26 Şubat 2018 Pazartesi

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 26 Şubat 2018


GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ

“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

26 Şubat 2018


MİLLİ TAVIR NEDİR?
Kendilerini ‘İslamcı’ diye niteleyen bazı çevrelerde, milliyetçilik meselesini ‘kavmiyetçilik’ olarak algılayan bir zihniyet biçiminin gösterdiği tepkilerin, aslında milleti tarihsel bir kategori olarak görme problemiyle karşı karşıya olduklarından daha önce söz etmiştim; burada milleti etnik kimliğe indirgeyen ırkçı tutuma benzer bir ‘tarihsizlik’ sorununun ön plana çıktığından bahsedebiliriz. Oysa millet, kim yok saysa da tarihsel bir zatiyet olarak imparatorluk bünyesi içinde oluşan, şekillenen bir kültürel varlık olarak inşa olan bir yapıdır. Dilimizdeki kavramsal anlam kaymalarıyla, değişikleriyle ilgili de olsa gerektir ‘ümmet’ kavramıyla ‘milletin’ birbirine karıştırılması çok rastlanan bir durumdur.
“Meseleyi anlaşılır kılmak için ümmeti, nerede olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın inanç ekseninde herkesi kapsayan bir kavram olarak tanımlamak mümkünken; milleti aynı tarihi birikime sahip, aynı siyasi topluluk içinde, aynı ülkede yaşayan, ortak vatanı paylaşan bir kültür topluluğu olarak görmek sorunu daha açık hale getirebilir. Bu durumu anlamak için Mehmet Akif; Sait Halim Paşa, Ziya Gökalp’tan Necip Fazıl, Nurettin Topçu ve Erol Güngör beylere uzanan düşünce halkalarını birlikte değerlendirmek daha faydalı olacaktır. Kısaca ittifaka, tesadüfen oluşan bir durum değil, bir düşünce ve bir anlam dünyasının konjonktüre verdiği cevap olarak bakmak daha doğru olacaktır.”. http://www.aksam.com.tr/yazarlar/vedat-bilgin/neyin-ittifaki/haber-711355


“Cevaplamadan önce böyle konuşurken hemen gündeme gelen bir soruyu cevaplayayım. Hemen bana diyorlar ki, “İşte İsrail’in güçlü lobisi onu yapıyor”. Ben öyle düşünmüyorum. Bana kalırsa hem Çin deneyiminden hem de İsrail deneyiminden çıkarmamız gereken temel ders, dışa açık olmaktır. Küresel meselelere küresel teknolojilerle bir çözüm üretmek üzere düşünmeye başlamak gerekiyor. Düşünme çerçeveniz ülke sınırlarını, ülke pazarını aşamıyorsa başarılı olamazsınız. Çin’de de İsrail’de farklı olan budur.
Doğrusu ya ben bunun en somut örneğini, İsrail’in kuzeyinde Tefen Sanayi Bölgesini ziyaret ederken gördüm. Girdiğim fabrikanın duvarında kocaman harflerle, “Burada ARGE değil, İsviçre’ye ihracat yapılır” yazıyordu. Halbuki orası da bir teknoparktı doğrusu. Biz teknoparkları ARGE’ye hapsederken, orası öyleydi. Nedir? Çin de İsrail de öncelikle küresel bir dünyada yaşadıklarını biliyor. Küresel sisteme intibak etmeye çalışıyorlar. Her iki deneyim de bize, ulusal önceliklerle küresel sisteme intibakın mümkün olduğunu gösteriyor. Lobiler ancak bir noktadan sonra işe yarıyor. Önce işe başlamak gerekiyor. Bana sorarsanız, Türkiye işte bunu yapamıyor.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/cine-degil-asil-israile-bakin/404784

“Tüm bunları alt alta koyduğumda Antalya’ya uzun vadede çok değer katacak, turizm sektörü için yararlı olabilecek bir etkinlikler serisi fikri ortaya çıkıyor; Kristal Elma ile Altın Portakal’ın birleştirilerek Antalya’da uluslararası bir etkinlik haline gelmesi, üzerine de dizi festivali eklenmesi. Yani bildiğimiz Cannes modelinin bu topraklara ait bir versiyonunun, turizmin düştüğü kasım-mart arasında arka arkaya yapılmasıdır önerim.
Peki bunun ülkeye faydası ne? Şöyle düşünelim, iki binlerde dünya ekonomisi doğudan büyüyor ama ekonomik büyüklük tek başına yetmiyor. Dünyanın kritik konularındaki kararları BM güvenlik konseyindeki birkaç ülke veriyor, parayı onlar basıyor, olimpiyat vb. sportif olayları onlar paylaştırıyor, standartlar batıda belirleniyor ve bizler oralardan akreditasyon almak için kapıda sıra bekliyoruz. Neden şimdiye kadar bir Müslüman ülke olimpiyat yapamadı mesela? Oscar’dan Nobel’e bir çok ödül mekanizmasının, puanlama sisteminin batının hakimiyetini sürdürmesi için kullanıldığı da ortada.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/altin-portakal-gumus-kiraz-kristal-elma/404774

“Yukarıdaki önerimi geçmiş yıllarda defalarca dile getirdim bu arada. Reklamcılar Derneği başkanlarından dördü beni çağırıp dinledi sağ olsunlar. Antalya Sanayi ve Ticaret Odası yönetim kuruluna bir sunum, Altın Portakal etkinliklerinde de bir konuşma yaptım, Menderes Türel’e de önceki başkanlık döneminde bir toplantıda anlattım derdimi. Antalya daha ilgili ama öncelikle reklam sektörünün İstanbul ezberini bozmak lazım gibi görünüyor.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/altin-portakal-gumus-kiraz-kristal-elma/404774
Türkiye’nin dengeleri, çevresindeki birçok ülkeden hala çok sağlam. Fakat 15 Temmuz’da ve sonrasında “Ağacı devirecek kurt, her ağacın kendi içinde olur” stratejisi adım adım uygulanmaya devam ediyor.  
Bazen içimizden çıkan sesleri de analiz etmemiz daha büyük bir ihtiyaçtır. Biliyoruz ki artık dönem, sinsi savaşlar dönemidir. İçimizdeki birçok mekanizmayı çeviren kol dışarıdadır. Bunları teşhis ve sürekli takip etmek ve teyakkuzda olmak zorundayız. 
15 Temmuz’a gelinen süreç analiz edilmez ise, 15 Temmuz’u gerçekleştirenlerin tohumlarına su ve gübre verilmeye devam edilirse, 15 Temmuz’un failleri aynı cüreti yeniden bulacaklardır. Ve bu cüreti yine ne yazık ki Hükümet’in iyi niyetini istismar ederek ve henüz ele geçmemiş/deşifre olmamış unsurlarını, Hükümet’in en büyük destekçisi imiş gibi göstererek yapacaklardır. Bunu anlamak için TBMM’ye, bürokrasideki tertemiz değerlerimize, Fetö için her gün birçok bilgiyi veren kalemlere bakmak ve alınan mesafeyi izleyen vatandaşların gözlemlerine, bilgilerine kulak vermek yeterli olacaktır. 
Türkiye’nin içine atılmış olan truva atları tüm güçleri ile Hükümet’i, Hükümet’in gücü ile yanlışa yönlendirerek yıkmaya olağanüstü bir çaba ile devam etmektedir. 

AK Parti'nin, Hükümet’in ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın tüm iyi niyetini sonsuz derecede istismar eden, üstlerinin, mesai arkadaşlarının güven ve iyi niyetini inanılmaz bir pervasızlıkla ve sonuna kadar istismar edenler, ülkemizde yeni bir darbenin yollarını açmakla meşguller. 

Devletin, hükümetin gözlerinin içine bakarak, “Bu defa 15 Temmuz’daki gibi olmayacak, başaracağız” diyerek üstelik açık açık çalışıyorlar. 
Bütün bunları darbeler ve ihtilaller tarihini yeniden gözden geçirerek işaret ediyoruz. Dilenirse Hükümet’in, devletin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın nasıl yanıltıldığını örnekleri ile anlatabiliriz. 
Mavi Balina Oyunu’nu, Hükümet üzerinden Türkiye'ye uygulayarak, Hükümet’i, devleti kendi kurum, kuruluş ve görevlileri ile yok etmeye azimliler. İstanbul, İzmir, Ankara gibi tüm büyük ve önemli kentlerimizde olup bitenlere bir daha bakmak gerekmektedir. 
Türkiye’nin bekası, milletimizin istiklal ve istikbali tek gayemizdir. 
Afrin’de, Kuzey Suriye’de kazanırken, Türkiye’de kaybetmemiz için her şey yapılmaktadır.”. http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/degisen-sosyal-yapimiz-3-854198

BES fonlarının 2017 yılı fena değil ama 5 ve 10 yıllık performansları vasat. Ortada zarar yok ama bu kadar uzun vadeli bir yatırım daha yüksek bir kazancı gerektirirdi. BES katılımcıları mevduat yapsalardı da aynı getiriyi yakalayabileceklerdi.
 DAHA İYİ PERFORMANS İÇİN YENİDEN YAPILANMA ŞART
- BES’i daha iyi kurgulayabilirdik. Toplanan fonlardan yüksek yönetim giderleri kesildi, sonunda burada makule yaklaştık. Ama yönetim giderlerinin daha baştan kesilmesi Türkiye koşullarında yanlış oldu. Hem getiriyi düşürdü hem de sektörü rehavete itti. Tıpkı portföy yönetiminde olduğu gibi, yönetim giderleri, reel getiri sağlanması halinde, reel getiri üzerinden alınmalıydı. Para kazandırma yoksa komisyon da olmamalıydı.
- BES şirketlerinin sayısı fazla tutuldu. Pazarlama kanalları çok geniş ve dağınık, ayrıca çok masraflı da çalışıyorlar ve denetime pek uygun değil.
- Sadece şirketler değil şirketlerin yönettiği fonların sayısı da çok fazla ve çeşitli. Maliyetleri yükselten bir faktör de bu. Halbuki uzmanlaşma olabilirdi. Bir şirket altında, bir diğeri hisse senedinde, öbürü borçlanma senetlerinde fonlar üzerine yoğunlaşabilirlerdi. Her şirket bütün fon çeşitlerine sahip olmak zorunda değildi. Az ve öz olması için bir sadeleşme kaçınılmaz.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1852989-10-yillik-bes-mevduat-kadar-getiri-sagladi

- Çünkü gelecekte alınan emekli maaşları ile geçinmek bugüne göre çok zor olacak. Ancak ikinci bir maaşla belki bugünkü alım gücü yakalanacak. Bireysel emekliliği olanlar çifte maaşla geçinebilecek, resmi emekli maaşına kalanları ise zor yıllar bekliyor.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1852989-10-yillik-bes-mevduat-kadar-getiri-sagladi






Gerçek şu ki terörü ezip barışa koridor açmada bizi asıl yavaşlatan, terörist unsurların sivilleri kendilerine kalkan edinmeleri ve sivil gibi davranıp, bizim hassasiyetimizi istismar etmeleri...
ZDF'deki yayınında Alman yazar Jürgen Todenhöfer'in sözlerini hatırlıyorum: "Biz Batılılar, dünyayı fikirlerimizin, değerlerimizin ve dinimizin mükemmelliğiyle fethetmedik. Yalnızca, herkesten fazla acımasızca şiddet uyguladığımız için ele geçirdik.
Haçlı seferleri sırasında 4 milyon insanı katletmiş olanlar Müslümanlar değildi.
Sömürgecilik döneminde 50 milyon insanı öldürmüş olanlar da Müslümanlar değildi... 1'inci ve 2'nci dünya savaşlarında 70 milyon insanın ölümüne neden olanlar da Müslümanlar değildi... 6 milyon Yahudi'yi de Müslümanlar öldürmedi...
" Çocuk pusetini kendine siper eden teröristle kendini çocuk pusetine siper eden Mehmetçik arasındaki farkı bütün dünya görüyor. Fakat hainlerimiz hassasiyetimizi zaaf gibi gösterme alçaklığını sürdürebiliyor.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/26/zaaf-degil-hassasiyet

Kimsenin uydusu ol-ma-ya-ca-ğız…

Geri adım attığımız an, hepsi birden üzerimize gelecek. Esed’in Afrin’e dönük manevralarından Moskova habersiz mi, hadi canım… ABD’li yetkililer, rejimin Türkiye’ye dönük atakları karşısında neden sessizler?.. Rus ve Amerikan istihbarat yetkilileri Washington’da neler konuştu?.. Neden birden, “Esed’le temas kurun” lafları ortalığa döküldü?..
Dikkat edin, tüm cephelerden Türkiye’ye geri adım attırma çabası var, çünkü, “küresel kayıkçı kavgasının” ortasına bıçak gibi girdik, bu, uymadı arkadaşlara…
Bizden, Rusya bi’şey yaptığında ABD’ye, ABD’den tehdit arttığında Rusya’ya yanaşmamızı istiyorlar, ikisini de yapmayıp, kendi yolumuzda devam edeceğiz…
Çünkü gördük: İkisi de kağıttan kaplanlar ve güçleri hava savunma sistemleri olmayan masum sivilleri öldürmeye yetiyor.
Rakka’da 2’nci Dünya Savaşı’nın ünlü Dresden bombardımanın benzeri yapıldı, Amerikan ordusu bombalama sırasında iki Howitzer’in şişip patladığını da kabul ediyor. En son model SU-57 (Rusya’nın yeni uçağı) ile Doğu Guta’yı bombalamak kahramanlık mı, aşağıdaki insanların elinde tabanca bile yok!..
“Gerçek”bir ordunun ne olduğunu da Afrin’de izliyoruz.
Sakın, kimse bizi günü birlik taktiklerle tehdit etmesin, refleksimizi de test etmesin, bu işin sonu, herkes için kötü olacak…”. http://www.star.com.tr/yazar/abd-ve-rusya-buyuk-kayikci-kavgasi-yazi-1313927/


Coğrafi sınır gözetmeden mücadele edilecek. Yeni sürprizler bekliyoruz
Afrin’de ne kadar kararlıysa, Münbiç ve daha doğuda ne kadar karalıysa Türkiye, PKK/PYD liderlerinin paketlenmesi, devre dışı bırakılması için de aynı kararlılıkla, coğrafi sınır gözetmeden harekete geçmek zorunda.
Ve bu olacak..
Salih Müslim olayı yeni bir başlangıç olmalı. Türkiye için, PKK’nın lider kadrolarının tasfiyesi, Avrupa için terör kartının boş bir arayış olduğunun göstergesi olarak kabul edilmeli. Yeni bir süreç başlamalı. Çünkü Avrupa, ABD ve İsrail’in tehlikeli oyunlarına kendini kurban vermemeli.
Artık bundan sonra “terör” diye bir kart olmayacağını, o kartı kullananların devletlerarası bir hesaplaşmaya girmiş kabul edileceğini bilmeli. Onlar bizim haritalarımızı değiştirmeye çalışırken aslında dünyanın haritası değişiyor. Bu durumun hangi ülkeye ne tür sürprizler yaşatacağını kimse öngöremez.”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/salih-muslimin-yakalanmasi-peki-simdi-ne-olacak-cografi-sinir-gozetmeden-tasfiye-sarttir-2044630

Türkiye’de Modern Düşünce Târihinin yazılmaya değer olduğu kanâati hayli yenidir. Bu bile kolay olmadı. Hilmi Ziyâ ile başlayan bir süreç, 1970 ve 1980’lerde Şerif Mardin, Orhan Okay, Şükrü Hanioğlu, İsmâil Kara gibi bâzı akademisyenlerin monografik çalışmalıyla hız kazandı. Nihâyet İletişim Yayınlarının 9 ciltlik derlemesiyle iyi kötü bir yerlere getirildi. Artık elimizde azımsanmayacak bir birikim var. Belki de artık bu birikimin bütünü hakkında yapılacak epistemolojik-târihsel değerlendirmelere ihtiyaç var. Düşünce târihimizin bölünmelerini aşan, iç kavgalarının tozunu ve dumanını dağıtan; çatışan çevreleri, yukarıda bahsettiğimiz hegemonik etkilerin ortak paydası üzerinden kavratacak kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç var. Belki o zaman görülebilecek ki, olumsuzlamalar da hegemonik süreçlerin parçasıdır. Sakın ola, nasıl olumlayacağımız kadar nasıl olumsuzlayacağımız da târihsel ıskalamamızın fonksiyonu olmasın... Sakın ola baskın olanı reddetmek de, baskın olanın içinden geliyor olmasın... Türkiye’de modernizmin, ilerlemeciliğin, solun toplumsallaşma, kültürlenme târihi ile anti-modernizmin, muhafazakârlığın, milliyetçiliğin kültürlenme târihi, sakın ola derinlerde bir yerlerde çakışıyor olmasın...”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/iskalama-2044625







25 Şubat 2018 Pazar

A History of China, by Wolfram Eberhard

http://library.umac.mo/ebooks/b30863582.pdf

A History of China The Project Gutenberg EBook of A History of China, by Wolfram Eberhard This eBook is for the use of anyone anywhere at no cost and with almost no restrictions whatsoever. You may copy it, give it away or re-use it under the terms of the Project Gutenberg License included with this eBook or online at www.gutenberg.net Title: A History of China Author: Wolfram Eberhard Release Date: February 28, 2004 [EBook #11367] Language: English Character set encoding: ISO-8859-1 *** START OF THIS PROJECT GUTENBERG EBOOK A HISTORY OF CHINA *** 

MAKEDONYA Yücelciler


23 Şubat 2018 Cuma

Zaman Kaybolmaz, İlber Ortaylı, 42 bölüm..

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 23 Şubat 2018


GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ


“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

23 Şubat 2018







“Konut piyasasında iyi ayrı dünya oluşmuş gibi. Bu eğilimlerin aylarca hatta yıllarca sürmesi beklenebilir.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1849593-konutta-artik-iki-ayri-dunya-var








“Kötü müttefik yüzünden çok kısa sürede elimizde dünya çapında savunma sanayimiz oldu. İhtiyaçlar icatların anası ise petrolü olmayan ama siyasi kararlılığı ve beşeri sermayesi olan ülkemizin çok daha kısa sürede net "yenilenebilir ihracatçısı" olacağına inanıyorum. İhtiyacımız olan, daha paylaşımcı kamu yanı sıra daha cesur özel sektördür.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/23/yavas-yavas-acele-edelim





Bu saldırılardan kısa bir süre sonra Rusya'nın Türkiye'ye Afrin desteğini vermesi de biraz mecburiyettendi.
Çünkü Rusya, ABD ile tek başına karşı karşıya gelmek istemiyor. Türkiye ile birlikte adım atmanın gücünü gördüler. İşte bu denkleme uymayan tek ülke TÜRKİYE. Tehlikeyi gördü ve sahaya indi! Bileğine güvenerek! Başka da kimse bunu yapmadı yapamadı!
İŞTE BUNU YAPTIĞIMIZ İÇİN OYUNUN SONUCUNU BİZ BELİRLEYECEĞİZ. Evde otursaydık ne elde ne avuçta kalırdı! Şimdi bizsiz paylaşım olmaz, olamaz.
GAZ'da da petrolde de böyle...
Konu AKDENİZ OLDUĞU ZAMAN donanmanız HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA
ÖNEM KAZANIR! Yakın tarihteki açılan davaların, DONAN MAYA düzenlenen kumpasların bir nedeni olmalıydı.
VARDI DA...
Karşımızdakiler BARBAROS'un torunlarını burada görmek istemiyordu.
Burnumuzun dibindeki zenginlikten bizi alıkoyup içeride çatışmamızı düşlüyordu!
TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE değildi!
Atladıkları buydu...
Bunu şimdi AFRİN'de gördüler.
Ancak inanın bu sadece FRAGMAN.
Damarımıza basarlarsa filmin tamamını izlemek zorunda kalırlar!
Ki bu hiç hoşlarına gitmez!
.”. https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2018/02/23/hedef-akdeniz

“Vatan ekseninde, tarih ekseninde ve milli kimlik ekseninde düşünen herkes bu dayanışma hattında yerini almalıdır. Çünkü, bir coğrafya inşası, bir tarih hesaplaşması var önümüzde.
Türkiye’nin yeni yükseliş dönemini biçimlendiren kurucu nesil, kurucu kadrolar büyük adımlar atıyor. Bu, yüzyıl sonra gelen fırsattır.”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/milli-mutabakat-veya-secim-ittifaki-herkes-safini-secsin-biz-turkiye-eksenindeyiz-2044579



22 Şubat 2018 Perşembe

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ 22 Şubat 2018

GÜNÜN KÖŞE YAZILARINDAN SEÇKİ

“İlk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a (646-726) minnetle”

22 Şubat 2018

“Her halükarda demokrasinin güçlendiği, seçmen iradesinin önündeki engellerin kaldırıldığı çok önemli bir adım daha atıldı.” http://www.aksam.com.tr/yazarlar/markar-esayan/chp-ve-hdp-de-ittifak-yapacaklar-mi/haber-710141

“Kısaca aslında bugünlerde ırkçı siyasi eğilimlerde kendisini gösteren Batı’daki bu insanlık dışı eğilimlerin arkasında, toplumsal hafızanın sorunlu yapısıyla izah edilebilecek psikolojik sorunlar olabileceği gibi, Batı’nın yaşadığı kültürel yaratıcılığını, ideolojik kapsayıcılığını kaybetmenin neticesinde ortaya çıkan travmalar da bulunabilir. Dolayısıyla Batı’da ortaya çıkan bu sağlıksız davranış biçimleriyle Batı dışı toplumlarda var olan, ortaya çıkan, yükselen milliyetçiliklerin aynı kaba konulması doğru olmadığı gibi, yaşanan olayların anlaşılmasına da katkı yapamaz.” . http://www.aksam.com.tr/yazarlar/vedat-bilgin/milliyetcilik-yukseliyor-mu/haber-710128

“KABİLE, KAVİM, İMPARATORLUK
Bugün Türkiye’de milliyetçiliği tartışanların görmediği hususlardan biri de aynı konuyla ilgilidir. Bölgemize yönelen dış tehdit ve fiili durumlar, işgal ve ülkelerin emperyalist siyasetle tehdidi karşısında daha görünür hale gelen milliyetçi tavırların Batı’daki ırkçı veya yabancı düşmanlığıyla benzerlik kurulacak bir tarafı bulunabilir mi? Unutulmasın ki bugün olduğu gibi dün de Milli Mücadele sürecinde de mahiyeti itibarıyla benzer bir durum söz konusuydu.
Bu mesele konuşulurken çokça karıştırılan hususlardan biri de ‘kavmiyetçilikle’ ‘milliyetçiliktir’. Millet öncesi etnisite, kabile, kavim gibi tarihsel/toplumsal yapıları; imparatorluk aşamasında ortaya çıkan milletleşme süreçleriyle birbirine karıştırmak, düpedüz tarihsiz /tarih dışı bir anlayış, toplumu verili bir mutlak yapı olarak gören düşünce tarzıdır.” http://www.aksam.com.tr/yazarlar/vedat-bilgin/milliyetcilik-yukseliyor-mu/haber-710128


““ABD’nin milli geliri yaklaşık 19 trilyon dolar. Çin neredeyse 11 trilyon dolara ulaştı. Halbuki Soğuk Savaş’ın bittiği 1989 yılında, Amerikan ‘ataleti’nin başlangıcında, ABD milli geliri 15,7 trilyonda, Çin ise 350 milyarda idi. Ne oldu? 28 yılda Çin milli geliri yaklaşık 32 kat arttı. ABD milli geliri ise sadece 3 kat arttı. Rusya, Soğuk Savaş bittiğinde 500 milyardaydı, şimdi 1,2 trilyon dolarda. Aslında 2013’ de 2,3 trilyon idi, şimdi neredeyse yarı yarıya ufalandı”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/korumacilik-egilimleri-ve-yeni-nesil-osbler/404303

“KOSGEB’de yapısal değişim şart...
Neler mi değişmeli derseniz, önerilerim özetle şunlardan oluşuyor”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/kosgebde-yapisal-degisime-gidilmeli/404262

“Temiz enerjinin hakim olacağı bir dünyada yaşanacak en önemli 5 jeopolitik gelişme şöyle: 1- ABD’nin Ortadoğu'daki askeri ayak izi azalır.”. https://www.dunya.com/kose-yazisi/temiz-enerjilerin-yol-acacagi-5-jeopolitik-sonuc/404297



“Türkiye bir şiddet sarmalının içine sürüklenmek istenmektedir ve bu sarmala, Gezi Olayları’ndan daha geniş çaplı bir kalkışmanın zemin kazanmasını sağlamak ve sonuçta Hükümet’i devirmek ve Türkiye'yi New York Çeteleri filmindeki gibi bir vahşi ortama sürüklemek için ivme kazandırılmaktadır. 
Toplumsal gerginliği artıran bir başka olaylar zinciri de bireysel ve toplumsal hak gaspının sıradanlaşması ve hatta övülerek yüceltilmesidir. 
Hükümete ve devlete kurulan tuzaklardan biri de; içerideki sosyal hoşnutsuzluk alanlarının çoğaltılması ve bunların sürekli beslenmesidir. Toplumsal kaostan doğan bir terör ve şiddet dalgasının, etnik, mafyatik, ideolojik ve dini soslarla, karşı konulamaz hale gelebileceğine şüphe yoktur. Türkiye’ye ve Hükümet’e karşı kullanılacak alanların en önemlilerinden biri budur. 
Özelikle trafikteki büyük araçların, hafriyat kamyonlarının, beton mikserlerinin, trafik magandalarının ve trafikteki kuralsızlığı giderek kural haline getiren sürücülerin, toplumu içten içe yoğun kin ve intikam duyguları ve en kötüsü acizlik algısı içine iterek anarşiye ortam hazırladıklarını belirtmek gerekir. 
Bireysel ve toplumsal zaafların oluşturduğu fay hatlarının bazı odaklar tarafından sinsice beslendiğini de unutmamak gerekir. Sonuç olarak küresel gelişmelerin her ülkede sosyal yapıları, aile kurumunu, kadın ve erkek kimliğini, aile içi iletişimi, toplumsal iletişim ve dayanışmayı ve nerede ise her şeyi ciddi şekilde deformasyona uğrattığı gerçeğini göz önüne almalıyız. 
Topluma bir de bu açıdan bakarsak, dış ve iç pusuların, tuzakların eş zamanlı kurgulandığını da tespit edebileceğiz. Sokaktaki ve toplumdaki kural tanımazlıklar ve ailedeki deformasyon, olağanüstü bir milli güvenlik sorunu haline gelmektedir. Pazar günü devam edelim.”.  http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/degisen-sosyal-yapimiz-1-853353


Sosyal medyada veriyi manipüle etmek o kadar kolay ki. “Bot”lar ABD seçimine bile etki etti, bizdeki okunma oranlarını mı çarpıtmayacak?
SORUMLU KİM?
Herhangi bir isim vermek istemiyorum şimdilik. Çünkü bunun bireysel bir yöntem mi yoksa kimi gazetelerin kurumsal politikası mı olduğunu bilmiyorum.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/oray-egin/1848081-medya-manipulasyonu

Tartışmaya katkı sunmak maksadıyla Bilimevi Dış Politika Dergisi’nin son iki sayısında Türkiye’de yayın yapan yabancı devletlere ait bu medya kuruluşlarıyla ilgili kapsamlı geniş bir haber dosyası hazırlamıştım.Sputnik, Deutsche Welle Türkçe, BBC Türkçe, İran-Mehr Haber Ajansı, CRI Türk (Çin), Rudaw-Kurdistan24 ve Amerika’nın Sesi’ni incelediğim araştırmadan çıkardığım bazı sonuçları sizinle de paylaşmak istiyorum:”. http://www.haberturk.com/yazarlar/ozcan-tikit/1848084-turkiyenin-turkce-yabanci-medyasi

- Bu kuruluşlar Türkiye’deki basın mensupları için ciddi bir istihdam alanı. Türkiye’nin en büyük gazetelerinde ve televizyonlarında görmeye alıştığınız pek çok ünlü isim artık yerli-yabancı medyamızda istihdam ediliyor.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/ozcan-tikit/1848084-turkiyenin-turkce-yabanci-medyasi

- Gelecekteki bu zor döneme hazırlık açısından bireysel emeklilik sistemine yönelik kamusal teşviklerin devam ettirilmesi ve sektörün performansının da artırılması gereklidir.”. http://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/1848090-yasliliga-evet-yoksulluga-hayir

Bu arada Türkiye’nin İran ile ilişkisinde ortaya çıkan durum da daha az hassas değil. Bunun nedeni, önceki gün Afrin’e giren ve Türkiye’nin topçu atışıyla karşılaşan grupların büyük ölçüde İran tarafından eğitilmiş milis güçleri olması. İran da Rusya gibi Suriye’deki savaşın önemli bir aktörü ve o da rejimin ayakta kalması için sahada askeri faaliyet gösteriyor. Tahran’ın desteklediği milisler ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada karşı karşıya geldiği bir durum kaçınılmaz olarak Türkiye-İran ilişkilerinde sıkıntı yaratma potansiyeli taşıyor.”. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/afrindeki-durum-ne-kadar-kirilgan-40749685

“Bir de bu işin gerisinde devleti temsil eden valilik makamları vardır.
Açıkçası Fırat Kalkanı Harekatı sırasında onları yakından tanıma fırsatı buldum. Gaziantep ve Kilis Valiliği’ni bu anlamda ayrıca kutlamak istiyorum. Operasyonun hem geri desteğini hem de haber trafiğini çok iyi yönetmişlerdi.
Halkla ve Suriye tarafındaki yardıma muhtaç kişilere yardım götüren kurumlarla güzel İlişkiler kurmuşlardı.
Halkın doğru bilgi alma hakkı için ellerindeki bütün kaynakları seferber etmişlerdi . Klasik bir bürokratın dışına çıkarak tam da ihtiyacımız olan risk alan ve hızlı karar veren devlet adamlığı sergilemişlerdi . Onlarla ilgili herkesimden güzel konuşmalar duymak devletim adına beni vatandaş olarak oldukça sevindirmişti. İşte istenen budur demiştim.”.  http://www.karar.com/yazarlar/mete-yarar/zeytin-dalina-bir-de-buradan-bakin-6273

“Tasavvuf çevrelerinin “Tosun Baba”, sanat çevrelerinin ise kısaca Tosun Bayrak diye tanıdıkları Tosun Bayraktaroğlu’nun pehlivanlıktan mimarlığa, Casablanka’da işadamlığından Amerika’da üniversite hocalığına, anarşist ressamlıktan Cerrahi şeyhliğine uzanan, romanlara konu olacak kadar renkli ve hareketli bir hayatı vardır.”. http://www.karar.com/yazarlar/besir-ayvazoglu/shaykh-tosun-bayrak-al-jerrahi-al-halveti-6271

Siz onları "özgür" sanıyorsunuz.
Oysa özel olarak dizayn edilmiş, disiplin altına alınmış, konforlarına mahkûm edilmişlerdir.
Sırtlarını dayadıkları sermaye/ medya/ kültür oligarşisini bilip anlamadan bu tayfanın hallerini anlayamazsınız.
Çünkü "mahalle"yi dizayn eden oligarşi kapalı kapılar ardındayken çok acımasız.
Öyle korkuyorlar ki, her hallerini hoş görüp yine de seven milletin sinesine sığınmayı bile düşünemiyorlar.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/babaoglu/2018/02/22/milletten-utanirlar-mi-ne-gezer

“Elbette bu mücadelede sahip olduğumuz askeri kapasite ve stratejik birikim belirleyici olacak. İşte Afrin'e giden İran destekli milis güçlerin nasıl önünün kesildiğini gördük. Karşımızdaki şer güçlerinin de bu olayı nasıl kapsamlı bir operasyon olarak tezgâhladıklarına da şahit olduk. Fakat Türkiye bu oyuna gelmedi. Erdoğan'ın stratejik aklı ve kararlılığı bir kez daha devreye girdi ve karşımızdaki unsurların ittifak yapmasının önüne geçti.
Bugün değil ama yarın bu süreçler detaylı olarak yazılacak. Yazıldığı vakit bugün sureti haktan görünüp de elini gerçek anlamda taşın altına sokmayanlar da ayan beyan ortaya çıkacak. Ne diyelim, sizi tarih yazacak!”.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/fahrettinaltun/2018/02/22/turkiyenin-basarili-olmasini-kim-ister

Daha dün, yönettiği araştırma kurumunun itibarını arkasına alıp, "yerli ve milli geyiği" diye bu "kural koyan" tavırla alay eden sözde bilim insanlarımızın sosyal medya paylaşımlarını okuduk.". https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/22/kurala-uyan-ulke-kural-koyan-ulke

“11'inci kalkınma planının ruhunda, kurala uyan ülke olma sürecini bitireceğimiz kararlılığı yatıyor. Planın her sektörü ve her kurumu ilgilendiren özü, nitelik sıçramasına, yüksek gelir grubu ülke olmaya, daha mutlu vatandaş, daha güçlü ordu, daha sağlam ekonomiye yönelik planlarla dolu.
Üretmeyen ile üretenin kesin ayrışacağı, kazandığından fazlasını harcayanın sistemden eleneceği, niceliğe takılıp niteliği ıskalayanın kaybedeceği, planın kaotik tutuma, yönetişimin kötü işletmeye, bilimin ezberciliğe karşı galebe çalacağı yeni bir dönemin adıdır 11'inci Beş Yıllık Kalkınma Planı...”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2018/02/22/kurala-uyan-ulke-kural-koyan-ulke

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "11. Kalkınma Planı"na ilişkin değerlendirmelerini dinlerken benim açımdan en önemli, en değerli ve en dikkate değer tespiti, "insani ve manevi kalkınmayı" özellikle vurgulaması oldu. Ülkemizdeki fikir ayrılıklarının önce nefrete sonra çatışmaya dönme riski taşımasının temel nedeni, gençlerimize matematik, fizik, kimya öğretmeye çabaladığımız kadar, "insani değerleri, empati yapmayı, yerli ve milli kimlikle küresel şartlara uyumu" öğretmeye aynı oranda çabalamamamızdır.”. https://www.sabah.com.tr/yazarlar/muderrisoglu/2018/02/22/insani-kalkinma-2023-vizyonu


Türkiye’nin beka mücadelesi

Türkiye’nin zengin yüzde 1 için çalışan “küresel sistemden” kopuk bir sonuca varması mümkün değil, bugün nüfusun yüzde 1’i, ülke servetinin yüzde 55’ine hakim gözüküyor. (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı raporu, Ekim 2016) Üstelik, Güney Afrika merkezli New World Wealth örgütünün "Milyoner Göçü 2018" raporuna göre ülkesini terk eden “Dolar milyoneri” Türk sayısı, 6 bin!.. Bu “manidar” göç olayında Çin ve Hindistan’dan sonra 3’üncü sıradayız!.. 
Demek, cebini dolduranların hatırı sayılır bölümü, doğup-büyüdükleri, servetlerini yaptıkları ülkenin “beka mücadelesine” pek güvenmiyorlar, anlamlıdır!.. 
O zaman “beka mücadelesini” her alana yaymak zorundayız.. Bu aşamada artık, hedefimiz yüksek büyüme oranları kadar, ülkenin geleceğine dört eliyle sarılmış geniş kitlelerin yaşam karşısında başı dik durmasıdır.”. http://www.star.com.tr/yazar/dunya-sistemi-coktu-daha-cok-kan-akar-yazi-1312542/


Ama en vahimi de şu: “haklı” savaşların “kuralsız” grupları , dünyâ ölçeğinde savaşı pazarlayan, kotaran güçlerin âleti, oyuncağı hâline geldi. Bugün, burnumuzun dibinde yaşanan savaşta bunu net olarak görüyoruz. Pek çok güç, bu, maşaallah “pek haklı olan” bu kirli yapıları kullanarak işini yürütüyor. Bu da ,“Ben yapmadım ki, onlar yaptı” sorumsuzluğuyla, en yapılamayacak şeylerin bile yaptırılabileceği bir ortamı sağlayarak, savaş hukuklarını da aşındırıyor. Bugün artık kurallı savaşlarla kuralsız savaşlar arasındaki ayırımı o kadar kolay yapamıyoruz.
Köroğlu, “tüfeng icâd oldu; mertlik bozuldu” diyordu. Garibim vesâyet savaşlarını görseydi, ne derdi acaba?…”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleymanseyfiogun/kirli-savas-2044561


YPG üzerinden sonuç alacağını düşünen ABD, darbeyi şimdi AFRİN'de alıyordu.
Oyunu bozuluyordu...
İçerideki yapılarla ANKARA'yı çökertmeye çalışanlar, şimdi AFRİN'de çöküyordu... 15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ'ndeki RUH şimdi SURİYE'nin her noktasındaydı! YARIN nerede olacağını da kimse bilemezdi!
MEHMETÇİK YÜRÜYORDU!
.”. https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2018/02/22/15-temmuz-ruhu

 “Bitik erkekler”
Yaşadığımız teknomedyatik dünyanın ve dijital teknolojilerin gençlerimizin hayatlarını nasıl etkilediğini hem bu köşede hem de “İnternet ve Psikolojimiz: Teknomedyatik Dünyada İnsan” kitabımızda uzun uzun incelemeye, anlatmaya çalıştık. Gençlerimizi artık yeni bir uzuvları haline gelen ellerindeki akıllı telefonların nasıl hazır lopçu hale getirdiğinin, empatiden yoksunlaştırıp fanatikleştirdiğinin, hayatın uzağına düşürdüğünün üzerinde durduk. Bu konu birçok batılı araştırmacının, psikoloji profesyonelinin gündeminde… Gelecekleriyle ilgili haklı olarak kaygı duyuyor, önlemler almaya çalışıyorlar. Ünlü psikolog Philip Zimbardo ve Y kuşağından genç çalışma arkadaşı Nikita D. Coulombe’nin gözlem ve araştırma bulgularından yola çıkarak yayınladıkları “Bitik Erkekler: Teknoloji Erkekliği Nasıl Sabote Etti?” (Pegasus Yayınları, Temmuz 2017) kitabında bu kaygıların özellikle genç erkekler için alarm düzeyine geldiğini gösteriyor.”. https://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/bitik-erkekler-2044570

“AHLAKEN YOZLAŞMIŞ ŞEYHİNE İSYAN EDEN ADAM
Sadece beyaz adamın kurduğu sömürü düzenine isyan etmedi. Bağlı olduğu cemaatin lideri, Elijah Muhammed’in davaya yakışmayan ahlaki yozlaşmasına da itiraz etti. “Şeyhtir, liderdir, önderdir” diye susmadı.
Bir davayı çökertecek en ciddi sorun olan ahlaki yozlaşmaya isyan etti ve çekip gitti o cemaatten.


“Malcolm bizim adamımızdır, haksız mıyım?
Keşke yaşasaydı. İslam dünyası tam olarak onun gibilere ihtiyacı var.
Karanlık gecelerde onun kitabını okurken, odamın duvarlarında Malcolm X’in silüeti yansırdı sanki. Hayran hayran onu izlerdim.

Onun gibi olmak istedim hep. Ne hazindir ki, onun gibi olamadım. İçimde büyük bir sancıdır.

Belki aramızdan onun gibiler çıkar. Dua edelim. Çünkü çok ihtiyacımız var.”.  https://www.yenisafak.com/yazarlar/kemalozturk/bize-tam-olarak-boyle-insanlar-lazim-2044556