4 Aralık 2015 Cuma

Tefekkür Medeniyeti 19: Müteşebbis ve Mütefekkir/İhracatta İnovasyon Manifestosu

İHRACATTA İNOVASYON MANİFESTOSU

1. İhracatta inovasyon bir hayat davasıdır
2. İhracatta inovasyon zorunluluktur
3. İhracatta inovasyon evrenseldir.
4. İhracatta inovasyon süreklidir
5. İhracatta inovasyonun açık, anlaşılır ve spesifik bir yön gösteren ve eylem içeren bir vizyonu olmalıdır
6. İhracatta inovasyon süratli ve şiddetlidir
 7. İhracatta inovasyon canlılıktır
8. İhracatta inovasyon en kuvvetli sermayedir
9. İhracatta inovasyon desteğini temelden alır
10. İhracatta inovasyon cesaret ve kararlılıkla uygulanır
11. İhracatta inovasyon eğitim ve doğru kadrolardır
12.İhracatta inovasyon bilim ve teknolojidir 
13. İhracatta inovasyon ihtiyaç duyulduğunda başvurulacak bir kurtarıcı değil, süreklilik gerektiren bir yönetim anlayışıdır 
14. İhracatta inovasyon yönümüzü belirleyendir 
15. İhracatta inovasyonlar bizi çok meşgul etmelidir
16. İhracatta inovasyon pratik ve güvenilir başarı yoludur
17. İhracatta inovasyon gelişmedir
18. İhracatta inovasyon saadet ve refahın kefilidir
19. İhracatta inovasyon doğru hedefler koymaktır
20. İhracatta inovasyonun işareti İleri! İleri! Daima ileridir!  




İHRACATTA İNOVASYON MANİFESTOSU (detaylı)

1. İhracatta inovasyon bir hayat davasıdır

Başarı yeniliği yaratanların ve onu doğru yönetenlerin olacaktır.  İşhayatı, sayısız defa yeniliği yaratanları ve geliştirenleri başarıyı yönetmekle ödüllendirmiş, uyum sağlayamayanları  ve evrensel yeniliğe katkıda bulunamayanları cezalandırmıştır. 
İhracatta  inovasyonun bir yenilik olarak değerlendirilmesinin sebebi, geleneksel ihraç ürünlerinin ihracatının, dünyanın 16.büyük ekonomisi olan ülkemiz ihracatını, İnovasyon sıralamasında 55., Rekabetçilik sıralamasında 50.sıraya geriletmesinin yol açtığı kısır döngüdür. İnovatif  ihracat ve çeşitleri, yeni başlangıcın en önemli aktörleridir ve kaybedilen zamanı yakalayarak geri kazanmaları, İnovasyon ve Rekabetçilik sıralamasında hızla üst sıralara çıkmamızı sağlayacaktır.  

2. İhracatta inovasyon zorunluluktur

İhracatta inovasyon ne pahasına olursun hayata geçirilmeli, yenilikçiliğe herhangi bir alternatif sunulmamalıdır. Yenilikçilik, küresel ve bölgesel ihracat faaliyetlerinin en önemli unsuru olmalıdır. Küreselleşme ile birlikte, yakın/uzak, tüm pazarların uluslararası bir ihracat destinasyonu haline gelişi ile birlikte, bu yeni ve sevindirici yeni pozisyonun temelleri her yönden yenilikçilikle sağlamlaştırılmalıdır. Başarı için ihracatta inovasyon tek çare olarak öne sürülüp, kabul edilmeli, ülke sanayiine benimsetilmeli ve tereddütsüz uygulanmalıdır. Uzun vadede konulan kesin hedefe tereddütsüz giderken kısa vade göz ardı edilmemelidir.         

3. İhracatta inovasyon evrenseldir.

İhracatta inovasyon sınırsızdır. İnovatif ihracatla ilgili her gelişme hakkında bilgi sahibi olunmalı ve çağdaş ölçüler sınır olarak kabul edilmelidir. Yerel değil küresel rekabetin içinde yer alınıp hedefler ve stratejiler küresel boyutta ele alınmalıdır.  

4. İhracatta inovasyon süreklidir

İhracatta inovasyon dinamik ve gelişen bir yapıya sahiptir. Yapılan yenilik akıl ve bilimle sürekli hale getirilmelidir. Sürekli yeniliğin çıtası ihracatda lider ülkelerin seviyelerinin üzerinde bir başarıya ulaşmaktır. 
     
5. Yenilikçiliğin açık, anlaşılır ve spesifik bir yön gösteren ve eylem içeren bir misyonu ve vizyonu olmalıdır

Manifestomuzda ortaya konulan “her an, her dakika, her ay inovatif ihracat” gibi tüm yenilik hareketlerinin gittiği yönü açık şekilde belirten bir vizyonun, tüm kademelerde alınan kararların ve hayata geçen faaliyetlerin, onu gerçekleştiren ihracat profesyonelleri ve kamu yöneticilerince ortaya çıkan genel vizyonla olan uyumu göz önüne alınmalıdır.    

6. İhracatta inovasyon süratli ve şiddetlidir

 “Yenilik” uygulaması yumuşak geçiş önerilerine karşı çıkarak, internet ve bilgi çağının kritik ilkesi ve rekabet gücünün en önemli ölçütlerinden, kontrollü hız ilkesi, yeniliğin sağlıklı ve kesin şekilde uygulanması için, yürürlüğe konmalıdır.
  
7. İhracatta inovasyon canlılıktır

Yeniliğin içerdiği belki de en önemli malzeme içinde barındırdığı dinamizm ve insana, dolayısıyla iletişime verdiği önemdir. İnovatif ihracat iştirakçileri ile birlikte sinerjik iletişimin, doğru insan ve doğru fikirlerin yaratacakları realizasyonun, yeniliğin canlılığının en önemli kanıtı olacaktır. 

8. İhracatta inovasyon en kuvvetli sermayedir

Yenilikçiliğin araç edindiği insana ve bilgiye verilen önem, medeniyetin her döneminde ilerlemenin tek ve en önemli kaynağı olmuştur. En büyük keşiflerden, en büyük askeri zaferlere kadar medeniyeti şekillendiren tüm kırılma noktalarının altında; doğru hedef, kararlılık, çağının ötesinde bilgi birikimini verimli kullanma kısacası yenilik vardır. Maddi sonuçların tümü doğru yenilikçiliğin uygulanmasını takiben sahibine sunulmuştur. Bu açıdan da bakıldığında İhracatta inovasyon en büyük sermayedir. 
Bu sermayenin doğru ve ilerici kullanıldığı en küçük ölçekli yenilik hareketleri bile karşılığında harcanılan emeği ödüllendirmiştir.

9. İhracatta inovasyon desteğini temelden alır

İhracatta inovasyon hareketi başladığı andan itibaren kararın gerekliliği her kademede vurgulanmalıdır. Yeniliğin uygulanması hakkındaki kararlılık, uygulamanın her aşamasında benimsetilerek bir inanç meselesi haline getirilmelidir.    

10. İhracatta inovasyon cesaret ve kararlılıkla uygulanır

Yeniliğin kaynağı olacak ihracatta inovasyon ön çalışmalarının tamamlanmasını takiben, alınan kararların tereddütsüz uygulanması beklenir.    Yenilik yönetiminde kesin kararlar verebilmek, kritiktir. Tutuk davranmak ve yanlış karar verme korkusu duymak, doğru karar vermeyi engeller ve kesinliği yok eder. Bu da yenilik organizasyonu ve inovasyon uygulamasında belirsizlik, hedefsizlik yaratır. 

11. İhracatta inovasyon eğitim ve doğru kadrolardır

Yapılmak istenen değişim ve yeniliğin önce ihracat profesyonellerinde ve iştirakçilerinde kendini göstermesi gerekmektedir. Büyük ölçekte istenen yeniliği, ilk aşamada yeniliği gerçekleştirmesi ve bunu takiben uygulaması beklenen profesyonellerde görmek büyük önem taşımaktadır. Yenilikten korkmayan aksine yeniliği arayan bir ekip ruhu ve iştirakçilerin sinerjik iletişimi inovatif ihracatın en büyük teminatıdır. 

12. İhracatta inovasyon bilim ve teknolojidir 

Dünya’nın neresinde olursa olsun, son teknolojiler ve yaratılan yenilikler (inovasyonlar) takip ve talim edilmeli, ihracat sürecinin her basamağında yenileştirilip, geliştirilmelidir. İnovatif süreçlerin gücü bu doğrultuda hareketlendirilerek, öncü bir kimlik kazanılmalıdır.   

13. İhracatta inovasyon ihtiyaç duyulduğunda başvurulacak bir kurtarıcı değil, süreklilik gerektiren bir yönetim anlayışıdır 

İhracatta inovasyon bir geliştirme hamlesi değil, sonucu gelişim olan bir yönetim anlayışıdır ve süreklilik göstermeli, sürdürülebilirliğin güvencesi olmalıdır. 

14. İhracatta inovasyon yönümüzü belirleyendir 

Yenileşmenin öneminin ve ihracat performanssına katacaklarının bilincine varılması, evrensel yeniliğe ortak olunması tahmin edilebileceği gibi büyük emek talep eden bir yoldur. İnovasyon iştirakçileri ve bilgi kaynağıyla verilecek yoğun emek, ihracatda inovasyonu ve rekabetçiliği yakalamak, daha da önemlisi rekabete öncülük edecek gücü yaratmayı mümkün kılacaktır.  
  
15. Yenilikler bizi çok meşgul etmelidir

Yenilikçilik, karakteriyle başlı başına bir mesai olmalıdır. İhracat aksiyonları, hep rekabet gücünü ve inovasyon kapasitesini tetiklemiş, yeniliklerin kapısını açmıştır.
İhracatta inovasyon sadece ar-ge çalışmalarına ve ürüne indirgenmemeli, Strateji İnovasyonu, Maliyet İnovasyonu,  Ürün İnovasyonu, Yönetim İnovasyonu,  İş Modeli İnovasyonu, Pazarlama İnovasyonu, Operasyonel İnovasyonlar uygulanarak, ihracat sistematiğinin tümü yenilenmelidir. 

16. İhracatta inovasyon pratik ve güvenilir başarı yoludur

Objektif olarak bakıldığında ihracatta inovasyon sadece "yeni" olduğu için, pratik ve şekillendirebilir olduğu için doğru ve güvenilir bir yoldur. Yenilik, yolunda yaşanması muhtemel ve bir açıdan da düşülmesi gereken hatalar sonucunda, daha büyük yeniliklere ve daha önemli başarılara açılacak bir kapı görevi görecektir. Artan tecrübe ve bilgi, ülkemizin engin kaynaklarının ihracat inovasyonları ile hareketlendirilmesi neticesinde, daha büyük başarılara hazırlanmış sağlam bir temel görevi görecektir.  

17. İhracatta inovasyon gelişmedir

Yenilikçiliğin gelişme ile doğrudan örtüşen bir kavram olmasının en önemli kanıtı “yeni” proje bazlı ihracat ve gelişme anlayışıdır. Amacı doğru, kararlı ve tereddütsüz adımlarla gerçekleştirilen her yenilik, tümsel anlamda gelişime doğru atılan sağlam bir adım olacaktır.       

18. İhracatta inovasyon saadet ve refahın kefilidir

Yenilikçi bakışın sağladığı gelişimin ve inovatif ihracat aksiyonlarının reddedilemez sonucu gelişmeyle birlikte ortaya çıkacak yerel saadet ve refahtır. Dünya’yla entegre olmuş, rekabet gücünü üst seviyelere çıkarmış, bilim ve teknolojiye hakim, kararlılıkla uygulanmış değişim hareketi, yarattığı değer sonucunda, başarı ve ortaya çıkan esere saygınlık sunmaktadır.

19. İhracatta inovasyon doğru hedefler koymaktır

Doğru yolda, doğru inovasyon iştirakçilerinın katılımı, cesaret ve kesinlikle yola çıkılan ihracatta inovasyon yolunda başarısızlık ihtimal dışındadır.   

20. Yenilikçiliğin işareti “İleri! İleri! Daima ileridir!”  

İhracatta inovasyon doğası gereği dünü ve bugünü bir başlangıç olarak kabul eder ve üstüne yarının bilgisini koyarak çağı yaratmayı amaç edinir.  
Varolan kuralları uygulayarak herkesin ilerlediği yolda ilerlemek yerine, bilgiyi ve iletişimi,      insanı, ışığı kabul ederek kendi yolunda ilerler.
Yenilikçilik, geçmişi gelecekle telafi etmek ve kendini en verimli şekilde şekilde geleceğe taşımaktır.  

Tefekkür Medeniyeti 18: Mütefekkir ve Müteşebbis/İhracatta İnovasyon Nasıl Yapılır ? 6

fft99_mf4613051Türkiye’de E-ihracat: Fırsatlar ve Sorunlar’ raporunda şu bulgulara yer verildi;
“G-20 ülkelerini kapsayan ve Avustralya’nın ilk sırada bulunduğu ‘E-ihracata Hazırlık Endeksi’nde Türkiye, e-ticarete yönelik düzenleyici çerçeve, yasal ve fiziki altyapıdaki zayıflıklar gibi nedenlerden dolayı listenin 15’inci sırasında bulunuyor.
E-ihracatın gelişmesi hem Türkiye’nin internet ekonomisine hem de ihracatına önemli katkı sağlayabilir.
Türkiye’nin ilk 10 e-ihracat pazarının ağırlıklandırılmış ortalama mesafesi, 4 bin 308 kilometre. Bu rakam, geleneksel ihracat menzilinin üstünde yüzde 65’lik bir artış teşkil ediyor.
E-ihracata konu olan ürünlerin katma değerinin, elektronik ve otomotiv parçaları gibi geleneksel ihracat ürünlerine göre daha yüksek olduğu görülüyor.
Türkiye ekonomisi e-ihracat sayesinde yüzde 38’lik bir oranla, dünya ortalamasının üzerinde büyüyebilir.
E-ihracat yapan firmaların en küçük yüzde 10’luk kesiminin ortalama pazar sayısı 23 iken, en büyük yüzde 10’da bu sayı 45 olarak ölçülüyor.
Üreticiler açısından bakıldığında ise ihracatta boyut ve tecrübe faktörlerinin öneminin azalması ve uzak pazarlara erişimin kolaylaşması, sınır ötesi e-ticaretin en önemli avantajlarını oluşturuyor”.
Türkiye’den yurtdışına online satış, günümüzde 250-300 milyon dolar seviyesinde.
Düzenlenen toplantıya PayPal Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi CEO’su Rupert Keeley, TEPAV Direktörler Kurulu Üyesi Durmuş Yılmaz ile PayPal Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Direktörü Kıvanç Onan’ın katıldı.
“GELENEKSEL OLARAK ÜRÜN SATAN ORTALAMA 3 ÜLKEYE E-TİCARET YAPAN 34 ÜLKEYE SATIŞ YAPABİLİYOR”
PayPal Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi CEO’su Rupert Keeley şöyle konuştu:
“eBay’in hazırladığı ‘Ticaret 3.0: Türkiye’nin Küçük Ölçekli İşletmelerini Küresele Taşımak’ raporuna göre, Türkiye’de PayPal ile ödeme alarak eBay üzerinden yurtdışına satış yapan binlerce şirketin yüzde 84’ü yurtdışına satış gerçekleştiriyor.
Türkiye’de geleneksel yollarla ihracat yapan firmalar ortalama üç ülkeye ürün satarken, e-ihracat yapan firmalar ortalama 34 ülkeye erişebiliyor.
Son bir yılda eBay üzerinden ihracata başlayan şirketler, e-ihracatın yüzde 26’sını ve PayPal ödemelerinin yüzde 33’ünü gerçekleştiriyor.”

Tefekkür Medeniyeti 17: Müteşebbis ve Mütefekkir/ İhracatta İnovasyon Nasıl Yapılır 5 ?

Ürettiği ucuz mallarla Türkiye’nin ticaret pastalarından aldığı küçük payları dahi çalan Çin’den değil, başka bir Çin’den de bahsediyor olmalıyız. 
Çin, son yıllara kadar belki sadece üretim gücüyle dünya piyasalarını etkiliyordu. Ama artık tüketim gücüyle de etkiliyor. Bugün Çin’in ithalatı da dünya piyasalarını ciddi etkilemeye başladı. Hem hızla büyüyen sanayisine hammadde yetiştirmek, hem de gelişen orta ve üst sınıfının ihtiyaçlarını karşılamak için ithalatını hızla artırıyor. Hem AB ülkelerinin hem de ABD’nin en büyük ticari partneri olmasına az kaldı. Çin’in demir-çelik ihtiyacının hızla artmasından dolayı dünya piyasalarında ve tabii dolayısıyla Türkiye’de de fiyatlar arttı.
Oraya gidecekler bir kere “Çin’e bu satılmaz, şu satılmaz” diye düşünmesinler. Elimizde çok mantıklı örnekler var. Mesela, mermer ve demir-çelik gibi yapı malzemeleri, deri kimyasalları var. Bunlar fırsatların değerlendirmesi sonucu olmuş hammadde/yardımcı madde satımları. Mermer ve demir-çelik mal yetiştiremiyor.
 
Ancak demir-çelik ürünleri hariç tutulduğunda Türkiye ve Yunanistan’ın Hong Kong’a ihracatı ne yazık ki aynı değerde. 
Son mamullerde ve tüketici mallarında herhalde aynı şeyi söyleyemeyiz. Yabancı firmaların Çin pazarında doğrudan pazarlama ve satış işlemlerinde bulunmalarına bugün için izin verilmiyor. Çin’de 1979’da başlayan ama 1990’larda kendini ciddi ciddi hissettiren değişim ve büyümenin çok uzağında kaldı Türkiye. Bu süreci takip edememesi Türkiye’nin çok büyük dezavantajı oldu. Bugün Çin’i bir pazar olarak görüyorsanız, mutlaka insanlarından tüketim kültürüne kadar incelemelisiniz. Bu şekilde mesela “Fındık Tanıtım Grubu” başarılı olmuştur. 
Pazar konusundaki belki de en büyük avantajımız birçok ülkede Türk malları hakkında haksız yere oluşmuş kötü imajın burada olmaması. Türk malı hakkında eksik bilgiye sahip olan Çin pazarı, iyi bir tanıtım ile büyük başarıların kaynağı olabilir. 
Önemli fırsatlar ihracatçılarımızı bekliyor. Bunların yanında kaçırmamamız gereken bir diğer önemli fırsat da turizm. Önümüzdeki dönemde dünyanın en fazla turist gönderen ülkesi olacak olan Çin; Mayıs 2002’den beri resmi turist destinasyonlarına Türkiye’yi de ekledi. 2008 Pekin Olimpiyatları için yapılan alt yapı yatırımları da müteahhitlik sektörümüz için önemli bir fırsattı, ama maalesef onun da iyi değerlendirilemediğini görüyoruz.

Ama tabii Çin’le bu kadar ilgileniyorsanız doğal olarak olabildiğince iyi bir bilgi akışı sağlamalısınız. Bunun da kaynağı tabii ki batının araçları değil, kendi kaynaklarımız olabilir. Türkiye’de herkes, dünya trendlerinin önemli bir aktörü olan Çin’i, Çin’de olup bitenleri yakından gözlemlemeli. 
İnovasyon Sıralaması (2012/2013) 
  • ABD: 7./5.
  • Japonya: 5./4.
  • Tayvan: 8./10.
  • Singapur: 9./9.
  • Kore: 17./17.
  • Hong Kong: 23./26
  • Malezya: 25./21.
  • Çin: 32./32.
  • Endonezya: 33./31.
  • Hindistan: 41./49
  • Türkiye: 50/56
 innovative economy
Kaynak:
WEF_GlobalCompetitivenessReport_2013-14
WEF_GlobalCompetitivenessReport_2014-15
  
Yeni Akdeniz (Asya-Pasifik) Pazarlarının İthalatı – 2013 (Bin Dolar) 
1. ABD 2,328,329
2. Çin  1,949,934,687
4. Japonya 833,166,061
5. Hong Kong 703,871,670
9. Kore 515,572,970

12. Hindistan 466,045,567
15. Singapur  373,212,237
17. Rusya      317,805,605
18. Tayvan 270,688,956
20. Tayland 250,708,238

Toplam 8,009,336,000
Dünya Toplamı 18,779,666,000
%43
Kaynak: TradeMap

Tefekkür Medeniyeti 16: Müteşebbis ve Mütefekkir/İhracatta İnovasyon Nasıl Yapılır ? 4

Elektronik ticaretin hızla yaygınlaştığı bir çağdayız. Daha geçtiğimiz ay tarihin en büyük halka arzını gerçekleştiren Alibaba.com’un 2013 yılında yarattığı ticaret hacmi 248 milyar dolar ile Türkiye’nin ihracatından 70 milyar dolar fazla.
İnternet üzerinden yapılan ticaret, geleneksel ticareti dönüştürüyor.


Artık müşteriyle yüz yüze görüşmeden, telefonla dahi konuşmadan dünyanın öteki ucuna mal satmak normal hale gelmeye başladı.
İnternet üzerinde her yer cadde üstü dükkân oluyor, eskiden ticarete engel olan coğrafi kısıtlamalar azalıyor ve kimi zaman ortadan kalkıyor.
İnternet üzerinden ihracat yapan firmalar, boyutlarının küçüklüğüne, müşterilerinin uzaklığına bakmadan dünyanın her yerine ürün ve hizmet satabiliyor.
Bu avantajlara Türkiye’nin ihracat yapısındaki sorunlar düşünülerek bakıldığında elektronik ihracatın (e-ihracat) ülkemize sunduğu fırsatlar daha da net ortaya çıkmaktadır.
TEPAV: TÜRKİYE EKONOMİSİ E-İHRACAT SAYESİNDE YÜZDE 38 BÜYÜYEBİLİR
Son on senede Türkiye’nin yüksek ihracat performansının temelinde büyük ve eski firmaların, eski ürünleri eski pazarlara satması yatmaktadır.
E-ihracat KOBİ’ler ve yeni firmaların yeni pazarlara yeni ürünler satmasının önünü açacaktır. Aynı zamanda e-ihracat Türkiye’nin son 10 yılda daralan ihracat menzilini arttırmayı sağlayacaktır.
E-ihracatın sunduğu bu potansiyeli değerlendirebilmek için yabancı dil bilen, web sitesi, ödeme sistemleri, başka ülkelerdeki tüketici hakları gibi konulara hâkim firmalar ve zamana hassas ve esnek bu yeni ticaret yönteminin gelişmesinin önündeki sorunları kaldırmaya yönelik çaba gösteren bir devlet gerekmektedir.
Nitekim Alibaba’nın başarı hikâyesinde Çin’in yüksek ticaret hacmini değerlendiren girişimcilik ruhu kadar devletin taşıma maliyetleri gibi alanlarda uyguladığı aktif destek politikaları da etkili olmuştur.
Hızlı büyüyen e-ihracat Türkiye için fırsatlar ortaya koymaktadır, kamunun hem firmaların e-ihracat kapasitelerini arttırmak için hem de mevcut ticaret ortamındaki gümrükler veya lojistik gibi alanlardaki sorunları çözmek için atabileceği adımlar önem arzetmektedir.
E-ihracatın sürdürülebilir bir büyüme sergileyebilmesi konunun politika yapıcılar tarafından sahiplenilmesi ve kamu ile özel sektör arasındaki diyalog kanallarının devamlı açık tutulması gerekmektedir
PayPal ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan ‘Türkiye’de E-ihracat: fırsatlar ve Sorunlar’ araştırmasında yurtdışına elektronik ticaretin, 500 milyar dolar olarak belirlenen 2023 ihracat hedefinin tutturulmasında oynayacağı rol ve yerel şirketlerin büyümelerine sağlayacağı katkılar ortaya konuldu.
E-ticaretin önemli isimlerinden PayPal’ın desteğiyle Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan ‘Türkiye’de E-ihracat: Fırsatlar ve Sorunlar’ araştırmasının sonuçları, PayPal Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi CEO’su Rupert Keeley, TEPAV Direktörler Kurulu Üyesi Durmuş Yılmaz ile PayPal Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Direktörü Kıvanç Onan’ın katılımıyla düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu.
TEPAV raporunda;
  • internet kullanımındaki artış,
  • girişimcilik ruhu,
  • uygun politikaların bulunması
gibi konuların e-ihracat potansiyelini geliştirdiği belirtilirken, uluslararası online ticaretin artmasının;
  • Türkiye’nin ihracat yapısındaki zayıflıkları aşması ve
  • daralan ihracat menzilinin genişletilmesi
için büyük bir fırsat olduğuna işaret edildi.

Tefekkür Medeniyeti 15: Müteşebbis ve Mütefekkir/ İhracacatta İnovasyon Nasıl Yapılır ? 3

Çin ve Türkiye iki ayrı dünya… Çinliler ile biz çok uzak coğrafyalarda yaşasak da, uzak kültürlerin adamı değiliz aslında. Birçok kimse kültürel farklılıktan dolayı iş bağlantısı kurmanın çok zor olduğunu söylüyor. Ben böyle düşünmüyorum.Onlar ne kadar doğuluysa biz de o kadar doğuluyuz. Bin yıl önce ilişkimiz kopmuş, ama aslen kültürümüz ve insan ilişkilerimiz çok yakın. Her şeyden önce iki millet de gayet sıcak.


Bugün günlük hayatta pek farkında olamasak da Çin kültüründen aldığımız birçok şey var. Onların da bizden aldığı bir o kadar tabii… Tarihte, biz Çinlilerden çini, kayısı, portakal, çay, mandalina, makarna, ipek ve kağıdı; onlar da bizden deri, demir, şarap ve mantıyı almışlar mesela.
Eski dünyanın milletleriyiz biz. O gözle bakıyorlar Türklere. Geleneklerimiz en az 2500 yıl gerilere dayanıyor. Her iki millet de tarihlerinde önemli bir süre dünya medeniyeti konumuna yükselmişler. Çinliler 8. yüzyıla kadar, Türkler de 15.-18. yüzyılları arası büyük medeniyetler oluşturmuşlar.
Bugün baktığımızda Çin çok çok ilerilerde dünya ticaretinde. Bir zamanlar dünya ticaretinin büyük kısmının döndüğü yer Akdeniz’di. Bütün ülkeler için o ticaret alanı dâhilinde bir faaliyette bulunmak çok önemliydi. Bu dönemin aktörleri Cenevizliler, Venedikliler ve tabii Osmanlılardı.
Bugünün “Yeni Akdeniz”i ise, Pasifik’in batı kıyılarında yaşanmakta. Akdeniz dünyası endüstriyel yenilikçi faaliyetlerin ve müteşebbis inisiyatiflerinin birleştiği bir potaydı. Bölge; sermaye akışının, ticaretin bir araya toplanmasının ve alt yapı bağlantılarının ürettiği kuvvetlerin kıyı bölgelerini ana karalarından ayırdığı ve bu mekanı diğer güç yönlerine doğru yeniden yapılandırdığı çok yüzlü bir alandı. Akdeniz dünyası aynı zamanda farklı medeniyet bölgeleri arasında bir bağlantıydı. 
Yeni Akdeniz, artık Asya’da canlanmakta. Belli başlı limanları ise dünyadaki en büyük 10 limandan ilk dördü olan Hong Kong, Singapur, Busan ve Kaohsiung ile 6.sırada yer alan Şangay. Bu limanların üçü Çin ekonomik alanında; Hong Kong, Kaohsiung ve Şangay. 
Mesafenin uzak olmasından dolayı başka ülkeler karşısında Çin’e ihracatta dezavantajlı olduğumuz; doğru bir değerlendirme değildir. Çünkü Çin’in en büyük ticari partnerleri aslında Pasifik’in öbür yakasında, yani Amerika kıtasında ve onlar da hemen hemen bizim kadar uzaklar. Bizim Çin’le tarihten gelen bir ticari geçmişimiz var: İpekyolu. Bugün İpekyolu’nun canlandırılması için ciddi girişimler var. Her şeyden önce bu yol 1998’de havadan sağlanmış durumda. Çin’e direkt uçak seferleri var. Böylelikle iş adamları çok rahat bir ulaşım ortamı buluyor. 
Bu çabalar sanki Çin’e daha çok yarıyor gibi gözükmektedir. Bir potansiyel olarak Çin, Türkiye’nin gündemine geldiğinde yüzlerce, belki binlerce iş adamı ve girişimcimiz Çin’e gitti ihracat yapmak için. “1.3 milyarlık Çinli ayda bir şundan alsa tamamdır” türünden bir mantıkla giden arkadaşlarımız bir süre sonra ithalatçı olarak döndüler. Şimdi hükümetlerin yapması gereken bir şey var. Gerçek İpekyolu’nun alt yapısını tekrar hazırlamak. Şangay’dan Roterdam’a bir demiryolu projesi gündemde. Bunun gerçekleşmesi ticaret konusunda Türkiye’ye çok ciddi bir misyon yükleyecek. Anadolu toprakları yine tarihte olduğu gibi ticari lojistik önemine kavuşacak. İstanbul neden bir Hong Kong, Dubai, Singapur olmasın? Türkiye ayrıca yakın ülkeler stratejisi kapsamında yakın komşularıyla geliştirdiği türden ilişkileri uzak komşusu Çin ile de geliştirmeli. 
Ama diğer taraftan da Çin Türkiye’nin sanayisini tehdit ediyor. Bu bir “win-win” (kazan-kazan) tarzı ilişkiye çevrilebilir. Her iki ülkenin uluslararası vizyonlarını göz önünde bulundurursak geniş bir hinterlanda sahip olduklarını görüyoruz. Her iki ülke de ABD tarafından “Dünyanın Gelişen 10 Pazarı” arasında sayılıyor. Türkiye AB yolunda kararlı adımlarla yürüyen bir ülke ve Gümrük Birliği’nin de bir üyesi. Aynı zamanda Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin de katılmasıyla 41 ülkeyi bulan “Avrupa-Akdeniz Serbest Bölgesi”nin üyesi ve tam da ortasında. Çin için ise en önemli pazar AB. Diğer yandan Çinliler Orta Asya’ya ayrı bir önem veriyorlar, ama kültürel ve siyasi sorunlardan dolayı bu konuda pek başarılı bir girişimleri yok. Türkiye’nin ise dünyanın en hızlı gelişen pazarı Uzakdoğu’ya (ASEAN+Çin+Japonya+G.Kore) ihracatı çok düşük seviyelerde. Türkiye hızla üretimini artıran Çin için Avrupa ve Orta Asya’ya açılmada iyi bir stratejik partner olabilir. Aynı durum Türkiye için Uzakdoğu’da geçerli. 
Bu noktada Türkiye tarihten gelen misyonunu tekrar kazanabilir ve yine doğunun batıya zenginliğini taşıdığı bir bölge olabilir.

Tefekkür Medeniyeti 14: Müteşebbis ve Mütefekkir. İhracatta İnovasyon 2


Özet: 10 Sonuç

  1. İnovasyon, alışılmış düşünce kalıplarının yıkılmasıdır
  2. İhracat, en büyük öğretmen olan (çok gezen, çok bilir) dışdünya ile ilgilendiği için; inovasyonu da tetiklemektedir.
  3. İhracat inovasyonun; inovasyon da ihracatın teşvikidir.
  4. Çin; dünyanın 2. en büyük ithalatçısıdır.
  5. ARGE yoğun ürünlerde, Çin ürünleri ile karşılaştırıldığında, bir zamanlar %25 daha pahalı fiyatlanabilen Alman ürünleri, halihazırda sadece %5 daha pahalı fiyatlanabilmektedir; önümüzdeki 10 yıllık süreçte ise ARGE yoğun ürünlerde,  Alman ve Çin ürünleri arasında fiyat farkı ortadan kalkacaktır. HIZ’lı olan kazançlı çıkmaktadır.
  6. En büyük 10 ithalatçı ülkenin; 5 tanesi Asya-Pasifik bölgesindendir.
  7. İnovasyon ligindeki ilk 10 ülkenin; 5 tanesi de yine Asya-Pasifik bölgesindedir.
  8. 2013 yılı İnovasyon sıralamasında; ABD, Japonya, Malezya, Endonezya daha da üst sıralara çıkarken; Türkiye 6 basamak daha aşağı düşerek 56. sıraya inmiştir.
  9. Dünya ithalatının %43’ünü gerçekleştiren 8 trilyon dolarlık Asya-Pasifik ithalat pazarlarında; Rusya hariç, Türkiye ihracatı, son derece düşük değerlerdedir. 
  10. İhracatta da, İnovasyonda da Hedef; Yeni Akdeniz (Asya-Pasifik) pazarlarıdır.  

Yeni Akdeniz ve Çin pazarlarında yerimizi almalıyız. Çin’in tarihi ve kültürel yapısı, Türk iş adamlarının ilişki kurması açısından bir dezavantaj değil avantaj teşkil etmektedir.  Yeni Akdeniz (Asya-Pasifik) bölgesinin dünya ticaret hareketindeki payı sürekli artmaktadır. Akdeniz’in tarih boyunca devam eden ticari misyonu bugün Uzakdoğu’ya taşınmıştır. 
İpek Yolu Pazarları: Hazar denizinden Pasifik okyanusuna uzanan bu hat da; Asya pazarının belkemiğidir. Bu hat üzerinde özellikle YHT hatlarının ve 3.İstanbul havalimanının tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye bu pazarlarla daha da yakınlaşacaktır.
İpek yolu; İstanbul-Aşkabat-Astana-Pekin-Şangay şehirlerini birbirine bağlayacaktır.
Önümüzdeki on yıllık sürecin sonunda Asya’nın GSMH büyüklüğü, Batı’nın önüne geçecektir. 
Son beş yılda Asya’nın ithalatının global payı %31 den %38 e çıkarken, ihracattaki payı %36 dan % 38 e çıktı.
Asya üretimde de, tüketimde de ön plana çıkıyor.
Asya artık; PAZARDIR. İthalatı, ihracatından daha çok artmaktadır. Pazarlarımız, Doğu’dadır artık.

Tefekkür Medeniyeti -13: Müteşebbis ve Mütefekkir/ İhracatta İnovasyon 1

İhracatın maksadı, yurtdışı pazarlarda müşteri yaratmak ve elde tutmak olduğundan ötürü, ihracatçı bir şirketin sadece iki temel fonksiyonu vardır: Dış Pazarlama ve İnovasyon.
Dış Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.
İhracat ve inovasyon, etkileşimli iki önemli değişkendir. İhracat inovasyonu, inovasyon da ihracatı arttırmaktadır.
İnovasyonun öznesinin ihracat olarak tanımlanması durumunda, bu konuda odaklanılacak projeler ve uygulamalar, inovatif ihracat çıktılarını hızla çoğaltacaktır.
“İhracatta  İnovasyon” konusunda, ülkemizde, herhangi bir kurumsal yapıya rastlanmamıştır.
Global pazarlar araştırıldığında ise, Çin’de 2006 yılından itibaren “ ihracat inovasyon üssü” (“export innovation base”) tarzında  kurumsal bir yapılanma,  ABD’de ise “Rekabetçilik, İnovasyon ve İhracat Performansı Senato Alt Komitesi” (United States The Senate Commerce Subcommittee on Competitiveness, Innovation, and Export Promotion) tespit edilmiştir.
İç Pazar büyüklüğü (“domestic market size”) performansı ile dünyanın 16. büyük ekonomisi olan ülkemiz, ihracat (“foreign market size index”) sıralamasında 27.,  inovasyon sıralamasında 50., küresel rekabetçilik sıralamasında ise 44.sırada yeralmaktadır.
ABD örneğinde her üç kavramın, Çin örneğinde ise her iki kavramın birbirleriyle ilişkilendirilmesi, göstergelerin iyileştirilmesi hedefi için bir rehber niteliğindedir.
80’li yıllarda başlayan dışa açılma (ihracat) politikası nasıl ihracat değerlerinin sayısal anlamda büyük sıçramalar kaydetmesine etki etti ise, ihracatın inovatif bir yapıya büründürülmesi, yapısal değişimlere yol açarak, dış ticaret açığının kapatılmasını ve ardından  dış ticaret fazlası veren bir faza geçişimizi sağlayacaktır.
İhracatta inovasyonun ön şartı ise küresel inovasyon liginde ön sıralarda yeralan AB, ABD ve Asya-Pasifik pazarlarına yönelişin hızlandırılmasıdır. Böylelikle, bu pazarlardaki müşterilerin talepleri, bu talepleri yerine getirmek için gerekli olan inovasyonları tetikleyecektir.
Son 15 yıllık dönemde ihracatımızın AB+ABD pazarlarına oranı %64’den %46 seviyesine inmiş, Asya-Pasifik ihracatımız da sabit kalırken, civarımızdaki bölgesel pazarlarda odaklanılmıştır.
Küresel pazarlara yönelişteki düşüş, ihracatta katma değeri düşük olan ürünlerden çıkamamamıza neden olmaktadır.
Hedefimiz  “Yeni Akdeniz” !
Gelişme Atlantik’ten (Avrupa’dan)  Pasifik’e (Asya) kayıyor. Bu gelişme ise Türkiye’ye büyük bir fırsat sunuyor. Pasifik kıyısındaki ülkeler arasındaki ekonomik dinamizm bir zamanlar Akdeniz  limanları arasındaki dinamizmi   çağrıştırmaktadır.
Yeni Akdeniz”, Pasifik’te yaşanmaktadır.
Asya-Pasifik’in onyıl içerisinde global GSMH dağılımında birinci sıraya oturacak olması, bu “Yeni Akdeniz” coğrafyasındaki İNOVATİF İHRACAT PAZARLARI‘nı giderek büyütmektedir.
Uzakdoğu’dan  Ortadoğu’ya binlerce yılda gelen Türkler, Asya ile yakınlaşarak, İnovatif Refleks için, özlerinde de yer alan Uzakdoğu (Asya) kaynaklarını kullanmalıdırlar.
Gelişme/Etkileşim aksı Pasifik bölgesine kaymıştır.  Uzaklardaki ABD ve Çin’e hızla yakınlaşarak Yeni Akdeniz’deki etkileşimlere dahil olarak, gelişme trendini yakalamalıyız.

İnovasyon Sıralaması
  • Japonya 5.
  • Tayvan 8.
  • Singapur 9.
  • Kore 17.
  • Hong Kong 23.
  • Malezya 25.
  • Çin 32.
  • Endonezya 33.
  • Hindistan 41.
  • Türkiye 50.
Kaynak: WEF_GlobalCompetitivenessReport_2013-14
Asya-Pasifik pazarları, Japonya’nın liderliğinde inovasyon sıralamasında önümüzde yer almaktadırlar.