30 Mart 2017 Perşembe

Gök Türk kültürü ve tarihinin önemi Dr. Rövşen Alizade

Gök Türk kültürü ve tarihinin önemi 
Mayıs 2016

Dr. Rövşen Alizade 



GÖK Türklerde devlet kavramı il ile ifade edilir, yüksek askerî-idarî makam ise kağan sayılırdı. Hükümdar karşılığı olan kağan, hem devlet başkanı ve başkumandan, hem de meclis ve hükümet başkanı idi. Ancak bu meselede herhangi bir mutlakiyet söz konusu değildi. Kağanın faaliyetini her zaman denetleyebilen bir devlet meclisi, yani toy mevcuttu. Toy, gerektiğinde kağanları tahtından indirebilirdi. 
Tarih yüzlerce kitabe bulunmuştur. Çağımız Batı uluslarının çoğunun yazıyı tanımadığı bir dönemde Türklerin bu tür önemli kültür abidelerine sahip olmaları dikkatleri epey çeken bir husustur. Gök Türk Devleti nde iktidarın mensup olduğu Aşina nın dışında birçok Türk boyu daha vardı: Kırgız, Karluk, Uygur, Sir Tarduş, Bayırku, Oğuz, Bugu, Basmıl, İzgil, Az ve Türgiş gibi boylar, bunların en önde olanları ve önemlileri idi. Gök Türk devri mezar külliyeleri Türkistan da Gök Türk devrinden itibaren yer üstünde büyük mezar külliyelerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu mezar külliyelerinin bütününü, ölen kahraman veya hükümdarın hatırasını yâd etmek için düzenlenen bir mimarî yapılanma oluşturur. Çin mimarisinde de benzerlerini gördüğümüz söz konusu komplekslerin en ünlüleri Kül Tigin (732), Bilge Kağan (735) ve Tonyukuk (725) mezar külliyeleridir. Bugüne kadar yapılan kazı ve araştırmalar, bu üç külliyenin de benzeri bir plan yapısına sahip olduğuna dair bulgular sunmuşlardır. Söz konusu külliyeler, özellikle duvarlarla çevrili bir dikdörtgen alan içerisinde tören yolu ve bu yolun üzerinde ölen kişinin yaptıklarından ve devletinin durumundan bahseden yazıt, yolun iki tarafında çeşitli ikonografik özellikleri yansıtacak şekilde işlenmiş heykeller ve ortada bir bark kısmı ile sunaklardan yapılmıştır. 1 >> Hatun unvanı taşıyan kağanın hanımı ise, devlet idaresinde söz sahibi olan mühim bir kişi konumundaydı. Hatun, gerektiğinde kağanı kendi fikirleri doğrultusunda etkileyebilir ve bazı ciddî kararların alınması yönünde yardımcı olurdu. Ayrıca aygucı (başbakan), buyruk (bakan) ve üge gibi hükümet yetkilileri bulunmaktaydı. Kağandan sonra ikinci büyük unvan olarak yabgu (kanat idarecisi) gelirdi. Bu unvanın peşinden şad, tegin, ilteber, erkin ve tudun gibi unvanlar sıralanmaktaydı. Çin tarihi kaynaklarının verdiği bilgilere göre sayıları 28 den fazla olan bu unvan ve makamlar, devletin içinde bulunduğu duruma ilişkin bazen farklı fonksiyonları sürdürebiliyorlardı. Gök Türk sosyal yapısında aile, urug (aileler birliği), boy (ok), bodun (millet) ve il (devlet) şeklinde birbirine sıkı sıkıya bağlı olan halkalar hâlinde oluşmuştur. Çağdaş devletlerle mukayese ettiğimizde, Gök Türklerde çok farklı bir hukuk sisteminin olduğunu görebiliriz. Anayasa karşılığı olarak töre mevcut idi. Sosyal düzen töreye bağlı kalınarak sağlandığı için, herhangi bir bunalım veya aksiliğin yaşanmadığı rahatça söylenilebilir. Vatana ihanet, adam öldürmek, zina yapmak ve hırsızlık gibi ağır suçların cezası idamdı. Gök Türk ekonomisi temelde hayvancılığa (at ve koyun) dayalı bir ekonomiydi. Bu dönemde tarım için uygun olan bölgelerde ziraatın geliştiği ve özellikle Turfan bölgesinde sebze ve meyve yetiştiriciliğinin çok ilerlediği görülmektedir. Gök Türk tarihinin en mühim özelliklerinden biri de hiç kuşkusuz günümüze Orhun-Yenisey Yazıtları olarak bilinen kitabeleri bırakmış olmalarıdır. Öncelikle Orhun havzası olmak üzere bütün Türkistan coğrafyasının farklı bölgelerinde Gök Türk alfabesiyle yazılmış 94 mayıs 2016

Mezar külliyelerinin içerisinde en iyi tanınanı Kül Tigin mezar külliyesi dir. Dört cepheli gri bir granit blok üzerine yazılmış olan Kül Tigin Yazıtı nın yüksekliği 331 santimetredir. Yazıtın doğu ve batı yüzlerinin genişliği tabanda 128 santimetreyken, tepeliğe doğru orantılı bir şekilde daralarak 122 santimetreye düşmektedir. Yazıtın güney ve kuzey yüzlerinin genişliği 41 santimetredir. Kül Tigin yazıtında güneydoğu, güneybatı, kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine bakan dört pah bulunur. Bu pahların genişlikleri ise 3 er santimetredir. Kül Tigin yazıtının doğu yüzünde 40, güney ve kuzey yüzlerinde 13 er satır Gök Türk harfli Türkçe metin vardır. Bu metinlerden güney yüzde bulunanlar yazıtın giriş, doğu yüzde bulunanları gelişme, kuzey yüzde bulunanlarıysa sonuç bölümünü oluşturmaktadır. Metnin hazırlayıcısı (mesajın ileticisi/verici/hatip) Bilge Kağan dır. 2 Külliyenin ortasında 13 metreye 13 metrelik bir subasman üzerine oturan ve 10 metre 25 santimetreye 10 metre 25 santimetrelik olan bark ın içerisinde Kül Tigin e ait olduğu sanılan heykelin kırık başı ve gövdesi ile hanımına ait olduğu kabul edilen heykel parçaları bulunmuştur. Ayrıca duvarlara yapıldığı düşünülen fresko parçaları da ele geçmiştir. Bu arada bark ın dış duvarlarına koruyucu amaçla yerleştirilmiş t ao-t ie denilen masklardan da ele geçirilmiştir. Yazıtlarla ilgili belge ve unsurlar Anıtların arz ettiği anlama göre, farklı olan hususları göz önünde bulundurarak Gök Türk anıtlarının kendine özgü damgasının, kendine özgü ahenginin ve imgelerinin bulunduğunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Anıtlardan da görüldüğü gibi, özellikle II. Gök Türk döneminde Bozkırdaki olaylar öyle hızla cereyan etmiştir ki, Gök Türklerin zirveye yükselişleri ile kesin olarak batışları olsa olsa ancak yirmi yılı kapsamaktadır. Mesela Kapgan 716 da öldürülür, Kül Tigin 731 de ölür, Bilge 734 de zehirlenir. Aslında çöküş denilen olayın Kapgan ın öldürülmesinden daha önceki yıllarda başladığı görülmektedir. Oğuzların konfederasyondan ayrılıp Çin e yerleşmeye kalkıştıkları yıllarında çöküş tamamlanmıştır denilebilir. İneklerin Gölü (İnigek köl) zaferiyle Oğuzlara katılmak suretiyle İlteriş Kağan ın temellerini attığı İmparatorluğun kaderinin Oğuzların ittifaktaki desteğine sıkı sıkıya bağlı olduğu böylece ortaya çıkmaktadır. Oğuzları, Çin ile barış a sevk eden nedenler (Kapgan ın öldürülmesi, ardından karışıklıkların ve ayaklanmaların çıkması belki bu tercihte rol oynamıştır) Gök Türk iktidarının sonunun geldiğini haber vermektedir. Bu şartlarda Barthold un T u-kiü (Gök Türkleri kast etmiş) ile Oğuzların özdeş oldukları iddiasını nasıl savunabildiğini 3 incelememiz gerekir. Yirmi yıl esnasında, özellikle manevî yaşamda bir çeşit Çin istilasının olduğu fark edilmektedir. Bu istila çeşitli şekillerde kendini göstermektedir. Bilge Kağan ın, kendisinin kurmayı arzuladığı şehirde Buda Tao tapınakları açmak veya açılmasına izin vermek gibi bir niyeti var mıydı? Bu kanıt, sadece Çin kaynaklarından elde edildiğine göre kuşkulu görülebilir, ancak Çinlileştirme ile ilgili somut kanıt, On İki Hayvan takviminin günlük kullanımında vardır. M. Bazin, bu takvimin resmî Çin takvimiyle özdeş olduğunu göstermektedir. 4 Bu uygulamanın tarihi net bir şekilde tespit edilebilmektedir. Şöyle ki, öykünün esas metnindeki bütün olayların tarihleri, Türk âdetine (töre) göre yaşa ait yıllar ile gösterilmiştir. Sonradan eklenen kısımlarda, yani 1. anıtın kuzeydoğu, güneydoğu ve güneybatı yüzlerinde ve 2. anıtın güney yüzünün son kısmında, olduğu gibi On İki Hayvan takvimi kullanılmıştır. Ongin yazıtında da aynı husus söz konusudur. Burada esas metnin son satırındaki bir tarih, On İki Hayvan takvimi kullanılarak verilmektedir. Kağanın kendi şahsî görüşlerindeki evrim de hiç şüphesiz Çin etkisinden kaynaklanmaktadır. 
Kesin olarak şu üç aşama net bir şekilde görülmektedir: 
Birincisi İlteriş Kağan kendi ordusunun, özellikle de Tonyukuk un rızasıyla tahta çıkar. En başta bulunan kişiyi Gök Tanrı tayin eder. 
İkincisi Kül Tigin Anıtı nda kağan Tengri ye, karısı katun ise Ana Tanrıça Umay a benzer. 
Üçüncüsü Bilge Kağan ın oğlu, yani onun ikinci halefi, kendisine Tengri adını verir ve Çin İmparatoru gibi kendini ilahlaştırır. 5 
Yaklaşık iki yüzyıl süren tarihle varlığını sürdürmüş olan Gök Türk Devleti, kendisinden sonra gelenlere örnek bir devlet modeli olmuştur. Kendilerinin ve bütün komşu devletlerin belgelerinde Türk(ler) adıyla kaydedilen bu yeni yapı, Orhun Kitabelerinde sadece bir kez Kök Türk adıyla geçtiği için bu adla anılmış ve tanınmıştır. 6 
Gök Türklerden önce de Türk milletinin var olduğu bir gerçektir, ancak Türk adının, dilinin ve kültürünün yabancı devletler tarafından tanınıp yaygınlaşması, doğrudan Gök Türkler sayesinde olmuştur. Bizzat Gök Türkler döneminde bütün Türk boylarının bir devlet halinde birleşmesi sağlanmıştır. 
Dipnotlar 
  1. Türk Dünyası Kültür Atlası, 2. Baskı, TKH Vakfı yayınları, İstanbul, 2007, s 
  2. Cengiz Alyılmaz, Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu, Kurmay Yayınları, Ankara, s 
  3. W. Barthold, Orta Asya Türk Tarihi hakkında dersler, İstanbul, 1927, xı-+222 p. 
  4. 4. L. Bazin, Recherches sur les parlers T o-pa. T oung Pao, XXXIX, 4-5. Leiden, 1950, pp 
  5. Rene Giraud, Gök Türk İmparatorluğu, Çeviren: İsmail Mangaltepe, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1999, s 
  6. Ahmet Taşağıl, Kök Tengri nin Çocukları, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2014, s.123. mayıs

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme