13 Temmuz 2017 Perşembe

Ortak Payda, Ömer Altaş

Ülkede, alttan alta ve sinsice kurgulanan bir süreç var!
Ne yapılması gerektiğine dair kimi kafalar karışık.
Elde edilen sosyal ve siyasal mucizevî, tarihi fırsatlar, umarsızca heder ediliyor.
15 Temmuz idraki, kurucu siyaset katında henüz tekâmül etmedi.
Kurumsallaşamadı.
Kavramsallaştırılamadı.
Bir milat yapılamadı.
15 Temmuz işgaline, en önde direnen politik ve ideolojik yapılar, gayr-i iradi sürecin üzerine yatıyorlar.
Küçük bir grup aydın ve siyasi hariç kimsenin değişmeye niyeti yok!
Önceki halin devamında ısrar, öncü olma özelliğini yitirir.
Yeni dönem için yine bir “büyük fikir” gerekli.
Bunun için, 15 Temmuz’dan daha anlamlı bir ülkü olur mu?
15 Temmuz, kök devletin ve bu milletin hasılası.
15 Temmuz dört başı mamur bir teori.
Daha önceki dönemin fikri müktesebatı, darbe sonrası dönemin ihtiyaçlarını karşılamıyor!
Siyaset ilk kez büyük sıçramanın gerisinde kaldı.
İdeolojilerdeki hareketlilik, ortaya çıkan bu boşluktan kaynaklanıyor.
Eski ideolojiler, denizden çıkarılıp kovaya atılan balıklar gibi beyhude çırpınıyor.
Her biri devlete “beni seç!” diyor.
Soğuk savaş ideolojilerinin bundan böyle de hükmü olmayacak.
Herkes kendini, Jacques Derrida’nın Cezayir kökenliği sevgisini, nostalgeriaolarak tanımlamasına benzer bir tanıma hazırlasın.
Siyasette, hangi “fikir”den beslenileceği konusunda zihinler henüz berrak değil.
Bu tespit yapılmadan ve fetretin ana nedeninin bu olduğu bilinmeden yol alınmaz.
15 Temmuz, bütün boşluğu dolduracak yeni dönemin yaratıcı ve inşa edici büyük fikri.
Üst düşünce disiplini.
Uğruna, gözünü kırpmadan şehadete gidilen bir ülkü.
15 Temmuz fikri, partiler-üstü, etnisite-üstü, ideoloji-üstü, “din-üstü” nesnel ve objektif bir rejimi ve dili şart koşuyor.
Devlet, güneş gibi toplumun tamamına eşit mesafede duran komplike bir model olmalı.
Siyaset de bunu tenfiz etmeli.
Miyar bu.
Ama “düz” gidiliyor.
Muhafazakâr siyasetin dilinde özsel, köklü bir değişiklik olmadı.
Türkiye'de siyaset, 15 Temmuz değerlerine adapte olabildiği ölçüde, kendine daha fazla alan açacak!
Bundan sonra ufukta ya küçülme ya büyüme var.
Güvenlik kaygısı ve anlamlı gerekçelerle Kurucu Siyaset, son hadde kadar daraldı.
Etap etap açılmalı.
Millet misyonunu yerine getirdi.
Sıra siyasetin konsolide ettiği devasa aygıtta.
Olan-biten karşısında kahırlanmaya gerek yok, toplum her şeyi görüyor.
Yeni dönemin nakışı; isabetli dil ve isabetli strateji.
Formül net ve basit ama bir özveri ve güven ortamı gerektiriyor.
CHP yürüyüşü, politik atışmaların ötesinde Türkiye’nin dramatik dönüşüm öyküsünün indikatörü oldu.
Sistem değişikliği, ilk meyvesini verdi.
Yürüyüş, devletin yeni vizyonunun ilk etabının başarıya ulaştığının ve adım adım kendini kurduğunun en büyük göstergesi olarak tarihe geçecek.
Eski düzen faşizminin tüm unsurları, yeni döneme profesyonelce adapte edildiler.
50’si daima açık 100 gözlü bir Argus olan Devlet, Cumhuriyet mitingleri ve 28 Şubat zihniyetini bugün, o günün organize edicilerine gömdürdü. FETÖ gibi baş edilmesi güç bir yapıyı dindar bir yapıyla çökertmeyi sabırla beklediği gibi.
Böylece Yeni Sistem tersten hem test, hem de tahkim edildi.
Devlet için meşruiyet çerçevesinde olduğu sürece iktidar-muhalefet ayrımı yoktur.
Bugün Siyaset, Cevher’in istencine intibak sorunu yaşıyor.
Herkes için henüz vakit var.
Yaşanan fetretten yeni bir evre yeni bir kurgu inkişaf etmeli.
Amok’u tedavi eden kazanacak.
“Terör kumpanyasıyla” kararlılıkla mücadele ederken aynı anda milletin masumiyetini, mahremiyetini korumalı ve toplumun bütünüyle doğru iletişim stratejisi uygulanmalı.
Acil gündemler hiçbir haksızlığa ve hukuksuzluğa mazeret olmamalı.
Bu vatanda “başkası” yok.
Bu toplumda “murdar” da yok.
Herkes toplum ve millet kavramının geniş ve hakikatli anlamına gönüllü teslim olmalı.
Kuşcenneti Milli Parkı içinde göç dönemi ve sonraki zamanlarda yerli kuşları dürbünle izlemek için inşa edilen bir kule var.
Kuledeki tabelada şu yazıyor:
“Lütfen zarar vermeyiniz. Bu kule hepimizin imkânları ile yapılmıştır.”
Bu vatanın üzerinde kutsal bir tabela var.
“Duyarlı ve rikkatli olun.
Adil ve merhametli.
Bu vatan hepimizin vergileriyle ayakta durmaktadır.”
“İç savaş”(!) yaşamadan bir toplum inşa etmenin bundan sonraki şartı bu!
Bu bilinçten uzak nice fotoğraf var.
Bugüne kadar mücadeleyi samimiyetle yürütmüş ve badirelerden alnının akıyla çıkmış entelektüel bir kesim var.
İçimizde, kınayıcının kınamasından korkmayan, iyiliği salık veren ve kötülüğü nehiy eden bir topluluk olmalı!
Bu, en hassas değerleri bir pala gibi kullanarak haklı, haksız, önüne geleni doğrayan, ‘olağanüstü hal dönemi virüsü’ tufeylilere rağmen olmalıdır.
Aksi halde sorunlar kördüğüm olacaktır.
Haksızlık ve hukuksuzluğu muhafazakârlar,
Dinciliği İslamcılar,
Batıcı Kemalizm’i Atatürkçüler,
Irkçılığı Türk milliyetçileri,
Ayrımcılığı Kürt milliyetçileri,
Meşrepçiliği Aleviler,
Emperyalizmi azınlıklar,
İslam fobiyi Laikler mahkûm ederse ahenk başlar.
Amok’u durdurmalı.
Sihir budur.
Sihrimiz de bu olacaktır!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme