14 Mart 2017 Salı

Göktürk Devleti ve Zamanı Kronolojisi; 628-750







  • 628-657 Batı Göktürkleri ile Çin mücadeleleri. Savaş ve mücadeleler ile Göktürklerin toprakları yavaş yavaş Çin'in denetimine geçmekteydi. İç çekişmeler yoğun biçimde devam ederken bir yandan da Göktürklerle Tölösler mücadelesi sürüp gidiyordu. 634 yılı Göktürklerin Onok ülkesine egemenliklerinin sona erişi tarihidir.
  • 630  Çinlilerin tuzağına düşen Gök-Türk hükümdarının Çin hakimiyetini kabul etmesiyle 630 yılında 1.Göktürk devleti sona erdi. Bu fetret devri, birçok isyan hareketine rağmen 679 yılına kadar devam etti. 
  • 630 Çinliler, Ötüken bölgesi (Doğu Göktürk hakanlığı toprakları)’ni işgal ettiler.
  • 630 Doğu Gök Türk hakanlığı’nın yıkılışı: Son kağan Kie-li’nin ölümü ardından Tang imparatoru T’ai-tsung (627-649), kendini aynı zamanda “Gök Türk Kaganı” ilan etti. Böylece 630 tarihinde resmen Doğu Göktürk istiklâli sona ermiş oldu. Hâkanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağılmış, herkes başının çaresine bakmaya başlamış, kimisi de çareyi Çin’e sığınmakta bulmuştur. Aşina âilesinden gelen bazı kaganlar ise, Çin sarayının emrinde olarak saraya hediyelerle sadakat ziyaretleri yapan, imparatordan çeşitli unvanlar alan birer kukla durumuna düşmüşlerdir. Göktürk tebası Türkler, Kuzeybatı Çin’de (Ordos) Sed boyunki “6 Eyalet” bölgesine yerleştirildi. Çinlileşmesi de beklenen bu Türkler 50 yıl boyunca kimliklerini unutmamışlar, hatta bazı ufak başkaldırılarda da bulunmuşlardır: Aşina soyundan bir prens, Altaylar’da Türk hâkanlığını ihyâya çalışmış (646-649), On-oklar’ın başında bulunan Göktürk hükümdar soyundan Tu-çi kendini “kagan” ilan ederek, Tibetliler’le ittifaka girişmiştir. Bu başkaldırılardan belki de en önemlisi ve dikkat çekici olanı, bir Göktürk prensi olan Kürşad’ın 639 yılındaki teşebbüsüdür.
  • 630 Doğu Göktürk hakanı Kili'nin Çinliler tarafından tutsak alınması, Doğu Göktürklerinin bir Çin genel valisi buyruğuna girmesi.
  • 630 Medineli Müslümanlar, Mekke’yi Müşriklerden aldılar. Huneyn Savaşı yapıldı. Tebük Seferi düzenlendi. Hz. Ebu Bekir Hac kafilesi başkanı olarak Mekke’ye gitti.
  • 630 T’ong Yabgu’nun ölümü ve Batı Göktürk hakimiyetinin sona erişi: Hâkanlığın bu son deminde yaşanan parlak yıllar, Nu-şi-pi ve Karluk isyanlarıyla gölgelendi. Üstelik T’ong Yabgu’nun, (To-lular eliği) amcası ile mücadelesi esnasında ölmesi (630) devletin sonunu getirdi. Nu-şi-piler kendi hâkanlarını seçmek istedilerse de, sonunda T’ong Yabgu’nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşmişler, fakat bu seferde Tölesler’in ayaklanması devletin Çin’e bağlanması neticesini verdi. Merkezdeki Doğu Göktürkleri gibi batıdaki bu Göktürk hâkanlığı da Çine tabi olmaktan kurtulamadı.
  • 630 yılından önce Gök-Türklerin tabiyetinde olan Hami Şehri (kale) nin reisi bu yılda Gök-Türkler Çin hakimiyetine girince T’ang İmparatorluğu başkentine geldi. “İl Kagan’ın tamamen ortadan kalkmasından sonra yedi şehri de Çin’in teb’ası oldu” kaydından etrafında o devirde en az yedi kale şehrin mevcut olduğunu anlıyoruz. Bundan sonra Hami bölgesi topraklarına Çinliler Batı Hami Eyaleti (Hsi-i chou) adını vererek kendi topraklarına kattılar. Neticede 630 yılı Batı Gök-Türk siyasi kuruluşunun karışıklığa düşmesine sahne olurken yaklaşık seksen yıldan beri ona bağlı tarihi Türkistan’ın şehir devletçikleri Kao-ch’ang(Turfan), Hami, Kuca, Karaşar, Hoten, hatta Kaşgar, Semerkand, Taşkent, Fergana gibi daha uzak batıdakileri dahi, ortaya çıkan yeni siyasi boşlukta Çin’deki T’ang hanedanıyla siyasi ilişki kurmak istediler. Ancak, Çinliler o dönemde Orta Asya’daki en büyük güç olduklarından derhal, onların teşebbüslerini kendilerine bağlanmak istedikleri şeklinde yorumladılar. Zaten geçmişten beri herhangi bir askeri güce sahip olmayan bu şehir devletçikleri, kısa zaman içinde Çin hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldı. Bu sırada eski hamileri Batı Gök-Türkleri ise hanedandan gelen beylerin birbirleri ile kıyasıya mücadele etmeleri yüzünden toparlanamıyordu. Dolayısıyla yalnız kalan adı geçen devletler 650 yılına gelindiğinde birer birer Çinlilerin bölgede kurduğu askeri valiliklere dahil oldular. Bir daha Çin’deki T’ang hanedanı tarafından bağımsızlık hareketlerine izin verilmedi. Daha sonra Uygur, Karahanlı, Karhıtay, Cengiz devletlerine bağlandıktan sonra nihayet Çağataylıların ve Timurluların zayıflayıp tarih sahnesinden çekilmesi üzerine(XV.asrın sonu ve XVI.asrın başı), hanlık, emirlik,beylik ve benzeri isimlerle ortaya çıktılar. https://ahmettasagil.wordpress.com/makaleler/turkistan-sehirlerinin-630-682-yillari/
  • 630-1016 Hazar Hâkanlığı: Sabarlar’ın devamı olan Hazarlar, 558-630 arası Göktürkler’in Batı’daki en uç kanadı idi. Kafkaslar ve Kara Deniz’in Kuzeyi, İdil-Özi, Çolman-Kiyev arasında hüküm sürmüşlerdir. Hâkanlığın ana toprakları İdilKafkaslar ve Don arasıdır. Yahudiliği benimseyen tek Türk zümresidir. 965 yılında Rus Knez Svyatoslov Hazar Hâkanlığını yıkmıştır. [İdil=Volga, Özi=Dinyeper, Çolman=Kama].
  • 630-640 Çinliler, Tarım Havzası’nı ele geçirdiler.
  • 630-665 Büyük Bulgarya: 630 yılında Göktürk Devleti’nin fetret dönemine girmesiyle, Hazarlar gibi çoğunluğunu On-Ogurların oluşturduğu Bulgarlar da siyasî bağımsızlıklarını kazanarak Büyük Bulgar Devleti’ni kurdular. Kurucusu olan Kourt Doulo sülalesi Asya Hun tanhuları ailesine kadar uzanır. Hazar Hâkanlığı’nın baskıları sonucu kısa sürede dağıldı: Kourt’un oğlu Bat-Bayan, Hazarlara tabî olarak, Macarlar ve On-Ogur Bulgarlar’ın başında Kafkasya’daki yurtta kaldı. Günümüzde Kafkasya’da yaşayan Balkarlar’ın bunların halefleri olduğu sanılmaktadır. Bat-Bayan’ın kardeşi Asparuh da kalabalık bir Bulgar kütlesiyle Tuna’ya yönelmiş (Tuna Bulgarları=İç Bulgarlar) buradan’da 668 yılında Balkanlara geçerek 679 tarihinde Tuna Bulgar Devletini kurmuştur. Çoğunluğunu Otuz-Ogurlar’ın oluşturduğu bir kütle kuzeye çekilerek İdil Bulgarları=Dış Bulgarları oluşturdu (Volga/İdil Bulgar Devleti).
  • 630-680 Göktürkler’in siyasi birlikten yoksun kaldıkları dönem (Fetret Dönemi): Genel Göktürk tarihi için karanlık bir devir olan 630 yılı, her iki Göktürk Devleti’nin de Çin karşısında boyun eğdiği bir tarihtir. Bundan sonra, Doğu hâkanlığında olduğu gibi, Batı hâkanlığında da, Göktürk gruplarının başında Aşina soyundan birçok prens/kagan bulunduysa da bunlar, çoğunlukla Çin’in himâyesinde, kontrolünde ve desteğinde birer kukla memur olmaktan öte bir şey ifade etmemekteydiler. Fakat Çin, Batı Göktürk topraklarını ancak 658’de tümüyle kontrolüne alabildi. Hatta bir ara Türgiş ve Karluk desteğinde hâkan Ho-lu (653-659) istiklâl mücadelesinde bulundu. Fakat Çin karşısında başarılı olamadı.
  • 630-681 arasında Göktürklerin bağımsızlıklarını kaybedişleri  (Fetret Devri) yaklaşık yüzyıl sonra Orhun'da  ve Tola ırmağı kıyısında dikilecek Gök Türkçe yazılı kitabelerin en ünlüleri Tonyukuk, Kül Tegin (Köl-tigin) ve Bilge Kağan abidelerinde acı bir şekilde anlatılarak milletin ders alması için dile getirilmişti.
  • 630-681 Milletimizin ismini ilk defa resmi devlet adı şeklinde kullanmak suretiyle tarih sahnesine çıkan Gök-Türkler hakkında araştırmalar Batı ilim aleminde XVII. asrın ortalarında başlamıştı. XIX. yüzyılda da araştırmalar devam etti. Ancak, bu yüzyılın sonunda Orhun ve Tonyukuk yazıtlarının okunmasının başarılması hiç şüphesiz Gök-Türk tarihine yeni boyutlar kazandırmıştı. 630-681 arasında Gök-Türklerin bağımsızlıklarını kaybedişleri Gök-Türkçe yazılı kitabelerin en ünlüleri Tonyukuk, Kül Tegin ve Bilge Kagan abidelerinde acı bir şekilde anlatılarak milletin ders alması için dile getirilmiştir.
  • 630-682 Dokuz-Oğuz Kağanlığı ve Göktürkler’e katılışı: “Oğuz” adı, aslında “ethnique” bir isim olmayıp, doğrudan doğruya “Türk kabileleri” mânâsını ifâde eden bir kelimedir. Milâdî 6. asırdan itibaren Göktürk hâkanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı-iki Göktürk dönemi arasındaki fetret devrinde (630-680)-birçok Türk boyları gibi kendi aralarında bir birlik teşkil ederek, Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz Kaganlığı’nı kurmuşlardı. Bu Oğuz devleti 682 yılında İlteriş kagan tarafından mağlup edilerek, Göktürkler’e dâhil edilmişti. Bu muharebede ölen bu Oğuz Devleti’nin kaganı “Baz Kagan”‘a ait olan balbal ise, daha sonra İlteriş Kagan’ın mezarına dikilmiştir. Kitabelerdeki oğuzlarla ilgili ifâdeler-özellikle de Oğuz isyanları ile ilgili olarak-, Oğuzlar ile Göktürkler arasında bir ayırım yapılmadığı, hattâ hâkanlığın temelini Oğuzlar’ın teşkil ettiği görüşünü kuvvetli kılmaktadır. Oğuz kabileleri, Göktürkler’i meydana getiren topluluktan başkası değildi. Çin kaynaklarında, Çinlilerce artık çok iyi tanınan Göktürk hâkanlığı devrinde Oğuzlar’ın kendi başlarına (yâni doğrudan doğruya “Oğuz” olarak) zikredilmeyip, sadece Dokuz Kabile “Kiu Sing” diye, Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi, bizzat T’u-küe “=Türk”‘den ibaret topluluğun ayrı bir isim altında belirtilmesine ihtiyaç bulunmadığını gösterir. Kitâbelerde I. Göktürk hâkanlığı çağında “Oğuz” adının geçmemesi de aynı sebepten ileri gelmiş olmalıdır. Ancak fetret devrinde bazı kabileler kendi aralarında teşkilatlanarak bir “devlet” kurmuşlardı ki, II. Göktürk hâkanlığı zamanında hükümdar âilesine karşı ayaklanan ve hükûmetin diğer imkânları ile bastırılmasına çalışılan, bu teşkilâtlanmış birlik “=Oğuz”‘tir.
  • 632 Hz. Muhammed (a.s.)’in irtihâli ve İslâm Devleti’nin genişlemeye başlaması (8 Haziran 632). Hz. Ebu Bekir, Müslümanların ilk Halifesi seçildi (632-634).
  • 632-634 Halife Ebubekir'in Suriye ve Irak seferi.  
  • 634'den sonraki Batı Göktürk hakanlarının ancak sembolik yetkileri kalacaktır.
  • 634 Batı Gök Türk hanedanından Işbara'nın ülkesini on boya bölüp, her boya birer ok vermesi takip eden zaman diliminde unvanlarının On Şad ve On Ok şeklirıde söylenmeye başlanması.
  • 634 Yılında kağan olan Işbara ülkesini on boya bölmüş, her boya birer ok verilmiş, bundan sonra unvanları On Şad ve On Ok şeklinde söylenmeye başlamıştı. Akabinde beş boya Beş Tuo-lu, diğer beşine ise Nu-shih-pi adlarının verilmesi.
  • 634-644 Hz. Ömer’in Halifeliği (şehit edilmesi 23 Kasım 644).
  • 635 Batı Gök Türk halkının başsız kalınca kendi aralarında teşkilatlanarak Türgişlerin alt boylarını meydana getirmeleri.
  • 636 Kadisiye Savaşı: Sasaniler ile Müslüman Araplar arasında yapılmıştır.
  • 636 Müslüman Araplar’ın Filistin’i feth ettikten sonra burası, Haçlı Savaşları’nın hedefi haline geldi.
  • 636-642 Sasani-Bizans çekişmesinin sağladığı elverişli ortamda yayılma olanağı bulan Araplar, Kadisiye (636/637) ve Nihavend (642) çarpışmalarımn ardından İran’ı ele geçirdiler.
  • 636-642 Yakın Dogu'da Müslüman Araplar. Sasani İran'ın sonu.
  • 638 Batı Gök Türk ülkesinin ili Irmağı sınır olmak üzere ikiye ayrılması.
  • 638'de İli ırmağı sınır olmak üzere ikiye ayrılan Batı Göktürk ülkesinde birlik yine sağlanmadı. Çinliler de izledikleri entrika politikaları sayesinde sürekli karışıklık çıkarıyorlardı. 648 A-shih-na Ho-lu 648 yılında Talas ırmağı civarında isyan edip bütün siyasi askeri gücü ele geçirdi. Yaklaşık on yıl Batı Göktürk ülkesinde bağımsızlığını sürdürdü. Kendisine karşı yapılan birçok isyan hareketini bastırınca, Çinliler bizzat ordu gönderdi. Bu ordunun çoğunluğu diğer Türk asıllı boylardan oluşuyordu. Sürekli gerilla savaşı yaparak yorulan ve nihayet yakalanan A-shih-na Ho-lu Çin'e götürüldü ve 659 yılında eceliyle öldü.Bundan sonra Batı Göktürk ülkesi de Doğu Göktürk ülkesi gibi Çinliler tarafından idari bölümlere ayrıldı. Bundan sonra iş başına geçen Göktürk hanedanından beyler Çin'in tayinli memuru konumunda idiler.
  • 638 Kanlı çekişmelerden sonra Batı Göktürk hakanlığı fiilen ikiye bölündü. Tulu Han'la birlikte Göktürk egemenliğinin bitmiş olduğu anlaşılmaktadır. 
  • 639 Kürşad İhtilâli: 588 yılında savaş meydanında ölen Göktürk kaganı Ye-hu (Ç’u-lo-hou)’nun oğlu Kürşad (Kie-şe), Türk devletini ihyâ için 39 arkadaşı ile gizli bir cemiyet kurarak istiklâl mücâdelesine karar vermiştir: Geceleri şehirde dolaşan Çin imparatorunu öldürme planları, ansızın çıkan fırtınaya rağmen ertelenmemiş ve saraya hücum ile saray ve başkenti ele geçirmeye karar vermişlerdir. Saraydaki muhafızlar ve dışarıdan sevkedilen ordu ile başa çıkılamamış ve şehir yakınındaki Wei ırmağına çekilmişlerdir. Kahramanca mücadele eden Kürşad ve arkadaşları sonunda yakalanarak öldürülmüşlerdir.
  • 640 Gök Türk devleti’nin fetret döneminde karluklar Turfan’ın kuzeyine kayarak Çin’e tabi oldular: Çinliler’in (kalaluk) diye zikrettikleri, Türkçede “Karlık=kar yığını” manasında olan Karluklar, Türk soyundan gelme, bir Göktürk boyu olup, Altaylar’ın batısındaki Kara-İrtiş ve Tarbagatay havalisinde oturmakta idiler. Daha İstemi kagan döneminde Türk hâkimiyetinin Hazar’ın kuzeyi ve Maveraünnehir’e doğru genişlemesinde büyük hizmetleri olmuştu. Göktürkler’in fetret döneminde (630-680), diğer Türk boyları gibi Karluklar da, başlarına buyruk hareket etmişler hatta zaman zaman Çin’e karşı da gelme cesareti göstermişlerdir. 640 sıralarında Turfan’ın kuzeyine kayan Karluklar, Çinliler tarafından mağlup edilmiş (650, 654) ve [Çin’e bağlı Batı veya Doğu Göktürklerine bağlı olmaksızın, kendi reislerinin kontrolü altında] P’ei-ting eyaleti (Tanrı dağlarının kuzeyi)’ne bağlanmıştır. 665’e doğru tekrar istiklâllerini kazanan ve “Kül-Erkin” unvanını taşıyan Üç-Karluk beyi, bu tarihlerde “Yabgu” ünvânını almış ve kuvvetli bir orduya sahip olmuşlardır. Kapgan Kagan zamanında tekrar II. Göktürk hâkimiyetine giren Karluklar, Çin’in tahrik ve teşvikleri ile Göktürkler’e karşı istiklâl mücâdelelerine kalkışmışlar, Uygur ve Basmıllar’la birlikte, Göktürk hâkanlığının yıkılışında mühim rol oynamışlardır. Karluk başbuğu, Basmıl hâkimiyeti dönemi (742)’nde “sağ/batı yabgu” mevkiini almış, Uygur hâkanlığı döneminde ise “sol/doğu yabgu” unvanını almıştır. Bu arada Karluklarlar’dan bir kısmı ise Beş-balık havalisinde oturmakta ve kendi seçtikleri Tun-Bilge adlı bir yabgunın idaresinde idiler.
  • 642 Nihavend Savaşı: Sasani Şahı Yezdicerd, Nihavend Savaşı’nda Müslüman Araplar tarafından yenilgiye uğratıldı.
  • 642-651 Arap hücumlarının baskısı sonucu Sasani İmparatorluğu çöktü.
  • 644-656 III. Halife Hz. Osman dönemi (17 Haziran 656 tarihinde Medinede şehit edildi).
  • 645 5. asrın 2. yarısından itibaren siyasi varlığı bilinen Uygur Beyliği dağıldı.
  • 646 Tonyukuk doğdu..
  • 647 Doğu Gök Türk ülkesinde doğan boşluktan faydalanan Bugu (Bu- gut), T'ung-lo (Tongra), Tu-po, Bayırku, To-lan-ko, Hu-hsie, Ediz (A-tie), Ch'i-pi, Basmıl Kurıkan, Kırgız, Hun, Karluk, Uygur gibi Türk boyları Çin'e elçiler göndererek siyasi münasebet kurması.
  • 648 A-shih-na Ho-lu'nun, 648 yılında Talas Irmağı civarında isyan edip bütün siyasi, askeri gücü ele geçirip kendinde toplaması.
  • 648 Gök Türklerin zor durumda olmasından faydalanarak Kırgızların Çin ile siyasi münasebet kurmaları.
  • 650 Alanlar ve Bulgarlar’ı yenen Hazarlar, Kafkaslar ve İdil/Volga bölgesinde egemenliği ele geçirdiler.
  • 650 Kırgız (Chien-k'un) askeri valiliğinin ihdası, Kırgız reisi ilteberin, askeri vali ve sol istihkam (savunma) generali ve de Li-yen-jan Tu-hu (genel askeri vali) olarak tayin edilmesi.
  • 650 yılına gelindiğinde Doğu Gök Türk ülkesi tamamen Çin'deki T'ang hanedanının hakimiyetine girmekten kurtulamadı. Sonrasında Doğu Gök Türk ülkesini baştan başa Çince isimler altında askeri valiliklera ayıran Çinliler böylece 679 yılına kadar herhangi bir ayaklanma hareketiyle karşılaşmadılar. Çinlilerin bu sağlam kontrolünün temelinde hiç şüphesiz 650 yılında tesis edilen askeri valilikler sistemi yatıyordu. Bu ufak birimlere bölünmeTürklerin biraraya gelmesini engelledi. Ve 29 yıl sürdü Bir araya gelip Çin baskısını kıramadılar.
  • 651 Ebinor'a dökülen Borotola lımağı civarında ilk defa Türgiş adının geçmesi.
  • 652 İslâm ordularının, Horasan’ı ilk defa ele geçirmesi.
  • 656, Aralık Cemel Vak’ası gerçekleşti (4 Aralık 656).
  • 656-661 Medine İslam Halifelerinin dördüncüsü Hz. Ali bin Ebi Talib’in hilafeti (24 Ocak 661’de şehit edilmiştir). Taraftarlarınca Ekim ayında Kufe’ye gidişi. Irak’ta Cemel/Deve Olayı’nda düşmanlarına üstün gelmesi.
  • 657 Sıffin Savaşı: Hz. Ali ve Hz. Muaviye yandaşlarının Sıffin’de savaşı. Hakem Olayı.
  • 659 Çin kuvvetlerinin Batı Türk Hâkanlığı toprakları Maveraünnehir’e girişi.
  • 659 Nihayet yakalanan ve Çin'e götürülen A-shih-na Ho-lu 'nun eceliyle ölmesi.
  • 661 Şam'da Emevi hanedanlığı.
  • 661-680 Muaviye bin Ebi Süfyan’ın hilafet dönemi.
  • 661-750 Emevî Sülalesinin Saltanat/Hilafet yılları: Şam’da Emevî Hilâfeti’nin kuruluşu ve İslam’da Sünnî-Şi’î ihtilâfının başlaması.
  • 665-1236/1391 İdil (Volga) Bulgar Devleti: Büyük Bulgar Devleti’nin yıkılmasıyla Çoğunluğunu Otuz-Ogurlar’ın oluşturduğu bir kütle kuzeye İdil-Çolman (Kama) sahasına çekilerek İdil Bulgarları=Dış Bulgarları oluşturdu, yani İdil/Volga Bulgar Devleti’ni kurdular. Geldikleri bu bölgede bulunan Çeremis, Mordva, Zuryen, Votyak vb. Fin-Ugor kavimleri/halklarını idareleri altına alan İdil Bulgarları yine burada bulunan Hun, Sabar, Uz, Kıpçak ve Hazar kalıntılarını da bünyelerine alarak bölgeyi süretle Türkleştirmişlerdir. İyi birer çiftçi ve tüccar olan İdil Bulgarları bölgede birçok önemli şehir ve kasabalar kurmuşlardır. İdil kıyısındaki başkent Bulgar şehri önemli bir ticaret merkezi durumunda idi. Doğu’da Başkırtlar, Batı’da Ruslar ve Burtaslar ile komşu idiler. Ticârî münasebetler sonucu İslâmiyet’le karşılaşan Bulgarlar, Bağdad Abbasi Halîfesi el-Muktedir’den dinî yardım ve irşâd heyeti talep ederek, 10. y.yılın ilk çeyreğinde (921-922) İslâmiyet’e girmişler ve Doğu Avrupa’da Türk-İslâm kültürü’nün de temsilcisi olmuşlardır. İlk Moğol akınını atlatan İdil Bulgar Devleti, Batu Han idaresindeki kalabalık Moğol ordusu ile başedememiş ve yıkılmıştır. Moğollar’ın çekilmesinden sonra bölgede (Deşt-i Kıpçak) Altunordu Devleti hüküm sürmüş, fakat bu sefer de bölge Toktamış zamanında, Timur Hân tarafından ikinci defa (1391) büyük bir yıkıma uğramıştır. Timur’un bölgeyi tahribinden sonra dağılan halkın bir kısmı Kama’nın kuzeyine Kazan nehri boylarına göçmüş, buradaki Bulgar-Kıpçak karışımı ahalî sonradan kurulacak olan Kazan Hanlığı’nın esas nüfusunu teşkil edecektir. Yine daha sonra bu bölgede bir devlet kuracak olan Çuvaşlar’ın da burada kalan Bulgarlar’ın torunları olduğu kabul edilmektedir. Mısır’daki Tolunoğulları hariç, ilk Müslüman Türk devleti’nin Karahanlılar mı yoksa bu İdil Bulgar Devleti mi olduğu hususunda tarihçiler arasında ayrılık vardır.
  • 667 Araplar, son Sasanî şahı Firuz’u yendiler ve ilk defa Amu Derya Nehri’ni geçtiler.
  • 673/674-704 Arap hücumlarının Amu Derya’nın ötesine uzanarak, Buhara ve Sogdiyana’yı ele geçirme teşebbüsü.
  • 674 Türk paralı askerlerinin İslam topraklarındaki varlığı.
  • 675-681 Doğu Göktürklerinin bağımsızlık mücadeleleri.
  • 678 Hz. Muhammedin hanımı ve Hz. Ebu Bekir’in kızı, Hz. Aişe’nin vefatı (13 Temmuz 678).
  • 679  Nihayet, 679 yılının kışına gelindiğinde  ilk  isyan kıvılcımı patlak verdi. Önderleri Tonyukuk'un da mensup olduğu A-shih-te ailesinden gelen A-shi-te Wen-fu ve A-shih-te Feng-chih adlı beyler idi. Bu iki lider Gök Türk kağanlık ailesine mensup  A-shih-na Ni-shu-fu'yu kağan olması için ikna etmeyi başardılar.
  • 679 Doğu Gök Türklerinde Çin esaretine karşı ilk isyan.
  • 679 Doğudaki Bağımsızlık Savaşı. Çinlilerin Göktürk ülkesini küçük parçalara bölüp ayırmaları uzun bir süre onların bir araya gelip bağımsızlıkları için isyan etmelerini engelledi. Bozkır Türk toplumunun yapısına uymayan bu durum 679 yılında ilk isyanla sona erdi. Çinlilerin esir Göktürkleri yönetmek için kurdukları askeri valiliği idarecilerinden A-shih-te Wen-fu ve A-shih-te Feng-chih adlı iki lider Göktürk hanedan ailesine mensup A-shih-na Ni-shu-fu'yu kağan olması için ikna ettiler ardından bağımsızlık savaşı başladı. Bu askeri valiliğe dahil 24 eyaletin reislerinin hemen hepsi onlara katılmıştı. Hiç beklemediği bu olay karşısında T'ang hanedanının imparatoru Kao-tsung, derhal büyük bir ordu hazırlayıp, Göktürk isyanını hemen bastırmak istiyordu. Ancak kuzeyin soğuk iklimine alışık olmayan Çin askerlerinin derileri çatlıyordu. Göktürkler ani bir saldırı ile bu orduyu darmadağın ettiler ve karşı atağa geçtiler. Bunun üzerine P'ei Hsing-chien, üç yüz bin kişilik ordu ile çıktığı seferde A-shih-te Feng-chih'yı yenerek yakaladı. A-shih-na Ni-shu-fu-da kendi maiyetindekiler tarafından öldürülünce birinci isyan başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak, kurtulabilen Göktürkler Altay Dağlarının doğusundaki Kurt Dağı'na (Lang-shan) sığınmayı başardılar.
  • 679 Elli yıllık esaret devresinden sonra Kutlug liderliğinde bağımsızlıklarına kavuşan Gök-Türklerin ikinci devletlerinin kuruluş mücadelesi üç aşamada gelişmişti. Gobi Çölü'nün güneyinde Çin'e yakın bölgede 679 yılında başlayan ilk ayaklanma kısa zamanda çok geniş bir alana yayılmış değişik mevkilerde bulunan Türk beyleri derhal buna iltihak etmişlerdi. Ancak üzerlerine gönderilen Çin ordusunu mağlup edemeyen Gök-Türk liderlerinden A-shih-na Ni-shu-fu öldürülmüştü. A-shih-te Feng-chih ise esir düşmüştü. Hayatını kurtarmayı başaran Wen-fu, Gök-Türk hanedan ailesinden yeni birini A-shih-na Fu-nien'i reis seçti. Onlar da uzun süren mücadelelerinden zaferle çıkamadılar. Fakat onların mağlup olup Çin'e götürüldükleri sırada kendini kurtarıp  Çogay-kuzı dağına sığınan Kutlug, etrafındakilerin sayısını artırarak, Dokuz Oğuzların hayvanlarını yağmalayıp ihtiyacı olan yiyecek ve benzeri malzemeleri temin etti. Bundan sonra kağanlığını ilan edip II. Gök-Türk devletini resmen kurdu. Artık, sıra Çin'e ağır darbeler vurmaya gelmişti. http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
  • 679 Elli yıllık esaret devresinden sonra Kutluğ liderliğinde bağımsızlıklarına kavuşan Göktürklerin ikinci devletlerinin kuruluş mücadelesi üç aşamada gelişmişti. Gobi çölünün güneyinde Çin'e yakın bölgede 679 yılında başlayan ilk ayaklanma kısa zamanda çok geniş bir alana yayılmış değişik mevkilerde bulunan Türk beyleri derhal buna iltihak etmişlerdi. Ancak, üzerlerine gönderilen Çin ordusunu mağlup edemeyen Göktürk liderlerinden A-shih-na Ni-shu-fu öldürülmüştü. A-shih-te feng-chih ise esir düşmüştü. Hayatını kurtamayı başaran Wen-fu, Göktürk hanedan ailesinden yeni birini, A-shih-na Fu-nien'i reis seçti. Onlar da uzun süren mücadelelerinden zaferle çıkamadılar. Fakat onların mağlup olup Çin'e götürüldükleri esnada kendini kurtarıp Çoğay-kuzı dağına sığınan Kutluğ, etrafındakilerin sayısını artırarak, Dokuz Oğuzların hayvanlarını yağmalayıp ihtiyacı olan yiyecek ve benzeri malzemeleri temin etti. Bundan sonra kağanlığını ilan edip II. Göktürk Devleti'ni resmen kurdu. Artık, sıra Çin'e ağır darbeler vurmaya gelmişti. 691 yılının sonundan ölümüne kadar bütün kuzey Çin'i baştan başa akınlarıyla istila etti. Tonyukuk zamanında harekete geçerek Dokuz Oğuzların, Çin ve Kıtanlara yaptığı gizli ittifakı çökertmesiyle büyük bir tehlikeden kurtuldu. Ardından Ötüken bölgesi ve civarındaki ve de Altay dağlarına uzanan sahadaki bütün diğer Türk boylarını kendine bağladı. 689'da Tonyukuk, daha o zamanlar batıdaki Türgişler üzerine dahi sefer tertiplemişti.
  • 679 Kaynaklardan, zaten hiç durmadığını bildiğimiz istiklal kıvılcımları, 679 yılında birden parladı. İlteriş Kutlug ve Tonyukuk liderliğinde başlayan bağımsızlık mücadelesi 679 yılında zaferle neticelendi.
  • 679-864 Tuna Bulgar Devleti: Dobruca’nın güneyinde Asparuh (679-702) tarafından kurulan bu Tuna Bulgar (İç Bulgarlar) Devleti, Ogur Türkleri tarafından kurulmuş en uzun ömürlü siyasî teşekküldür. Bizans’ı yıllık vergiye bağlayan Tuna Bulgarları, böylece siyasî varlıklarını da tescil ettirmiş oluyorlardı. Tuna Bulgar Türkleri Balkanlara inince, burada bulunan ve ufak kabile hayatı yaşayan İslâv kütlelerini kendilerine bağlamayı başarmışlar, onlara vatan, devlet ve millet kavramlarını öğreterek, teşkilâtlandırıp, Bizans İmparatorluğuna karşı kendilerini koruma kabiliyeti ile donatmışlardır. Zamanla bölgedeki İslâv çoğunluğun tesiriyle İslâv kültürünün tesiri altında kalan, Boris Hân’ın 864 yılında Hıristiyanlığı kabul etmesiyle de Hıristiyanlaşan Tuna Bulgarları hızla karakterlerini kaybederek İslâv-Bizans-Hıristiyan kültür çevresine dahil olmuşlardır. Bugünkü Bulgaristan Devleti bu Tuna Bulgar devletine dayanmaktadır.
  • 680 Balkanlar'da Slav-öncesi  Bulgarlar.
  • 680 Kerbela Vakası: Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesi (10 Ekim 680)
  • 680/681 Kutlug Kagan ve II. Göktürk Hâkanlığı (680/681-745)’nın Kuruluşu: Kitâbelerden de öğrenildiği üzere, Türk Milleti kaht-ı ricâl, itaatsizlik, başına buyrukluk ve soğuk harp teknikleri vb. gibi sebeplerle felâkete sürüklenmiş ve 50 yıl kadar istiklâlden mahrum yaşamışlardır. Fakat bu zaman zarfında hiçbir zaman istiklâl azim ve aşkını kaybetmemişlerdir. Nitekim Nu-şi-fu (679-680) ve Fu-nien (681) bu uğurda can veren başbuğlardan sadece ikisidir. Aşina soyundan Kutlug (Ku-to-lu) da bu mücâdeleye atılmış ve sonunda başarmıştır. Çin’in Ordos’daki 6 eyalet bölgesine yerleştirilen Göktürk boyları arasında bulunan Kutlug, gizli bir teşkilât kurarak, Türk önderleri ve halkını mücâdeleye davet etti. Kısa sürede 5 bin kişilik bir kuvvet oluştu. Mücâdeleye katılanlar arasında Tonyukuk da bulunmaktaydı. Kutluk ve Tonyukuk 681 yılında Kuzey Çin’deki Yün-çün eyâletine baskınla 30 bin kadar at, deve, koyun ele geçirdiler. Yeni katılımlarla daha da güçlenerek istiklallerini elde ettiler. Çogay dağları (Yin-şan dağları/Huang-ho dirseğinin kuzey yakasındaki dağ silsilesi)’nın kuzey eteklerini yazlık ve Kara-kum’u kışlık merkezi yapan Kutlug’un ilk hedefi Ötüken’i yeniden ele geçirmek idi.
  • 680/681-745 Çinliler’e karşı Türkler’in isyanı ve Moğolistan/Ötüken’de Türk Hâkanlığı (II. Göktürk Kağanlığı)’nın Kutluk/İlteriş kagan tarafından yeniden kuruluşu.
  • 680-692 680 yılındanberi istiklal mücadelesine girişmiş ve bunu başarmış olan Kutlug, İlteriş “İl’i=devleti derleyip toplayan” unvanıyla kagan ilân edildi (680-692): Böylece Ötüken’de yeniden kurulmuş olan II. Göktürk Hâkanlığı, kısa zamanda teşkilâtlandırıldı. Kardeşi Kapgan (=Fâtih)’ı “Şâd”, diğer kardeşi To-si-fu’yu “Yabgu” ve Devlet’in kuruluşunda büyük hizmetleri geçen Tonyukuk’u ise “Aygucı/Toy başkanı, Başbakan” tâyin ederek ordu ve diplomasi işlerinin tanzimini ona bıraktı.
  • 681 A-shih-te Wen-fu yeni bir kağan arayışına girişerek hanedan ailesinden gelen A-shih-na Fu-nien kağan seçmesi ve ayaklanmanın başlaması.
  • 681 Kutluğ önderliğindeki Doğu Göktürklerinin isyanı sonuçlanıyor: Bağımsızlık. Hareketin başlangıcı Tonyukuk bengütaşında  (günümüz diliyle)  şöyle ifade edilir "Ormanda kalmış olanı toparlanıp yedi yüz oldu. İki bölümü atlı idi bir bölümü yaya idi. Yedi yüz kişiyi yöneten bü yükleri şad idi. Katıl dedi. Katılanı ben idim. Bilge Tonyukuk.”
  • 681 Oğuz tehlikesinin bertaraf edilmesi ve Ötüken’in tekrar zaptı: Selenga ırmağı boylarında bulunan Oğuzlar’ın Çin ve K’i-tanlar ile bir ittifak teşebbüsünden çekinen Kutlug ve Tonyukuk, Oğuzlar üzerine seferi hızlandırdı ve yapılan muharebe sonucu: Oğuz tehlikesi bertaraf edildi, asıl önemlisi Ötüken ele geçirildi. Baykal gölü’nün güney batısında, yüksekçe dağlar ve Orhun, Tamır ırmakları ile çevrili, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli mevkide “47. enlem, 101. boylam arasında” iklimi mûtedil ve otlağı bol bir yer olan Ötüken yaylası, Asya Hunlar’ı ve I. Göktürk hâkanlığı zamanında devletin ağırlık merkezi olarak, Türkler’in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, “Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu” Ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün idi. Kutkuk kagan burasını ele geçirerek yeniden güçlü bir devletin temellerini attı.
  • 681 Teslim olan elli dört Gök Türk beyinin söz verilmesine rağmen Çin'in başkenti Ch'ang-an'daki Doğu Pazarında idam edilmesi.
  • 681 yılında A-shih-te Wen-fu yeni bir kağan arayışına girişti. Çok geçmeden hanedan ailesinden gelen A-shih-na Fu-nien kağan seçildi. Ayaklanma başladıktan sonra üzerlerine gelen Çin orduları ardı ardına yenildi. Fakat, ağır bir kıtlık çıkması zor günler geçirmelerine sebep oldu. Buna rağmen diğer Göktürk boyları onların bağımsızlık hareketini duymuş ve onlara katılmaya başlamışlardı. Çin orduları yine de bozguna uğratılıyordu. Böylesine avantajlı bir durumdaki iki Göktürk liderinin arası, Çinli Kumandan P'ei Hsing-chien'in kurnazca planları sayesinde açıldı. Çıkan karışıklıklardan yeteri kadar faydalanamayan adı geçen Çinli kumandan teslim oldukları takdirde öldürülmeyecekleri vaadini vererek, 54 Göktürk beyinin teslim olmasını sağladı. Neticede kendileri gelen Göktürk beylerinin hepsi Çin başkenti Ch'ang-an'daki doğu pazarda idam edildiler. Böylece ikinci bağımsızlık teşebbüsü de başarısızlıkla sonuçlandı (681).
  • 681-691: Elli yıllık esaret devresinden sonra Kutlug liderliğinde bağımsızlıklarına kavuşan Gök-Türklerin ikinci devletlerinin kuruluş mücadelesi üç aşamada gelişmişti. Gobi Çölü'nün güneyinde Çin'e yakın bölgede 679 yılında başlayan ilk ayaklanma kısa zamanda çok geniş bir alana yayılmış değişik mevkilerde bulunan Türk beyleri derhal buna iltihak etmişlerdi. Ancak üzerlerine gönderilen Çin ordusunu mağlup edemeyen Gök-Türk liderlerinden A-shih-na Ni-shu-fu öldürülmüştü. A-shih-te Feng-chih ise esir düşmüştü. Hayatını kurtarmayı başaran Wen-fu, Gök-Türk hanedan ailesinden yeni birini A-shih-na Fu-nien'i reis seçti. Onlar da uzun süren mücadelelerinden zaferle çıkamadılar. Fakat onların mağlup olup Çin'e götürüldükleri sırada kendini kurtarıp  Çogay-kuzı dağına sığınan Kutlug, etrafındakilerin sayısını artırarak, Dokuz Oğuzların hayvanlarını yağmalayıp ihtiyacı olan yiyecek ve benzeri malzemeleri temin etti. Bundan sonra kağanlığını ilan edip II. Gök-Türk devletini resmen kurdu. Artık, sıra Çin'e ağır darbeler vurmaya gelmişti. 691 yılının sonunda ölümüne kadar bütün kuzey Çin'i baştan başa akınlarıyla istila etti. Tonyukuk'un zamanında harekete geçerek Dokuz Oğuzların, Çin ve Kıtanlarla yaptığı gizli ittifakı çökertmesiyle büyük bir tehlikeden kurtuldu. Ardından Ötüken bölgesi ve civarından ve de Altay Dağlarına uzanan sahadaki bütün diğer Türk boylarını kendine bağladı. 689'da Tonyukuk, daha o zamanlar batıdaki Türgişler üzerine dahi sefer tertiplemişti. 682'de tam bağımsızlığını lazandıktan sonra Kutlug ve Tonyukuk liderliğindeki II. Gök-Türk devleti geçen on yıllık süre Ötüken bölgesini merkez yaparak etrafındaki diğer Türk boylarını kendine bağladı. Her fırsatta Çin'deki T'ang imparatorluğuna ardı ardına darbeler indirerek, esaret altındaki Türkleri kurtarmaya çalıştı. Çin'in kuzeyi doğudan batıya tamamen Gök-Türk akınlarına maruz kalmıştı. Neticede Kutlug'un kurduğu ve tahtta kaldığı on yıllık sürede Gök-Türk devleti her açıdan hızla gelişti.
  • 681-744 İkinci Tou-kiue  imparatorluğu.
  • 682 II. Gök Türk Devleti'nin bağımsızlığını kazanması.
  • 682 Kutlu(ğ)   İlteriş'in Göktürkleri canlandırması.  Yeni katılanlarla güçlenen Kutluğ,  Gobi Çölü'nün kuzeyine, Çogay'ın kuzey yamaçları ile Karakum'a çekildi. Tonyukuk yazıtından takip edersek:  "Geyik yiyerek,  tavşan-yiyerek oturuyorduk. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi. Biz ateş idik. Öylece otururken Oğuzdan casus geldi. Sözü şöyle: Dokuz Oğuz ulusunun kağanı Çin'e ve Kitay'a haberci yolladı.   Türk ulusunun kalkındığını,  Kağanının cesur, müşavirinin bilgiç olduğunu, bu ikisi var olursa Çin'i, Kitay'ı ve Oğuz'u yok edebileceklerini bildirerek, Çin'in güneyden,  Kitay'ın doğudan, Oğuz'un da kuzeyden saldırarak mümkünse Türk ulusunu yok etmeyi teklif etti." Türklerin en yakın tehlikeyi Oğuzlarda görmesi üzerine ilk sefer Oğuzlar üzerine yapıldı. Oğuzların 3000, Türklerin 2000 kişi oldukları bu savaşı Türkler kazanır. Böylece Türkler ile Oğuzlar arasındaki dört savaşın ilki yapılmış olur.
  • 682 Kutluk Kağan, 682 yılında Göktürkleri Tang hâkimiyetinden kurtarmak için büyük mücadeleyi başlattı. Göktürkler bağımsızlıklarına kavuşmak için daha önce de birçok kez ayaklanmışlardı. Ancak bu ayaklanmalar Tang tarafından bastırılmıştı. Kutluk Kağan halkını toplayarak Çugay-Ḳuz Dağı'na çıktı. Kutluk Kağan'ın takipçileri 5,000 kişi kadardı. Kutluk Kağan ilk iş olarak Dokuz Oğuzların sürülerini yağmalattı. Zamanla güçlenen Kutluk Kağan, kardeşi Bögü Çor'u şad, diğer kardeşi Tuo-hsi-fu'yu da (Eletmiš Yabgu) yabgu tayin etti. Bir süre sonra da Çinlilerin elinde hapiste bulunan Tonyukuk kurtularak Kutluk Kağan'a katıldı. Tonyukuk hapiste kaldığı süre boyunca Tang'ı yakından tanımış ve zayıf yönlerini öğrenmişti. Kutluk Kağan, Tonyukuk'a Apa Tarkan unvanı ile birlikte atların ve askeri işlerin sorumluluğunu verdi. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nekler_G%C3%B6l%C3%BC_Sava%C5%9F%C4%B1
  • 682 Tonyukuk, Doğu Gök Türk ülkesinin Çinlilerin eline düştüğü sırada Çin'e gidip yerleşen ailelerdendi. Tonyukuk'un mensup oduğu boyun da A-shi-te olması dikkat çekicidir. Çin'e bağlı topraklarda doğmuş, orada yetişmiş, üstelik oraya giden Gök Türk halkını teftiş etme görevine kadar yükselmişti. Çinli vali bir ara onu hapsettiğinde ise Kutlug bağımsızlığını zaten ilan etmişti. O daha sonra serbest bırakılınca derhal Kutlug'un yanına kaçtı. Tonyukuk'un gelişine çok sevinen Kutlug, onu askeri işlerin başına getirdi.  Göktürk Devletinin yeniden tam bağımsızlığını kazanması 682 yılında gerçekleşirken, devleti kuran Kutlug en yakın yardımcısı Tonyukuk ile birlikte aradan geçen on yıl içerisinde kağanlığı kuvvetli bir hale getirmişlerdi. 
  • 682: II. Göktürk Devleti. Kutluğ, yardımcısı Tonyukuk ile birlikte Çinliler’e ardarda darbeler indirdi; hem kendi gücünü arttırdı hem diğer Türk boylarını onların elinden kurtardı. 682’de Ötüken’de Oğuzlar yenilip devlete bağlanınca Kutluğ, İlteriş unvanıyla Kağan ilân edilerek II. Göktürk Devleti resmen kurulmuş oldu. Pekin’den Kansu’ya kadar uzanan bütün Kuzey Çin bölgelerine Türk akınları başladı. 682-687 yıllarında buralara toplam kırk altı sefer düzenlendi.
  • 682-745 Doğu Göktürklerinin ikinci döneminin hakanları: 682-691 : Kutluğ. 691-716 :                   Kapağan. 716: Bögü. 716-734: Bilge. 734-741: Tanrı. 741-      : Özmiş .     -  745: Porney
  • 682'de tam bağımsızlığını kazandıktan sonra Kutlug ve Tonyukuk liderliğindeki II. Gök-Türk devleti geçen on yıllık süre Ötüken bölgesini merkez yaparak etrafındaki diğer Türk boylarını kendine bağladı. Her fırsatta Çin'deki T'ang imparatorluğuna ardı ardına darbeler indirerek, esaret altındaki Türkleri kurtarmaya çalıştı. Çin'in kuzeyi doğudan batıya tamamen Gök-Türk akınlarına maruz kalmıştı. Neticede Kutlug'un kurduğu ve tahtta kaldığı on yıllık sürede Gök-Türk devleti her açıdan hızla gelişti. http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
  • 682'de tam bağımsızlığını kazandıktan sonra Kutluğ ve Tonyukuk liderliğinde II. Göktürk Devleti geçen on yıllık süre Ötüken bölgesini merkez yaparak etrafındaki diğer Türk boylarını kendine bağladı. Her fırsatta Çin'deki T'ang İmparatorluğu'na ardı ardına darbeler indirerek, esaret altındaki Türkleri kurtarmaya çalıştı. Çin'in kuzeyi doğudan batıya tamamen Göktürk akınlarına maruz kalmıştı. Neticede Kutluğ'un kurduğu ve tahtta kaldığı on yıllık sürede Göktürk Devleti her açıdan hızla gelişti.
  • 682'de tam bağımsızlığını lazandıktan sonra Kutlug ve Tonyukuk liderliğindeki II. Gök-Türk devleti geçen on yıllık süre Ötüken bölgesini merkez yaparak etrafındaki diğer Türk boylarını kendine bağladı. Her fırsatta Çin'deki T'ang imparatorluğuna ardı ardına darbeler indirerek, esaret altındaki Türkleri kurtarmaya çalıştı. Çin'in kuzeyi doğudan batıya tamamen Gök-Türk akınlarına maruz kalmıştı. Neticede Kutlug'un kurduğu ve tahtta kaldığı on yıllık sürede Gök-Türk devleti her açıdan hızla gelişti.
  • 683 yılında doğan Bilge, kendisinden önceki devlet adamları gibi Çin esareti görmediği için şanslı idi. 691 -692'de babası öldüğünde yaşı çok küçük olduğu için kağan olamadı. Ancak, 697'de Tarduş halkı üzerine Şad tayin edildi. Bölgesi Altay Dağlarının güney eteklerinin batısında İrtiş ırmağı civarıydı. 716 yılına kadar doğuda Sarı Irmağa Shan-tung ovasında, batıda Demir Kapı'ya Kögmen Dağlarının kuzeyindeki Kırgızlara toplam yirmi beş sefere katılmış, bunların hepsinde başarı kazanmıştı. Bilge Kağan ve Devletin Yeniden Kuvvetlenmesi  Bilge Kağan diğer Göktürk Kağanlarından farklı olarak kaynaklarca karakteri insancıl, dost canlısı olarak nitelendirilmiştir. Ağabeyinin kağan olmasını sağlayan Kül Tegin, Sol Bilge Prensi olup askeri işlerin idaresi ile meşgul olmaya başladı. Bu arada Kapgan zamanının devlet adamlarının çoğu ihtilal sırasında öldürülmüş, sadece yaşı yetmişten fazla olan ve halk tarafından çok saygı duyulan, Bilge'nin kayınpederi Tonyukuk'a dokunulmamış, sağ bırakılmıştı. Devlet işlerindeki derin tecrübesinden dolayı Tonyukuk'a yeniden görev verildi. Gerçekten de devletin böylesine nazik bir döneminde Tonyukuk'un idari görev alması faydalı olmuştur.  Çünkü, o Çin'de bulundu­ ğu sırada çeşitli idari görevleri yürütmüş, iç yapılarını yakından tanıma fırsatı bulmuştu. 682 yılından beri devletin üst makamlarında çalıştığı için hem hanedanın, hem boyların karakterlerini tanıyordu. İçeride birliğin sağlanması açısından gerekli stratejileri biliyordu. Ayrıca Çin'den başka diğer komşularının da neler yapabileceklerini tahmin edebilirdi. Nitekim onun uyguladığı plan ve stratejiler sayesinde devlet birçok felaketten kurtuldu.  İç Savaşların Uzaması ve Devleti Yıpratması. Devlet yönetimindeki değişikliklere rağmen boy isyanları durmuyordu. 716 yılında Selenga Irmağı boyunda Uygurlar mağlup edildi.160 717 yılında Oğuzlardan bir grup kaçıp Çin'e gitti. Kıtan ve Tatabılar Çin'e T'ang hanedanıyla müttefik olurken batıda Türgişler, Su-lo önderliğinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Üstelik Maveraünnehir'den doğuya doğru ilerlemek isteyen Arap kuvvetlerini durdurdular. Boyların çoğu on yıldan beri devletle savaş halinde idiler. Savaşların uzun sürmesi sıkıntıların devam etmesi devlete bağlı kalanların da güvenlerini kaybetmesine yol açıyordu. İşte, böylesine karışık bir anda Bilge, Tonyukuk'u devlet görevine çağırdı ki, görevi, planlamacı yani stratejist olacaktı.
  • 683-689:  683 yılına gelindiğinde Çin Sarayı'nda Feng ve Hsia gibi eyaletlerin Göktürklere kendiliğinden bırakılması tartışılıyordu. 684 yılında Shuo eyaletine bizzat Kutluğ'un kumanda ettiği ordular girerken, 685'de Tai eyaleti baskına uğradı. 686 yılında da aynı hızla devam etti.  687 yılından itibaren karşı tedbirleri başarılı olan Çinliler ufak çapta Göktürk kuvvetlerini mağlup etmeyi başardılar. Fakat, 689'da Hsie Huai-i adlı bir Budist rahibin kumandasında büyük bir ordu daha hazırladılarsa da herhangi bir zafer kazanamadılar.
  • 683-692 Çin, Kitan ve Oğuzlar üzerine serî Göktürk akınları ve İlteriş kaganın ölümü (692): Ötüken merkezli devletini kuran İlteriş/Kutlug kagan tabiî olarak öncelikle Çin üzerine serî seferlerini başlattı. Amaç ezelî ve hilekâr düşman Çin’i baskı altında tutarken aynı zamanda da yeni devletin ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek ve at gibi zarûrî ihtiyaç maddelerini temin için Çin’in adeta bir depo vazifesini görmesiydi. Türk akınları, Pekin’den Kan-su’ya kadar olan sahaya, Çin Seddi’nin güneyinden Huang-ho güney mecrasına yayılmış olan Çin garnizon (çu) ve eyâlet merkezleri “682’de Ping-çu 8 defa, 683’de Lançu, Ting-çu, Kuei-çu, Yü-çu ve Feng-çu 10 defa, 684’de So-çu 6 defa, 685’de yine so-çu Hin-çu 2 defa, 686’da yine So-çu, Tai-çu 11 defa, 687’de yine So-çu, Çung-p’ing 9 defa”‘ne yöneltildi. Akınlar neticesi Çin vâli ve kumandanları mağlup edildi. Asıl büyük darbeler Hin-çu (Nisan 685)’da ve So-çu (Ekim 687)’da vuruldu. Çin’den başka 7 defa K’i-tanlar ve 5 defa da Oğuzlar üzerine sefer eden İlteriş kagan, kuzeyde Kögmen dağları (Tannu-ula)’na, doğuda Kerulen ve Onon nehirlerinin yüksek vâdilerine, batıda Altaylar’a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri, toplulukları hâkimiyeti altına aldı. Bütün bu çabaları neticesinde devleti yeniden kurup teşkilâtlandıran, töre’yi yeniden hakim kılan İlteriş, Ötüken yaylasında yeniden dalgalanmağa başlayan kurt başlı sancağın gölgesinde 692 yılında öldü.
  • 684 Kutlug'un kumanda ettiği ordular Shuo eyaletine girdi.
  • 685 Hazarların akını; Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'ın bir bölümünün yağmalanması. Ermenilerin Hazarları püskürTmesi
  • 685 Tai eyaletinin baskına uğraması.
  • 686 Gök Türk akınlarının Çin topraklarına aynı hızla devam etmesi.
  • 687 Yılından itibaren karşı tedbirleri başarılı olan Çinliler ufak çapta Gök Türk kuvvetlerini mağlup etmeyi başarması.
