24 Ocak 2016 Pazar

Tefekkür Medeniyeti: Bilgi ve Basiret

Ansiklopedik bilgisi çok kuvvetli insanların aynı zamanda basiret sahibi olanları özellikle önemli olsa gerek. 

Sadece ansiklopedik bilgisi kuvvetli ama basireti olmayan çok aydın var.


--------------------------------------,
“İslam'ın simgelediği bilgi ve aydınlanma, ansiklopedik bilgiden ziyade ahlaki olgunluk ve inceliğe karşılık geliyor. Kur'an'da “cahiliye” teriminin geçtiği ayetlerde bu husus çok barizdir. Bakalım: 

“Onlar, Allah hakkında cahiliye zihniyetini yansıtan, gerçeğe aykırı bir düşünce taşıyorlar” (Al-i İmran/154). 

“Yoksa onlar, cahillik dönemindeki yasaları mı arıyorlar?” (Maide/50).

“O zaman, inkâr edenler, kalplerine öfkeli soy koruyuculuğunu, o cahiliye taassubunu yerleştirdiler” (Fetih/26). 

“Eski cahiliyenin süs ve edası ile süslenip kendinizi teşhir etmeyin” (Ahzab/ 33)... 

Veda Hutbesi'ndeki “Biliniz ki cahiliye işlerinden olan her şeyi ayaklarımın altına almış bulunuyorum” sözü ise, bu anlamı perçinler.

Yani İslam'da cahiliyenin karşısına yerleştirilen bilgi ve bilme ile kast 

edilen, esasen, yüzeysel ansiklopedik bilgi değil, felsefede pratik 

bilgelik, basiret (phronesis; prudentia) olarak kavramlaştırılan 

düşünme ve eylemlerimizdir. 

Bu nedenle ahlak ve siyaset, pratik felsefe içinde mütalaa edilir.”

“Furkan Suresi, 63. ayeti, cahiller karşısında nasıl davranmamız gerektiğini söylüyor: 

“Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise 'Selam!' deyip geçerler.” 

İmam Gazali'nin 

“Cahillerle tartışmaya girmeyin, zira ben hiç yenemedim!” 

diye bilinen ünlü sözü, bize bir kez daha bu ayeti hatırlatır, cahillerle 

karşılaştığımızda ne yapmamız gerektiğini zihnimize kazır.”  

---------------------------------------------,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme