şad'a doğru kovalayarak bozguna uğrattık. Kağanlarını tuttuk. Yabgularını, Şadlarını orada öldürdü(k). 
  5. İlteriş Kağan akıllı olduğu için, cesur olduğu için, Çinlilerle on yedi (kez) savaştı, Kıtay'larla yedi (kez) savaştı, Oğuz'larla (da) beş (kez) savaştı. Bu sırada sözcüsü de ben idim, düşmanla savaşanı da ben idim. 
  6. İnel Kağan'a, öylece Mançud'lar, Saka'lar, Tacik' ler, Tohar' lar ...ve onların berisindeki Aşok başlı Soğdak halkı hep geldiler, boyun eğdiler ve (kağanı övdüler?).
  7. Kağanım, (benim) kendimin, Bilge Tunyukuk'un arz ettiğim ricamı dinlemek lutfunda bulundu. "(Orduyu) gönlünce sevk et!" dedi. 
  8. Kağanıma arz edip ordu sevk ettim.  (Kağanımı) Şantung şehirlerine, denize kadar, götürdüm. (Kağanım) yirmi üç şehri zapt etti. 
  9. Kağanımla seferlere çıktık. Tanrı esirgesin, bu Türk halkı içinde zırhlı düşmanların akınına imkan vermedim, kuyruğu) düğümlü (düşman) atlarını koşturtmadım. 
  10. Kağanları cesur imiş, sözcüleri akıllı imiş. 
  11. Niye kaçıyoruz? (Düşman) çok diye niye korkuyoruz? Azız diye niye yenilelim? Saldıralım!" dedim. Saldırdık, talan ettik. 
  12. Temizin (yani "savaşıp yenilmemişin") utancı (savaşıp yenileninkinden) daha iyidir!" 
  13. Türk hakanını, Türk halkını Ötüken toprağına ben kendim, Bilge Tunyukuk, (getirdim).  
  14. Türk halkının Demir Kapı 'ya, Tanrı Oğlu " denilen dağlara (kadar) varlığı hiç yok imiş. O topraklara (Türk halkını) ben Bilge Tunyukuk götürdüğüm için san altınları, beyaz gümüşleri, kızları kadınları, hörgüçlü develeri ve ipekli kumaşları fazlasiyle (önümüze) getirdiler.
  15. Uzak mesafelere keşif devriyeleri gönderdim, gözetleme kulelerini (yerli yerince) koydurtum. Dönen düşmanı (geri) getirirdim. 
SİYASET BİLİMİ
  1. Devlet de devlet oldu, halk da halk oldu.
  2. İlteriş Kağan kazanmasa (idi), ve ben kendim kazanmasa (idim) devlet de halk da olmayacak idi. (Kağan) kazandığı için ve ben kendim kazandığım için, devlet de devlet oldu, halk da halk oldu. 
  3. Kapgan Kağan yirmi (yedi yaşında?) ........... idi. (Onu ben) Kapgan Kağan (olarak) tahta oturttum. 
  4. Şimdi ben kocaldım, yaşlı oldum. Herhangi bir ülkedeki kağanlı (yani "bağımsız") bir halkın  böylesi bir (devlet adamı) var ise, (o halkın) ne (gibi) bir sıkıntısı olacak imiş? 
  5. Türk halkı, (kendi) hanını bulmayınca, Çin'den ayrıldı; han sahibi oldu; (fakat) hanını bırakıp Çin'e yeniden bağımlı oldu. 
  6. Türk Sir halkı, ülkesinde, asla gelişmesin. Mümkünse, tümüyle yok edelim, 
  7. Türk halkı öldü, mahvoldu, yok oldu. Türk Sir halkının ülkesinde boy kalmadı. 

TARİH


  1. Türk Bilge Kağan(ın) hükümdarlığında yazdırttım. Ben Bilge Tunyukuk. 
  2. İlteriş Kağan kazanmasa (idi), (ya da hiç) olmasa idi, ben kendim Bilge Tunyukuk kazanmasa (idim), (ya da) ben hiç olmasa idim, Kapgan Kağan Türk Sir halkı ülkesinde boy da, halk da, insan da hiç olmayacak idi. 
  3. İlteriş Kağan ve Bilge Tunyukuk kazandığı için Kapgan Kağan'ın Türk Sir halkının gelişmesi (işte) bu(dur).  
  4. Türk Bilge Kağan, Türk Sir halkını, Oğuz halkını besleyerek tahtta oturuyor. 


Kaynak Metin: Talat Tekin, Orhon Yazıtları, Simurg, İstanbul, 1998

8 Ekim 2016 Cumartesi

“Bir ülkenin harici tacirleri, o ülkenin yed-i eminleridir.”

Yenikapı’da yeni bir kapı aralanmış, eşiğini aşındırmayalım, tadını kaçırmayalım. Memurin takımıyla Lobying olmuyor, ihale ettik hiç olmuyor. Bu işleri milli ve işadamlarımızın yönetiminde çözmemiz lazım. Kurtuluş Savaşının Galip Hoca’sı Atatürk’ün Baş Vekili Celal Bayar’ın emsali olmayan şu sözüne ne buyrulur.

“Bir ülkenin harici tacirleri, o ülkenin yed-i eminleridir.”


Avrupalı Türkleri; birileri Yeşil Sermaye olarak yoldu, DESİYAB’lar, Holdingler vs. çıktı, birileri rey deposu olarak gördü ama kimse onlardan ATİ’ye (gelecek anlamına) ait bir vazife istemedi. Türklüğün ati’si için ATİ (Avrupa Türk İnisiyatifi) Küçük bir çalışma ile AB parlamentosuna 10-15 Türk vekil sokmak iş değil, işten değil. 


Olmayan niyet ve ortak akıl…

Yalçın KOÇAK

http://www.yenidunyagundemi.com/kose-yazilari/sinir-otelemesi-506.html

5 Ekim 2016 Çarşamba

101 Yaşında Kaybettiğimiz, 60 Kitap Ve 422 Makale Hazırlayan Büyük Düşünür / İncelemeci Türker Acaroğlu’nun Eserlerinin Sayısal Dağılımı, İlkleri, Özellikleri, Önerilerimiz ve Özü (1) Bülent Ağaoğlu

Eserlerinin sayısal dağılımı:

Yayınlanmış kitaplarının sayısı 60’tır (Telif: 37; Çeviri: 23).
Telif kitap ve makalelerinin sayısı 470’dir. Bunlardan 48’i kitap ve 422’si makaledir. (48 telif kitabın 11’i henüz yayınlanmamıştır). (“Kitap Tanıtma Yazıları” bu sayılara dahil değildir).

Yayın türlerine göre dağılım:

Açıklamaları – Röportajları: 14
Kitap – Telif: 37
Kitap – Basılmamış:  6
Kitap – Çeviri: 23
Kitap - Henüz Yayınlanmamış: 7
Kitap Tanıtma / Köşe Yazısı: 898
Makale-Bildiri / Çeviri: 17
Makale-Bildiri / Telif: 422
Toplam 1424

Yaptığımız aramalarda “Bildiri” sayısını 38 olarak tespit ettik.
Bu malzeme anahtar kelime verilerek tarafımızdan tasnif edilmiştir. Verilen anahtar kelimelerin toplam sayısı 667’dir. Bunların dağılımı;

Bulgaristan Ve Bulgaristan Türkleri: 124
Kaynakça Ve Kaynakçalar: 115
Edebiyat: 109
Kütüphanecilik: 59
Yaşamöyküsü: 54
Halkbilim: 52
Dil: 45
Sözlükler: 30
Kitaplar (Öznesi ‘Kitap’ Olan Yayınlar): 15
Dokümantasyon : 12
Basın: 4
Gagauzlar: 8
Çeşitli: 7
Politika:  7
Sanat: 5
Tarih: 5
Yazarlar: 4
Arşivcilik: 3
Coğrafya: 3
Eğitim: 3
Kültür: 2
Spor: 1

Yukarıdaki tablonun bazı söyledikleri:

Ülkemizde Bulgaristan ve Bulgaristan Türkleri üzerine en çok yazan kişidir. 
Bilgisayarın olmadığı dönemde kaynakça üzerine büyük bir etkinlik.
Kütüphanecilik ve kaynakçayla sınırlı kalmamış, bazı başka alanlarda da eserler vermiştir. İlgi alanının çok geniş olduğu anlaşılıyor. Kendisi ile bu tabloyu paylaştım. Söylediği şu oldu: “Bir kütüphanecinin kaliteli hizmet verebilmesi için her alana ilişkin yeterli bilgisi olmalı. Kütüphaneye gelen kullanıcıya talebiyle ilgili olarak “şu kitaplar da var” diyebilmeli. Bu da ilgi alanının geniş olmasına bağlıdır”. 
Burada insanın aklına şu soru tabiatıyla geliyor: “Ülkemizde Türker Bey gibi ilgi alanı geniş olan kütüphaneciler kimlerdir?”
Kaynakça hakkındaki yazılarının sayısı 10’dur.
Kitap olarak basılmış ve basılmamış 48 telif eserden 36’sı liste (kaynakça, sözlük vs.) 12’si ise incelemedir.
Kitap ve makale olarak yayınlanan incelemeleri özellikle önemlidir. İncelemelerini özellikle önemsiyorum.

İLKLERİ

100 yaşına basan 2. kültür insanımız (mı?) 
Türk kaynakçacılarını ilk kez yazmıştır.
Birçok eseri ülkemizde ilklerdendir.

ÖZELLİKLERİ

Bitmeyen eser verme tutkusu. Devamlı olarak eser hazırlama azmi
Üretken
Enerjik, çalışkan
Canlı bellek
Meraklı
Ansiklopedist yönü
Başak burcu insanı
Farklı ilgi alanlarında yazı faaliyeti
Kelimelerin kökenlerine özel ilgi
Daktilo ile yazıyor. Bir de bilgisayar kullanabilseydi…

ÖNERİLER  

Bekleyen yayınlanmamış eserlerine sahip çıkılmalıdır: Türk, bilim, kültür ve düşün adamları ansiklopedisi. 3200 kişi. 7 klasör. / 100 ünlü Türk: Bilim, kültür, düşün adamları. / Atatürk kitapları kitabı. 1000 kitap./ Türkçeden Bulgarcaya geçen sözcükler.

Tüm eserleri taranarak (dijitalize edilerek) webe konulmalıdır. Bu görev öncelikle ailesini (kızları ve torunu) bekliyor...

Kaç künye derlediği tespit edilmelidir.

Maltepe Üniversitesi Kütüphanesine bağışladığı dergiler incelenip bunlarda mevcut yazıları tespit edilebilir. (Görüşü: “Benim kaynakçam bitmez”. Nerelerde, hangi yazıları olabilir?)

Kendisi için bir armağan kitabı hazırlanmalıdır. (Ülkemizde kütüphanecilik alanında yer alan 17 kişi için armağan kitapları yayınlanmıştır…)

Kaynakçası çalışmamızda yayın türlerine göre hazırlanmıştır. Ayrıca başka değişkenlere göre de ayrı listeler hazırlanmalı ve buralardan sayısal sonuçlar üretilmeli ve yorumlarda bulunulmalıdır. Kitap olarak yayınlanmasını önerdiğimiz eserde şu değişkenlere göre ayrı listeler yer almalıdır:  Yayın yılı / konu başlıkları / dergilere göre / yayıncılara göre / yayın türü / alfabetik.

100 yaşını bitiren ikinci Türk kültür insanı mı? Bu tespit edilmelidir. (Birincisi 1914 doğumlu Muazzez İlmiye Çığ olabilir).

Bibliyografya hakkında yazdıkları bir kitapta toplanmalıdır.

Kendisi bir makale yazabilir: “Bir kaynakçacının beyni kaynakça hazırlarken nasıl çalışır”

Adı Avcılar'da kurulacak bir kitaplığa verilmelidir.

Kendisi hayata bakış açısını, ilkelerini içeren "Hüküm Cümleleri"ni yazabilir.

Tespit edilebilir: 100 yaşına gelip de üretkenliğini devam ettiren kaç insan oldu dünyada?

“100 yaşına basan (ilk?) kültür insanı Türker Acaroğlu’nun yaptıkları” başlıklı bir kitapçık yayınlanabilir. Burada yaptıklarına, ilklerine ilişkin liste verilebilir. 

Kendisiyle ‘Nehir söyleşisi’ yapılmalıdır.

Onun hakkında kültür insanlarının görüşleri sorulmalı ve yayınlanmalıdır

Kütüphanesini 2012 yılında Maltepe Üniversitesi Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. Dileriz ki bunlar gecikmeden kataloglanır…

Bildirilerinin ayrı bir listesi yapılmalıdır.

ÖZÜ

Kendisinin en değer verdiği kitabını sordum. Aldığım cevap; “Bulgaristan’da yer adları kılavuzu”. Ben de makalelerden oluşan 2 ciltlik “Bulgaristan Türkleri Üzerine İncelemeler” kitabını en başa alıyorum.
12 inceleme kitabı mevcuttur. Bunlar Acaroğlu’nun esas katkısıdır.

-------------------------,
Bu yazımız, Müteferrika Kitabiyat Dergisi’nin 47. Sayısında (Yaz 2005/1) yayınlanan, adını Türker Bey’in belirlediği “100 Yaşında Bir Deliormanlı M. Türker Acaroğlu Kaynakçası” adlı çalışmamızdan bazı bölümleri içermektedir. (Dergideki yazımıza; “Yayınlanmış kitaplarının sayısı 60’tır (Telif: 37; Çeviri: 23).” satırı ilave edilmiştir.)  

3 Ekim 2016 Pazartesi

Büyük Türk Düşünürü Türker Acaroğlu'nun bugün 101 yaşında kaybettik.



                                   Mehmet Türker Acaroğlu 
                    (d. 21 Eylül 1915 Razgrad, Ö. 3 Ekim 2016, İstanbul), 
           
             Türk garbiyatçı, araştırmacı-yazar, bibliyograf, kütüphaneci, 
                 dokümantalist, çevirmen ve emekli derleme müdürü.


Ülkemiz bugün; araştırmacılığıyla (incelemeciliğiyle), kültürüyle, zarafetiyle, çalışkanlığıyla, eser verme heyecanıyla (tutkusuyla) örnek mi örnek 101 yaşındaki büyük bir değerini kaybetti: Türker Acaroğlu.

Katip Çelebi'nin (1609-1657) zirveye çıkardığı bibliyografya (Türker Bey'in deyimiyle; kaynakça) ekolünün temsilcisiydi.

Web sitesindeki mesleki çerçevesi; "Emekli Derleme Müdürü, araştırmacı-yazar, kütüphaneci, dokümantalist, çevirmen." 

Vefatına kadar hiç boş durmayıp daktilosuyla yeni eserler (kitaplar) hazırlıyordu.

Günümüzde dünyada, 102 yaşında daktilo ile çalışarak kitap hazırlayan başka bir insan var mıdır, acaba? Bizler böyle bir değerimizi kaybettik...

Allah gani gani rahmet eylesin.

Büyük hatırası önünde saygıyla eğiliriz.

------------------------------------

BİYOGRAFİSİ


https://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_T%C3%BCrker_Acaro%C4%9Flu



---------------------------------  


2 Ekim 2016 Pazar

AB dağılırken ABD de sıradadır..

ABD, düşmanlarını çoğaltıp, dostlarını yokediyor.  
ABD seçiminin neticesinde liberalizm yokolabilir; kuvvetle ihtimal.
İnsanları savaştan bıktırdı bu kaos manyakları; vahşiler.
CIA; islamofobi pazarlarken, amerikafobi yaygınlaştı.. 

AB demek ki ABD projesiydi.
İngiltere çıktı, biz giremedik.
AB dağıldıktan sonra sıra ABD'nin dağılmasına gelebilir.