  • 689 Araplar Tirmiz’i ele geçirdiler.
  • 689 Hsie Huai-i adlı bir Budist rahibin kumandasında büyük bir ordu daha hazırladılarsa da herhangi bir zafer kazanamamaları.
  • 689 Tonyukuk, Türgişlerle savaştı. Bundan iki yıl sonra, hastalanan Kutlug öldü. Çinlilerle on yedi kez, Kıtanlarla yedi kez, Oğuzlarla beş kez savaşmıştı. Elli yıllık esaret devresinden sonra Kutlug liderliğinde bağımsızlıklarına kavuşan Gök-Türklerin ikinci devletlerinin kuruluş mücadelesi üç aşamada gelişmişti. Gobi Çölü'nün güneyinde Çin'e yakın bölgede 679 yılında başlayan ilk ayaklanma kısa zamanda çok geniş bir alana yayılmış değişik mevkilerde bulunan Türk beyleri derhal buna iltihak etmişlerdi. Ancak üzerlerine gönderilen Çin ordusunu mağlup edemeyen Gök-Türk liderlerinden A-shih-na Ni-shu-fu öldürülmüştü. A-shih-te Feng-chih ise esir düşmüştü. Hayatını kurtarmayı başaran Wen-fu, Gök-Türk hanedan ailesinden yeni birini A-shih-na Fu-nien'i reis seçti. Onlar da uzun süren mücadelelerinden zaferle çıkamadılar. Fakat onların mağlup olup Çin'e götürüldükleri sırada kendini kurtarıp Çogay-kuzı dağına sığınan Kutlug, etrafındakilerin sayısını artırarak, Dokuz Oğuzların hayvanlarını yağmalayıp ihtiyacı olan yiyecek ve benzeri malzemeleri temin etti. Bundan sonra kağanlığını ilan edip II. Gök-Türk devletini resmen kurdu. Artık, sıra Çin'e ağır darbeler vurmaya gelmişti. 691 yılının sonunda ölümüne kadar bütün kuzey Çin'i baştan başa akınlarıyla istila etti.Tonyukuk'un zamanında harekete geçerek Dokuz Oğuzların, Çin ve Kıtanlarla yaptığı gizli ittifakı çökertmesiyle büyük bir tehlikeden kurtuldu. Ardından Ötüken bölgesi ve civarından ve de Altay Dağlarına uzanan sahadaki bütün diğer Türk boylarını kendine bağladı.
  • 689 Tonyukuk'un batıdaki Türgişler üzerine dahi sefer tertiplemesi.
  • 689'da Tonyukuk, daha o zamanlar batıdaki Türgişler üzerine dahi sefer tertiplemişti.  http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
  • 691 İlteriş Han'ın Ölümü. Kapağan'ın han oluşu.
  • 691 Kutluğ, Çinlilerle on yedi kez, Kıtanlarla yedi kez savaşmıştı. 691 yılında hastalanan Kağan, iyileşmedi ve aynı yılın sonlarına doğru öldü.
  • 691 Kutluğ'un Ölümü Aynı yıl Tonyukuk, Türgişlerle savaştı. Bundan iki yıl sonra hastalanan Kutluğ öldü.
  • 691 Tarım Havzası’nda Doğu Türk Hanlığı’nın yeniden kuruluşu.
  • 691 yılının sonunda ölümüne kadar Kutlug, bütün kuzey Çin'i baştan başa akınlarıyla istila etti. Tonyukuk'un zamanında harekete geçerek Dokuz Oğuzların, Çin ve Kıtanlarla yaptığı gizli ittifakı çökertmesiyle büyük bir tehlikeden kurtuldu. Ardından Ötüken bölgesi ve civarından ve de Altay Dağlarına uzanan sahadaki bütün diğer Türk boylarını kendine bağladı. http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
  • 692 Ağabeyi Kutlug'un ölümü üzerine II. Gök Türk Devleti tahtına Kapgan'ın oturması.
  • 692 Kapgan ve Orta Asya'da Zirveye Çıkış/ Devletin Genişlemesi. 692 yılında ağabeyi Kutluğ'un ölümü üzerine II. Göktürk Devleti tahtına oturan Kapgan, devraldığı hızla büyümekte olan devleti, ağabeyinin bıraktığı yerden başlayarak her yönden geliştirmeye devam etmiştir. İki yüz yıllık bağımsız Göktürk tarihinde 24 yıl gibi uzun süreli bir dönem kağanlık yapan Kapgan'ın faaliyetleri Orhun Yazıtlarında teferruatlı bir şekilde anlatılmıştır. Neticede kaynaklarca Kapgan en çok zafer kazanan, Çin'i en fazla korkutan, o devirde yaşayan Türk topluluklarının hemen hepsini idaresi altına alan, devletini çağının en kuvvetlisi yapan kağan olarak tanınmıştır. Tonyukuk Yazıtı'nda Bögü olarak da zikredilen Kapgan'ın adı fatih anlamına gelmektedir.
  • 692’de ölen İlteriş Kağan’ın yerine, oğulları Bilge ve Kültigin küçük olduğundan kardeşi Kapgan geçti. Kapgan tahtta kaldığı yirmi dört yıl boyunca politikasını sürekli Çin’i baskı altında tutmak, Çin’de dağınık halde yaşayan esir Türkler’i kurtarmak, Orta Asya’da yaşayan Türkler’i Göktürk Devleti’ne bağlamak şeklinde üç temel üzerine oturttu. 695 yılına kadar doğudaki Kitanlar’ı ve Çin’i baskı altına almayı başardı. 696-697’de Kırgızlar’ı devlete itaat ettirdi, ardından Türgişler’e yöneldi. Bu arada Göktürkler’in isteklerini yerine getirmeyen Çin’e karşı büyük bir sefer düzenlendi. Türk orduları Şantung ovasına ve Yeşil nehre (Yang-ts’e) kadar uzandı. Bu yılın sonuna doğru ülkenin batı tarafındaki Türgişler tamamen Göktürk birliğine katıldı. Ardından Batı Türkistan’a yönelen Kapgan ve beraberindeki Tonyukuk, Bilge ve Kültigin gibi kumandanlar idaresinde Türk ordusu 701’de Demirkapı’ya (Temir Kapıg) ulaştı. Ertesi yıl Tangutlar’a ve bazı Soğd kolonilerine boyun eğdirildi. 709 yılına kadar uzak bölgelerdeki Basmıllar, Çikler, Azlar itaat altına alındı. Ancak daha sonra Kapgan Kağan’ın anlaşılmaz sert tutumu yüzünden devlete bağlı boyların çoğu ayaklanmaya başladı. İsyan eden Kırgızlar 710’da yeniden devlete bağlandıysa da birçok Türk boyu gidip Çin’e sığındı. Bayırku boyunun isyanının bastırılmasının ardından Kapgan Kağan, Ötüken’e geri dönerken yanına fazla asker almamıştı. Söğüt ormanından geçerken Bayırkular’ın saldırısına uğradı ve öldürüldü. Kesik başı orada bulunan bir Çinli casus tarafından Çin başşehrine götürüldü (716). Onun yerine geçen oğlu İnel başarısız kağanlığı yüzünden tahttan indirildi. Yerine İlteriş’in oğlu Bilge kağan oldu. Bilge Kağan ilk iş olarak boyların isyanını bastırdı. Çok uzun mücadelelerden sonra devletin birliği yeniden sağlandı. Bilge Kağan, Çinliler’le iyi geçinmeye çalıştı ve iki ülke arasında dostluk kuruldu. Bilge’nin Çinliler’in etkisinde kalarak Budistleşme ve şehirleşme teklifi devlet meclisi tarafından reddedildi (723). Tonyukuk yazıtında Göktürk Devleti’nin yeniden kuruluşu ve bağımsızlık için çekilen sıkıntılar, verilen mücadelelerden bahsedilir (bk. ORHON YAZITLARI). Bilge Kağan’dan sonra başa geçen kağanlar yetersiz kaldığından devlet kısa zamanda zaafa uğradı. Taşağıl, Ahmet: TÜRK http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=410470
  • 692-716 II. Göktürk tahtında Kapgan (Mo-ç’o) kagan dönemi: İlteriş öldüğünde oğulları Bilge 8 ve Kül Tegin 7 yaşlarında idiler. İlterişin yerine kardeşi Kapgan kagan oldu. Türk tarihinin büyük fâtihlerinden ve ileri görüşlü devlet adamlarından olan Kapgan, ilk olarak şu planları gerçekleştirmeye koyuldu: Çin’i baskı altında tutmak, Çin’de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkler’i anavatan (Ötüken)’a çekmek, bütün Türkler’i tek bir bayrak altında toplamak yani Asya kıtasında ne kadar Türk varsa hepsini Göktürk birliğine bağlamak.
  • 693 Büyük Savaşlar: 693 yılında Ling eyaletine saldırıp yağmalar yapan Kapgan, kendisine karşı koymaya çalışan Çinli General Li To-tsu'yu yenmişti. Buna karşı Çin'deki T'ang hanedanının imparatoriçesi Wu, 18 generallik büyük bir ordu hazırlamıştı. Ancak, söz konusu ordu Göktürklerle çarpışmaya cesaret edemeden geri döndü. Bunu takip eden yıllarda Kıtanların, T'ang İmparatorluğu topraklarını istila etmeleri üzerine, yardım teklifinde bulunan Kapgan, Kıtanları yeneceğini karşılığında bazı taleplerinin olduğunu bildirdi. Onun talepleri 630-681 yılları arasında esir düşerek Çin'e zorla götürülmüş Türk ailelerin geri gönderilmesi idi. T'ang Sarayı derhal bu teklifi kabul etti. Kuzeyin Derinliklerine Sefer: Bu arada Kapgan, Çin'le anlaşıp üstüne yürümekte olan Kırgızların üzerine yürüdü. Tonyukuk da sefere katılmıştı. Yenisey kaynaklarında Anı Irmağı üzerinde Kırgızları mağlup ettiler. Akabinde On Oklara (Türgişlere) saldırılacaktı. Çünkü, onlar da Kırgız, Çin gibi kavimlerle ittifaka girip Göktürklere hücum edeceklerdi. Kapgan'ın hatununun ölümü üzerine Tonyukuk ve Bilge'nin komandasındaki ordular Türgişleri bozguna uğrattı. Tarım Aletleri İstenmesi: Kıtanların isyanının Göktürk ordusunun yardımı ile bastırılması, neticede Çin'deki esir Türklerin geri gönderilmesi üzerine Kapgan'ın prestiji ve gücü daha da artıyordu. Bundan sonra meydana gelen savaşlarda Çin ordularının hepsi yenildi. Artık Kapgan, T'ang İmparatorluğu'nun içişlerine karışmaya başladı. Ülkesi lehine bazı menfaatler koparmaya çalışıyordu. Kızın bir T'ang prensesiyle evlendirmek suretiyle adı geçen hanedanın geleceğinde söz sahibi olmayı planladı. Bunun yanında Göktürklerin dostu olan Soğdluları ve ekin tarlaları için yüz bin ölçek darı, 3 bin takım tarım aleti ve birkaç on bin chin demir de istedi.  T'ang sarayı önce Göktürkleri oyalama yoluna gitti. Sonra sakte prens gönderdiler. Üstelik yollanan tohumlar pişmişti. Hediye olarak verilen gümüş ve altının değeri çok düşüktü. Kapgan gerçeği anladı ve ülkesine yollanan heyetten Yen Chih-wei'i Çin Kağanı ilan etti. 698 yılından sonra büyük bir akına geçti. 703 yılına kadar Çin'in Kuzey eyaletleri sürekli yağmalandı. 300-400 bin kişilik orduları, 40-50 bin kişilik Türk ordularına mağlup oluyordu. Bütün Çinli kumandanlar yenilgiden kurtulamıyordu.Kapgan'ın Yeni Bir İdari Teşkilatlanma Yapması:  Artık, Orta Asya'nın en kuvvetli hükümdarı seviyesine yükselen Kapgan, Göktürk ülkesi içinde bazı idari değişikliler yapma yoluna gitti. Bu devletin hızla gelişip, büyümesinin ortaya çıkardığı bir netice idi. 16 yıl önce İlteriş Kutluğ liderliğinde, Çin esaretinden kurtulan Göktürk Devleti kısa zaman içerisinde bir cihan devleti haline dönüşmüştü. İşte ortaya çıkan bu yeni durum karşısında Kapgan Kağan, kardeşi Tu-hsi-fu'yu Sol Kanat (doğu) Şad'ı ağabeyi Kutluğ'un oğlu Bilge'yi (Mo-chü) de Sağ Kanat Şad'ı tayin etti. Ayrıca kendi oğlunu her iki taraftaki şadın üzerine "Küçük Kağan" unvanıyla vazifelendirdi (Diğer adı Bögü, Çince Fu-chü). Böylece kendisi kağanlar kağanı pozisyonuna yükselmiş oluyordu. Küçük Kağan, aynı zamanda Ch'u-mi-k'un gibi on kabilelerin (On Ok) reisi de olmuştu. Öte taraftan Çincesi T'o-hsi (Geniş Batı) olan bir başka unvana da sahip idi (699 yılı).
  • 693 İslam kuvvetlerinin Ermenilerle ittifak yaparak Hazarlara seferi.
  • 693 Kapgan'ın Ling eyaletine saldırıp yağmalar yaparak kendisine karşı koymaya çalışan Çinli General Li To-tsu'yu yenmesi.
  • 693-696 Göktürklerin Çin’i baskı altına alması: Kapgan, zaferler dizisine 693 Çin baskını ile başladı. Ling-çu eyâletini 8 defa darbeledi. Ardından Ordos’a akında bulundu. 696 yılında Şeng-çu’ya 1, Liang-çu’ya 3 ve Ling-çu’ya 8 sefer düzenleyen Kapgan, aynı yıl K’itan-Çin bozuşmasını kendi lehine çevirmek için, Çin T’ang imparatoriçesi Wu’yu destekledi. K’itanlar’ı Ho-pei bölgesinde birlikte tepeledikten sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin “hu/12,5 kilo” tohumluk darı, 3 bin adet tarım âleti, 10 bin (veya 40 bin) libre demir ve Çin topraklarında oturan (çoğu Ordos’da 6 eyalet bölgesinde) Türkler’in anavatana iâdesi.
  • 694 Türk boylarını Çin'den geri isterken, altı eyalette yaşayan (Yazıtlarda Altı Çub Soğdak) Soğdları da beraber istemesi.
  • 694-696 Çin'e Göktürk akınları. 693 yılında Kapağan Han'ın Çin'e (Ling-çu eyaletine) yapmış olduğu ilk akından sonra, Göktürkler Çin'e birbiri ardına yedi akın yapacaklardır. 696'da Kırgızlar üzerine bir sefer açıldı. Tonyukuk' tan izlenebilir: “Çin kağanı düşmanımız idi. Onok kağanı düşmanımız idi. Ayrıca Kırgız'ın kuvvetli kağanı düşmanımız oldu. O üç kağan akıl akıla vermişler, doğuda Türk kağanına karşı ordu sevk edelim, yoksa o bizi öldürecektir, her üçümüz buluşup ordu sevk ederek onu tamamıyla yok edelim demişler.”
  • 694-714 Haccac’ın Irak valiliği.
  • 696-697 Kapgan ve Tonyukuk idarelerindeki Gök-Türk ordusu 696-697 kışında Kögmen dağlarını aşarak, Yenisey nehri kollarından Anı Irmağı kıyısında Kırgızları çok ağır bir bozguna uğrattı. Kırgızların hanı dahi orada öldürülmüştü.
  • 696-697 Kırgız,-Türgiş ve Çin ittifakının kırılması ve Kırgızlar’ın itaat altına alınması: Kapgan 696 yılındaki Çin seferinin ardından, Yenisey bölgesini işgal etmekte olan Kırgızlar üzerine seferi zaruri buldu. Zira Kırgız kaganı, Türgiş (On-ok) kaganı ile Çin kaganı yanına alarak, Göktürkler’e karşı bir ittifak oluşturmaktaydı. Buna göre; müttefik ordusu Altun-yış (Altun ormanı=Altay dağları)’da buluşarak, Göktürk ülkesine saldırılacaktı. Tehlikenin derhal bertaraf edilmesi gerektiğine inanan Kapgan ve Tonyukuk, çetin bir sefer sonunda Kögmen dağlarını aşarak, Yenisey kaynaklarında Anı ırmağı kıyısında Kırgızları bastırdı ve Kırgız ülkesini teslim aldı. Şimdi sıra ittifâkın diğer iki ortağında Türgişler ve Çin’de idi. Ancak öncelikle Kapgan kagan, ordu ve idareyi yeniden tanzim etti: Kardeşi To-şi-fu’yu hâkanlığın sol kanadına “Şâd”, İlteriş’in oğlu 14 yaşındaki Bilge’yi Tarduş topluluğu üzerine “Şâd” ve kendi oğlu Bögü (İnel Kagan/Fu-kü/İnie Khagan)’yü ise “Küçük Kagan” tâyin etti. Böylece hâkanlığın askerî kuvvetleri, iki ordular grubu hâlinde yeniden teşkilâtlandırıldı. Kapgan Kagan kendisi, Çin ile savaşa hazırlanırken, İnel Kagan ve Bilge Şâd (doğrusu Tonyukuk’un elindeki) emrindeki batı ordular grubu ise batıyı düzenleme, yani Türgiş/On-oklar’ı devlete bağlama işiyle görevlendirildi.
  • 696-697 kışı  Kapgan ve  Tonyukuk idarelerindeki Gök-Türk ordusunun Kögmen Dağları'nı aşarak, Yenisey Nehri kollarından Anı Irmağı kıyısında Kırgızlan çok ağır bir bozguna uğratması.
  • 698 “Gündüz de gecede dörtnala koşturup gittik. Kırgız'ı uykusunda bastık. Uykusunu mızrakla açtık. Savaştık, mızrakladık, hanını öldürdük. Kırgız kavmi teslim oldu, baş eğdi." Kapağan Han yönetimde ailesinin fertlerine değişik bölgelerin sorumluluğunu paylaştırdıktan sonra, batıda görevli kılınan Bögü Han ile Bilge Şad, Tonyukuk ile birlikte, Altayları aşarak Onoklar üzerinde kesin bir başarı kazanırlar, Türkeş Hanı tutsak alınır ve Balkaş İli, Işık Göl, Çu ve Talas havzaları Hakanlığa katılır. Aynı 698 yılında Kapağan Han Çin'e yollanır. Göktürk Hanı kızını bir Çin prensi ile evlendirmek istemektedir. Anlaşma olmaz ve çok kanlı bir savaştan sonra Çinliler ağır bir yenilgiye uğrarlar.
  • 698 Batı Yönünde Askeri Harekat:  Göktürk Devleti'nin en büyük düşmanı Çin'e karşı zaferleri doğuda devam ederken, Batı'da isyan eden Türgişlere karşı da seferlere girişildi. Küçük Kağan (İnel, Bögü), Bilge Şad ve Tonyukuk idaresi altındaki Göktürk ordusu Altay dağlarını aştı, Cungarya'ya (Yarış ovası) vardıktan sonra Bolçu'da (Urungu gölünün güneybatı kıyısında) Türgişleri ağır bir bozguna uğrattı. Bolçu zaferi neticesinde Türgişlerin bütün Nu-shih-pi ve To-lu kabileleri yani Balkaş, İli, Isık Göl ve Talas bölgelerindeki Türkler, Kapgan'ın hakimiyetini tekrar tanıdılar. Daha sonra Göktürk akınları Maveraünnehir (Kengü Tarban), Otrar şehri, Arıs ırmağı civarlarına ulaştı.
  • 698 Göktürkler’in Çin’i dize getirmesi: Çin’e yönelen Kapgan’ın kararlılığı ve şiddetini gören Çin, daha önceki taahhüt etttiği fakat yan çizdiği Göktürk isteklerini yerine getirmeye başladı. Buna göre Çin’den derhal: 3 bin tarım âleti, 40 bin “şi=3 bin ton” tohumluk darı gönderildi ve Türkler anavatan’a iâde edildi (698). Böylece Kapgan Kagan’ın planlarından ilk ikisi gerçekleşmiş oldu. Sıra bütün Türklerin tek bir bayrak altında toplanmasına gelmişti. Fakat Çin-Türk ilişkilerinde yeni bir pürüz ortaya çıktı. Kapgan Kagan kızını bir T’ang prensi ile evlendirmek istemekteydi. T’ang sülâlesine câriyelikten dahil olan imparatoriçe Wu ise, bir T’ang prensini değil de kendi sülâlesinden birini dâmad adayı olarak ileri sürmüştü. İşte bu durumu aşağılayıcı olarak algılayan Kapgan, Çin elçilik heyetinde bulunan general Yen-çi-wei’yi “Çin kaganı” ilân ederek, Tonyukuk ve Bilge’nin de katıldığı 100 bin kişilik bütün askerî gücüyle Çin’e girdi (698). Kuei-çu, T’an-çu, P’ing-çu, Yü-çu, T’ing-çu, Çao-çu eyâletlerini 30 defa vuran Kapgan, Çin kuvvetlerini ezdi, başta at sürüleri olmak üzere bol ganimet ve esir ele geçirdi. “Yaşıl-ögüz (Yeşil Nehir=Yang-çe=Taluy-Ogüz) ” kıyılarına ve Şantung ovasına kadar ilereleyen Göktürk kuvvtleri 23 Çin kasabasını tahrip etti. Kapgan buradan kuzeye yöneldi. Saraydan yapılan “Kagan’ı bulup öldürenin Prens ilân edileceği” şeklindeki gizli bir emre/bildiriye rağmen, birkaç yüz bin kişilik büyük bir orduya sahip olan Çin orduları kumandanı Şa-ça Cung-i (Ça-ça Sengün), saldırıya cesaret edemeyerek, Göktürk süvari tümenlerinin geçişini uzaktan seyretmek zorunda kaldı.
  • 698 yılından sonra Büyük bir akına geçmesi.
  • 698-699 Göktürk-Türgiş mücadelesi, Bolçu Savaşı (698) ve Türgişler/On-oklar’ın itaat altına alınması: Çin tehlikesinin bertaraf edilmesinin ardından artık bütün Türkler’i tek bir bayrak altında toplamak üzere Türgişler üzerine sefer edilebilirdi. Bu amaçla Kapgan, Tonyukuk’un yüksek kumandası ve Bilge ile İnel’in idaresindeki batı orduları grubunu Türgişler üzerine sevketti. Ordu, Altaylar (Altun-yış)’ı aşıp Yarışovası (Cungarya)’na ilerlemiş, Bolçu (Urungu gölünün güney-batı kıyısında, bugünkü Tokoi kasabası)’da yapılan savaşta (698) ise On-oklar’a karşı kesin bir zafer elde edilmiştir. Bu savaş neticesinde: Türk bodunundan/kavminden olduğu hâlde yanlış hareketlerde bulunan Türgiş hâkanı U-çe-le (Wu-shih-le) yakalanmış, Türgiş yabgusu ve şâdı öldürülmüş, Balkaş, İli, Isık göl, Çu ve Talas bölgelerinde bulunan On-oklar’ın bütün To-lu ve Nu-şi-pi kabileleri Göktürk birliğine dâhil edilmiş (699), Hâkanlığın sınırları batıda Kengü Tarban (Çıy ırmağı-güney Kazakistan-Maveraünnehir arasındaki Kang-kü ülkesi. Tarban/nd şehri: Seyhun’un orta mecrasında Arıs ırmağının bu nehre döküldüğü yerdeki Şâş bölgesinin başkenti, Otrar=Fârâb şehri)’a ve Fergana’ya dayandı. Türgiş ülkesinin zaptı ile, Maveraünnehir bölgesinin zaptı için büyük bir engel ortadan kalkmış oldu. Bir Çin yıllığında da belirtildiği üzere, Çinliler dışında bütün barbarlar hâkimiyet altına alındı. Böylece, vaktiyle Tardu’nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapgan Kagan’ın Doğu-Batı hâkanlıklarının topraklarını tek idârede toplaması yolu ile “dehşet verici Türk birliği” yeniden ihyâ edildi. Bu tarihlerde anlaşıldığına göre, Göktürk hâkanlığına bağlı Türk kütleleri 30 “boy” teşkil etmekte idiler.
  • 699 Kapgan Kagan'ın II. Gök Türk ülkesinde yeni bir idari teşkilatlanma yapması.
  • 699 Kapgan, Çin ile anlaşıp üstüne yürümekte olan Kırgızların ve Türgişlerin üzerine sefer düzenlemesi.
  • 699, 5 Eylül Ebû Hanîfe, zamanının önemli bilim merkezlerinden olan Kûfe'de doğdu.
  • 562 Kavşak şehir Semerkand  Göktürkler tarafından ele geçirildi
  • 700 Bilge 'nin Tangutlar üzerine sefer düzenlemesi.
  • 700 Bilge, 700 yılında Tangutlar üzerine sefer düzenlemiş ve çocuklarını, kadınlarını at sürülerini, bütün mallarını ele geçirmişti.
  • 700 Göktürklerin Sogd seferi. (VIII. yüzyılda yazılmış bulunan Çin Tu-yan ansiklopedisi V. yüzyıldan beri Çin'le «Su-de»  ülkesi  (Sogd=Sugdak)  arasında ticaret yapılageldiğini kaydetmektedir. Çu havzasındaki Sogdlardan başka, Kang-yu yani Kanglı boylarının bulunduğu Sirderya havzasının da bu Sude adıyla karşılanmış olabileceğini Togan kaydetmektedir.) Sogdlular kendiliğinden Göktürk yönetimine girerler.
  • 700-701 Göktürkler’in, Kapgan Kağan’ın Maveraünnehir’i zaptı: Kapgan’ın planının 3. aşamasının tamamlanması için son bir gayretle, zengin Maveraünnehir bölgesinin zaptı gerekmekteydi. Bu bölgede mukavemet gösterecek güçlü idârî ve siyâsî bir yapı yoktu. Daha ziyâde Türk soylu bazı âilelerin idâresindeki küçük şehir devletleri/sultanlıkları, 675’lerden beri bölgeye küçük fetih seferleri düzenleyen Müslüman kumandanları (Abdullah b. Ziyad, Sa’îd b. Osman, Musa, Muhalleb vb.)’na karşı başarı ile karşı koymakta idiler. Bölgenin zaptı için Tonyukuk’un yüksek kumandası, İnel ve Bilge’nin sevk ve idâresindeki Batı orduları grubu, Altaylar-Bolçu-Yarış ovası-Çu ve Talas havzaları-Karadağ’ın kuzeyi üzerinden Yinçü-ögüz (İnci nehri=Seyhun=Sir-derya)’ü geçerek, Maveraünnehirdeki Kızıl Kum çölüne dalıp, güney istikâmetini ele geçirdi. Tedbiren İnel’i burada bırakan ve güneye yönelen Tonyukuk, Türgiş başbuğu So-ko (U-çe-le’nin oğlu)’nun idaresindeki Sogd halkını itaat altına aldı. Buradan da ilerleyen Göktürk ordusu Temir Kapıg (Demir Kapı: m.ö. asırlardan beri İran-Tûran/Türk ülkelerinin arasında tabiî sınır kabul edilen yer)’a ulaştı (701). Böylece batıya yapılan ve zengin ganimetlerin ele geçirilmesiyle başarılı bir şekilde neticelenen sefer, batıda tabiî sınır kabul edilen Temir Kapıg’da şimdilik sona erdi. Bu sefer münâsebetiyle, Orhun kitâbelerinde ilk defa Müslüman Araplar’dan “Tezik= İranlılar, Tayy adlı bir Arap kabilesine nisbetle Araplar’a Tâzî demekte idiler. Bu ad daha sonra Türklerce, Tacik şeklinde İranlılar için kullanılmıştır” adıyla bahsedilmiştir [Arap/Tâzî=Tezik, =Tacik/İranlı].
  • 701 Arkasından Ek-Tağ'ı da geçen Gök Türk ordusunun Demir Kapı'ya ulaşması.
  • 701 Bu sıralarda batıdaki Göktürk akınları devam ediyordu. Yaklaşık 25 yıldır Türkler tarafından idare edilen Batı Türkistan'daki şehir krallıkları buralara ulaşan Arap saldırılarına karşı koyabilmişti. Yine Tonyukuk, İnel ve Bilge tarafından idare edilen Göktürklerin batı orduları Seyhun (Yincü Ögüz) kıyılarına vardı, nehri geçerek, Maveraünnehir'in Kızılkum çölüne daldı. İnel Kağan kumandasındaki bir kısım kuvvet burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyip, Türgiş başbuğu So-ke'nın idaresindeki Soğd halkını ele geçirdi. Arkasından Ek-Tağ'ı da geçen Göktürk ordusu Demir Kapı'ya ulaştı (701 yılı).
  • 701 Çin ordusuna karşı Bilge ve Kül Tegin liderlerin de katıldığı seferde Kül Tegin'in Çinli kumandan Ong Tutuk'u esir alıp Kapgan 'a sunması.
  • 701 René Giroud Kapgan Kağan ile  Tonyukuk arasındaki çekişmenin nedenini şöyle açıklar : Bolçu Savaşında  Tonyukuk, Kapgan Kağan’ın emirlerine karşı gelerek Köktürk ordusunu Batı Türkistan tarafına sürmüş ve pek çok zafer kazanmıştır. Bu zaferler ne kadar büyük olursa olsun Kapgan Kağan’a karşı geldiği için vezirlik görevinden 701 yılında alınmıştır. Ahmet Bican Ercilasun’a göre de Tonyukuk anıtının ikinci taşının kuzey yüzünün ilk üç satırındaki sitemler bu savaşta ve sonrasın yaşanan olaylar yüzündendir. https://www.makaleler.com/Tonyukuk-aniti-ne-zaman-dikilmistir-Tonyukuk-ya-da-tunyukuk-kimdir-ismi-nereden-gelir
  • 701 Tonyukuk batı seferlerini sürdürüyordu. Birkaç tanesi  batı Gök Türk hanedanından gelen beyler  tarafından yönetilen Batı Türkistan şehir devletçikleri yaklaşan Arap saldırılarına karşı direniyordu. 701 yılında  Demir Kapı'ya kadar uzanan harekatta Sir Derya Seyhun/Yincü Ögüz) kıyılarından yola çıkıldı; Kızılkum Çölü'nde ilerlenmişti. İnel 8Bögü) Kağan kumandasındaki bir kuvvet burada kaldı. Tonyukuk, güneye ilerleyip, Türgiş başbuğu So-ke'nin idaresindeki Soğd halkını ele geçirdi. Ek Tağ (Ak Dağ)'ı geçen Tonyukuk Demir Kapı'da seferine son verdi.
  • 701 Tonyukuk'un güneye ilerleyip Türgiş başbuğu So-ke'nın idaresindeki Soğd halkını ele geçirmesi.
  • 701-704 Çin üzerine yeni Göktürk akınları: 698’deki seferleriyle Çin’i büyük bir baskı altında tutan Göktürk ordusu doğuda hâla faaliyet hâlinde idi. Kapgan Kagan 701 yılında Kansu’nun kuzeydoğusundaki Tangutlar’ın sahası’na, buradan da Şubat 702’de, Güney Ordos’daki Sogd kolonileri (Chao-wu)’nin bulunduğu “6 Eyâlet=Liu Hu Çu= Altı Çub Sogdak” üzerine bir sefer düzenleyerek, Sogdlular dağıtıldı, Çinli kumandan On-tutuk mağlup edildi. Bu sefere Bilge ve Kül Tegin de katılmıştı. Çin’e yönelik serî akınlara devam edildi: 702’de Yen-çu, Hia-u, Şi-ling, Hin-çu bölgelerine 20 sefer yapıldı. 704 yılında ise Ming-şa (Ming-sha-hien/Kansu’da bugünkü Çung-wei-hien) savaşı’nda 80 bin kişilik bir Çin ordusu bozguna uğratılarak; ardından Lung-çu, Yuan-çu ve Hin-çu’ya da 11 akın yapıldı.Türk akınlarından bunalan ve çaresiz kalan T’ang imparatoru Çung-tsung, yine bir günlük emirle “Kapgan’ı esir eden veya öldüren’e prens unvanı yanında 2 bin top ipekle de taltif edeceğini” ilân etti. Lu-fu ise imparatora, Türkleri birbirine karşı tahrik etmek, onları iki cephede birden savaşa zorlamak gerektiği “zira m.ö. 36’da Çi-çi böyle yenilebilmişti” şeklindeki eski bir Çin taktiğini tavsiye ediyordu.
  • 702 İlkbaharında Yen ve Hsia eyaletlerine Kapgan tarafından akın yapılıp 100 bin at ve koyun ele geçirilmesi.
  • 703 Gök Türk Devleti'ne karşı isyan eden Basmılların tekrar hâkimiyet altına alınması.
  • 703 Gök Türk kağanın Çirı politikasında değişiklik yapması Wu Yenhsiou'yu serbest bırakması.
  • 703 yılına kadar Çin'in Kuzey eyaletleri sürekli yağmalanıp üçyüz-dörtyüz bin kişilik orduların kırk-elli bin kişilik Türk ordularına mağlup olması.
  • 704-711 II. Gök Türk Devleti’nde iç isyanlar ve bertaraf edilmesi: Kapgan kagan, Çin’le mücadele yanında bir de Çin’in de kışkırtmalarının tesiriyle çıkmış olan iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. 704 yılında Basmıllar (649 yılından beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuşlardı) tekrar itaat altına alındı. 709’da ise Kırgızlar’ın komşusu olan Çikler (yukarı Kem-İrtiş arasında) ve Isık göl’ün batısında bulunan Azlar itaat altına alındı. Bütün Türk toplulukları Göktürk egemenliğini kabul etmiş olmalarına rağmen, Türk kuvvetlerinin uzak bölgelerdeki meşguliyetlerinden de istifâde ederek, zaman zaman isyan ederek, devleti meşgul etmekten de geri kalmamakta idiler. 710 yılında Bilge-Kül Tegin idaresindeki Göktürk ordusu Kögmen dağlarını aşıp, isyan eden Kırgızlar üzerine yürüyerek, Songa ormanında 2.defa mağlup etti. Tola ırmağı civarındaki Bayırkular da, Türgi-yargın gölü savaşıyla tekrar itaat altına alındı. 711 yılında yine baş kaldırmış olan Türgişler üzerine gidilerek, tâbî kagan So-ko öldürüldü ve Kara Türgişler itaat altına alındı. Bilge’nin kızkardeşi ile evlendirilen Bars Beğ, Türgiş kaganı ilân edildi.
  • 705 İmparatoriçe Wu tahtı gerçek varislerinden Chung Tsung'a terketmesi.
  • 705 Kuteybe b. Müslim komutasındaki Araplar Merv’den, Maveraünnehir’e karşı cihad başlattılar.
  • 706 Göktürklerle Çinliler arasında Güey Kansu'da Mingşa savaşı; Çin ordusu çok ağır bir yenilgiye uğruyor.  Savaşın hemen sonrasında sürekli Göktürk akınları.
  • 707-714 İslam orduları ile Hazarlar arasında savaşlar;  önceleri Arap, sonraları Hazar başarıları.
  • 708 Kırgızlar tekrar Çin'e elçi göndererek kendi ülke mallarından sunmaları.
  • 708 Yılından itibaren her yıl Kapgan Kağan'ın idaresine karşı çok sayıda isyanın patlak vermesi.
  • 709 Araplar Buhara ve Semerkant’ı ele geçirdiler.
  • 709 Bilge Kağan yazıtı: “Yirmi yedi yaşımda Kırgız'a doğru ordu sevk ettim. Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastım. Kağan ile Songa ormanında savaştım. Kağanı öldürüp ilini aldım.”
  • 709 Çiklerin Altayların güneyinde, Azların Isık Göl'ün batısında mağlup edilmesi.
  • 710 Bilge ve Kül Tegin kardeşler tarafından yeniden mağlup edilmeleri.
  • 710 Göktürklerin Türkeşler üzerine seferi; Türkeş Hanı'nın öldürülmesi, Türkeşlerle birlikte savaşan Az kuvvetleri komutanının tutsak edilmesi. (Az'ların İranlı As'larla ilişkisi ve Aryani ya da Türk kökenli oldukları konusu tartışmalıdır.”
  • 710 İsyan eden Kırgızlar Bilge ve Kül Tegin kumandasındaki ordular tarafından Kögmen Dağları'nın kuzeyindeki Songa ormanında ikinci defa mağlup edildiler. Aynı yıl Bayırkuların Türgi-yargın Gölü yakınında yapılan savaşta bozguna uğratılması.
  • 710 Türgişler 710 lardan itibaren Kara ve Sarı Türgişler olarak ikili teşkilât hâlinde yaşamaya başladılar. Her iki Türgiş boyu, Çin entrikalarının da körüklemesiyle birbirlerine iyice düşman kesildiler.
  • 711 Araplar, Hive’yi ele geçirdiler.
  • 711 Kapgan'ın oğlu Yang-wo-chih Tegin'i ikamet etmek üzere T'ang sarayına  gönderişi.
  • 711 Türgişlerin isyanı bastırıldıktan sonra Bars Beg Türgiş kağanı tayin edilerek Bilge'nin kız kardeşiyle evlendirilmesi.
  • 711-712 Göktürklerin Sogd ülkesini zaptı.
  • 711-712 Maveraünnehir ve Sind’in Emevî ordularınca ele geçirilmesi.
  • 711-713 Karluk tehlikesinin bertaraf edilmesi: Türk topluluklarının isyanları karşısında gittikçe tedbirleri şiddetlendiren Kapgan’ın bu tavrı, huzursuzluğu yatıştırmak yerine daha da arttırmaktaydı. 711 yılında bastırılan Türgiş isyanına, aynı yıl Çin’in tahrikleriyle Karluklar’ın da katılması üzerine isyan büyümüş, Göktürk kuvvetlerini üç yıl meşgul etmiştir. Çin imparatoru Çung-tsung, Kansu’daki kuvvetlerini Göktürk seferi için hazırlamaktaydı. Bu amaçla kışkırttığı Karluk kütleleri ve müttefikleri, Türkistan’dan kalkarak Ötüken’e kadar sokuldular. Tehlike teşkil eden bu kütle, ancak Kapgan, Bilge ve Kül Tegin’in ortak hareketi ile Tamıg Iduk-baş (Tamır ırmağının kaynağı)’daki şiddetli muhârebede (713) bozguna uğratılabildi. Bozgun sonucu kaçabilenler Çin’e sığındı ve San-yuan bölgesine yerleştirildi.
  • 712 Araplar Harezm’i itaat altına aldılar ve Semerkant’ı da yeniden ele geçirdiler.
  • 712 Kuteybe bin Müslim’in Maveraünnehirde akınları ve Göktürk kuvvetlerini yenmesi: Gök Türkler iç isyanları bastırmakla meşgulken, Kuteybe b. Müslim idâresindeki Müslüman kuvvetleri de Maveraünnehir bölgesinde başarılı ve kalıcı fetih hareketlerinde bulunuyorlardı (711-714). Kuteybe, Buhâra’yı almış ardından da Sogd başkenti Semerkant’ı kuşatarak, Türk asıllı sultan Gurek’i teslime zorlayarak şehri ele geçirmişti (711-712, h.93). Kuteybe’nin bu akınları karşısında Göktürk kuvvetlerinden yardım istenmesi üzerine Sogdak (Semerkant bölgesi) bölgesini tanzim için Maveraünnehire kuvvet sevkedildi. Fakat Göktürk desteğindeki bu müttefik Maveraünnehir kuvvetleri, Kuteybe karşısında yenilmekten kurtulamadı (712). Arap kaynakları, bu kuvvetlerin başında Kül Tegin, Bilge veya Kapgan’ın bulunduğunu zikretse de bu doğru görünmemektedir. Zira Göktürk 712 ordusu bu arada tekrar isyana kalkışan Türgiş ve Karluklar’la meşgul idi (711 -714). Dolayısıyla 712 yılında Kuteybe karşısında yenilgiye uğrayan Sogd kuvvetleri’nin başında, bir Türgiş başbuğunun bulunduğu ihtimali yüksektir.
  • 712 Oğuzların Orta Asya'da etkinlik kazanmaları.
  • 713 Arap ordularının Kaşgar’ı yağmalaması.
  • 713 Göktürk kuvvetleri’nin Beş-balık’ı kuşatması: Çin’in, Türkler’i iki cephede kıstırma ve imha planı, tam zamanında, Çin desteği ulaşamadan, Karluk tehlikesinin bertarafıyla suya düşürüldü. Şimdi de sıra Çin hazırlığının bir an önce safdışı edilmesinde idi. İnel ve Bilge’nin de bulunduğu kuvvetlerle Çin’in yığınak merkezi olan Beş-balık kuşatıldı, fakat ele geçirilemedi. Çinliler yaşanan karışıklılklardan istifade ile Soei-se (Isık gölün kuzey batısındaki Tokmak şehri)’de bulunan Türk kabileleri üzerinde bazı başarılar elde ettilerse de, Çin’in taarruz gücü büyük ölçüde kırılmış oldu.
  • 713 Karluklar Tamug ldukbaş'ta yenilmesi.
  • 713 Kül Tigin'in Semerkant yakınlarında İslam ordusuyla çarpışarak geri çekilmesi.
  • 713-755 yılları arası Kırgızların tam dört kere daha Çin sarayına elçiler yollayarak hediye vermeleri.
  • 714 İmparator T’ai-tsong’un komutasındaki Çinliler, Issık Göl’de Türkler’i yendi.
  • 714 İnel  (İ-nie)  Kağan  Tongra Tegin  ile  Huo-pa  llteber  unvanlı Kapgan'ın kız kardeşinin kocası Beşbalık'ın kuzeyine saldırdıklarında başarısızlığa uğramaları.
  • 714-716 Oğuz İsyânları ve Göktürk Devleti’nde otoritenin sarsılması: İsyanlar ve huzursuzluklarla çalkalanan hâkanlık ve Kapgan’ın otoritesi gittikçe sarsılmaktaydı. 715’de isyana kalkışan Azlar ve İzgiller şiddetle ezildi. Fakat kitâbelerde yer alan “Dokuz-oğuz bodunu, kendi bodunum idi, gök ve yer karıştığı için, düşman oldu” şeklindeki ifâdelerden de anlaşılacağı üzere, hâkanlığın esas kütlesini teşkil eden Oğuz isyanları, devleti temellerinden sarsmış, Göktürk içtimâî bünyesinde derin yaralar açmış, daha da kötüsü neticede On-ok ülkesi ve Maveraünnehir bölgesinin hâkanlıktan kopması ile sonuçlanmıştır. Kapgan’ın 715 yılındaki Dokuz-oğuz seferi ile, Oğuzlar mağlup edilmiş, büyük oranda da hayvan telefatına uğramışlar, bir kısmı da Çin’e sığınmıştır.
  • 715 Az'ların başkaldırması ve Gültekin'in hareketi bastırışı.
  • 715 Buna rağmen Azlar ve İzgillerin de yılında isyan eden boylar arasına katılmaları.
  • 715 Kapgan Kağan'ın çok yaşlanması ve aşırı sert tutumunun devletin başına büyük dertler açması, bu yüzden, batıdaki Türgişler, Karluklar gibi bir kaç büyük Türk boyu vassal olmak için Çin'e başvurmaları.
  • 715 Kuteybe’nin ölümü ardından, Maveraünnehir’de Arap fetihleri kesintiye uğradı.
  • 715 Neticede devletin gücü zayıflayınca, devletin tabiiyetinde olan T'u-yü-hun ve Kao-li'ler (Koreliler) Çin'e bağlanmaları, hatta, Kapgan'ın damadı A-shih-te Hu-lo bile Çin'e sığınması.
  • 716  BİLGE KAGAN DEVRİ Kagan Olmadan Önce Bilge'nin Faaliyetleri. Bilge, 716 yılından sonra amcası Kapgan'ın ölümü üzerine yerine geçen İnel'in başarı gösterememesi neticesinde Kül Tegin tarafından yapılan bir ihtilal sayesinde kagan olabilmişti. Ancak, Orhun Yazıtlarında kendi adına ve kardeşi adına dikilen kitabelerde de anlatıldığı gibi devlete hizmeti daha on dört yaşında iken başlamıştı. 683 yılında doğan Bilge, kendisinden önceki diğer devlet adamları gibi Çin esareti görmediği için şanslı idi.  Ancak, henüz sekiz yaşında iken babasını kaybetmişti. Kendisinden bir yaş lüçük kardeşi ile yetim kalırken töre uyarınca kağanlığı amcası almıştı. Bulundukları siyasi faaliyetleri Kapgan Kagan'la ilgili bölümde değerlendirmiştik. Ancak yine de Bilge'nin kendi ağzından anlattığı olaylara temas edebiliriz. Babası ölüp amcasının kagan olduğu sırada Bilge, prens yani Tegin (Tigin) unvanını taşıyordu. 14 yaşına geldiğinde yani 697 yılında Tarduş halkı üzerine Şad olarak tayin edilmişti. Tarduşlar 647'den sonra iyice zayıflamışlardı. Herhalde Altay Dağlarının güney eteklerinin batısında  İrtiş Irmağı dolaylarında yaşıyorlardı. Bu göreve tayininden sonra 716 yılında Kapgan'ın ölümüne kadar geçen 19 yıllık süre içerisinde doğuda Sarı Irmağa ve Shan-tung ovasına, batıda Demir Kapıya [155], Kögmen Dağlarınınkuzeyindeki Kırgız ülkesine toplam yirmibeş sefer etmişler, onlarla üç kez savaşmışlardı. Neticede devletliler devletsiz, kaganlılar kagansızlar kalmışlardı. Tonyukuk'un yüksek idaresinde Bilge, amcası kaganın oğlu İnel ile birlikte batı ordularını idare edeceklerdi. 699 yılında Türgişlerin liderliğindeki bütün On-Ok halkı yeniden devlete bağlandı. Hatta hükümdarları Wu-chih-le ve yabgusu yakalanıp öldürülmüşlerdi. Bilge, Türgişlerin, Batı Gök-Türklerin devamı olması sebebiyle  buna çok üzülmekte ve ''Türgiş kaganı kendi Türküm bodunum idi.Bilgisizliği yüzünden bize karşı hatalı hareket ettiğinden Kaganları öldü, kumandanları, bakanları da beyleri de öldü. On Ok halkı ızdırap gördü'' demektedir. Bundan sonra Azlar ve Kırgızlar yeniden düzene sokulmuşlardı. Bilge, 700 yılında Tangutlara doğru sefer etmiş, onları mağlubiyete uğratıp çocuklarını, at sürülerini ve bütün mal varlıklarını ele geçirmiştir. 701 yılında Kapgan Kagan, Ordos bölgesine büyük bir akına kalktığında Kül Tegin'le beraber Bilge de söz konusu sefere katılmıştır. T'ang hanedanı imparatorunun gönderdiği elli bin kişilik ordunun kumandanı Ong-Tutuk (Wei Yüan-chung) on altı yaşındaki Kül Tegin tarafından yakalanarak Kapgan'a sunulmuştur. Bilge, o orduyu orada yok ettiğini söylemektedir. 703 yılında ise Bilge kendine akraba gördüğü Basmılların Iduk Kut unvanlı idarecisini kendine vergi vermediği için üzerine yürümüş ve yeniden vergisini toplamaya devam etmiştir. 705 yılında ise daha büyük bir düşmanla Çinli Sha-t'o Chung-i (Saça Sengün) ile savaşıp, askerlerini orada öldürmüştü [161]. Ölen askerlerin sayısı on binlerce idi. 26 yaşına geldiğinde yani 709 yılında daha evvel Tonyukuk tarafından isyanları bastırılıp devlete bağlanan Kırgızlar ve Çikler üzerine yürümek durumunda kaldı. Önce Yenisey'in kaynaklarından Kem Irmağını geçerek, onlarla Örpen adlı mevkide savaştı. Arkasından Az halkını tekrar itaat ettirdi. Bir yıl sonra ise (710'da) Kırgızlara doğru Kögmen Dağlarını mızrak batımı yerleri sökerek açmak suretiyle aniden Kırgızları uykuda baskına uğrattı. Songa dağlarında yapılan savaşta Kırgızların kaganı öldürüldü ve bölge tamamen zaptedildi. Aynı yıl Altay Dağlarını aşarak ve İrtiş Irmağını geçerek Türgişler üzerine yürüdü. Onları da uykuda bastı. Daha sonra Türgişlerin ordusu ateş ve bora gibi Bilge'nin üzerine gelmişti. Bolçu'da yapılan savaşta Türgişlerin kaganını, yabgusunu ve şadını öldürdü . Bundan sonra 713 yılında Beşbalık'a doğru sefer eden Bilge, altı kez savaştıktan sonra düşmanlarını (belki Basmıl hükümdarını) öldürdü ve onların zulmünden inlediği için kendini davet eden şehir halkını kurtardı . 714 yılında bu defa isyan eden Karluklar üzerine yüründü ve Tamıg (Tamag) Iduk Baş'ta (Tamır ırmağının kaynağı) mağlup edildiler, Ancak, Karluklar toparlanarak yeniden geldiğinde, Basmıllar da harekete geçmişti. Dokuz Oğuzlar dahi düşman olmuşlardı. Bir yılda dört kez de onlarla çarpışmak zorunda kaldı. İlk önce Togu Balık'ta Tola Irmağı askerler yüzdürülmek suretiyle geçilmiş ve savaşılmış; ikincisi Antargu'da yine yenmiş, üçüncü olarak Çuş Irmağı başında vuruşmuştu. Üçüncü çarpışmada düşmanları önce Bilge'nin ordusunun safları dağıtılmış, ancak sonra geri püskürtülmüştü. Orada Tongra, Dokuz Oğuz boylarının alperinden bir grubu da yendiği vurgulanmıştır. Dördüncü savaş Ezgenti Kadız'da meydana geldi ve hepsi mağlup edildi. Bu arada 715 yılında Amgı Kalesinde kışlandığı sırada kıtlık olmuştu. Bu yılın ilk baharında Oğuzlara doğru sefer etti. Seferesnasında birinci ordu yola çıkmış iken ikinci ordu daha merkezde idi. İşte bu sırada üç Oğuz ordusu baskın yaptı. Oğuzların bir grubu, Bilge ve Kül Tegin'in evini barkını yağmalamaya giderken, diğer askerlerin üzerine saldırdı. Bilge ve Kül Tegin çok zor durumda kalmışlardı. Karargahın başındaki Kül Tegin  cansiperane bir savunma ile üzerlerine gelenleri püskürttü. Başlarında böyle sıkıntılı hadiseler geçen Bilge  ''Tanrı güç verdiği için orada mızrakladım, dağıttım. Tanrı buyurduğu için ben çalışıp kazandığım için  Türk Milleti de öylece kazanmış şüphesiz. Ben erkek kardeşimle beraber, bu kadar önderlik edip  çalışmasa ve muvaffak olmasa idim, Türk halkı ölecek idi'' demektedir.  Bundan sonra Oğuzlar, Dokuz Tatarlarla beraber gelmelerine rağmen Ağu'da yapılan iki savaş neticesinde Bilge'ye yenildiler, devletleri zaptedildi . 716 yılında Dokuz Oğuzlar yerlerini, yurtlarını terk ederek gidip Çin'e sığındılar. Son yıllardaki boy isyanlarından, II. Gök-Türk Devleti'nde merkezi kontrolün tamamen ortadan kalktığı görülmektedir.  Bütün ayaklanmaların bastrılmasında Bilge ve Kül tegin kardeşler ön plandadır ve cansiperane bir şekilde devletlerini savunmaktadırlar.  
  • 716 Boy İsyanlarının Devam Etmesi ve Tonyukuk'un Devlet İşlerini Planlama Görevine Getirilmesi : II. Gök-Türk devletinde taht değişikliği olmasına rağmen, boyların isyanları durmadı. Ülkenin batı tarafında çok önemli bir alanı kaplayan  ve kalabalık bir nüfusa sahip olan Türgişler (Kara Türgiş), 717 yılında Su-lu liderliğinde bağımsızlıklarını ilan ettiler. Kaganlığını ilan etmeden önce Su-lu, çor unvanını taşıyordu.Bağımsızlığını ilan ettikten sonra başkentini Talas Irmağının kuzey batısındaki Kuz-uluş (Balasagun)'a taşıdı ve uzun bir süre Maveraünnehir'den doğuya doğru ilerlemek isteyen Arap kuvvetlerini durdurdu.  Bilge, kagan olduktan sonra devleti yeniden güçlü duruma getirmiş ve töreleri yeniden uygulanmaya başlamıştır.Devlete hakim olur olmaz mücadeleye devam eden Bilge,Selenga Irmağı boyuna ilerleyip Karagan geçidinde Uygurları ağır bozguna uğrattı.Mağlup olan Uygur İlteberi doğuya doğru kaçıp gitmişti.Uygurların hayvanları özellikle at sürüleri Gök-Türklerin eline geçti (716).Bilge kıtlık sebebiyle uzun süredir açlık çeken halkını bu at sürüsüyle doyurmuştu. 717 yılında da uzun zamandan beri Gök-Türklere isyan bayrağını açmış olan Oğuzlardan bir grup kaçıp Çin'e gitti. Bilge onların kaçışına çok üzülmüş  ve geride kalan mallarını yağmalayıp kadınlarını, çocuklarını ele geçirmişti. Zaten Çin kaynakları da onun tahta geçtikten sonra  Türgişlerin bağımsızlığını ilan ettiğini,Kıtan (Ch'i-tan) ve Tatabıların (Hsi) gidip T'ang hanedanına bağlandıklarını Gök-Türk boylarının çoğunun devlete güvenlerini kaybedip ayrıldıklarını bildirmektedir. Boyların çoğu yukarıda belirtildiği gibi yaklaşık on yıldan beri Gök-Türk Devleti ile savaş halinde idiler savaşların uzun sürmesi, sıkıntıların devam etmesi ortak devlete bağlı olan boyların da güvenlerini kaybedip ayrılmalarına sebeb oluyordu. Ayrılanlar bundan sonra kendilerine güvenilir bir hükümdar arayacaklardı. İşte böyle bir anda Bilge, çareyi Tonyukuk'u iş başına getirmekte buldu.  Yetmiş yaşından fazla olan ve herkes tarafından hürmet edilen Tonyukuk engin devlet tecrübesine sahipti. O, bundan sonra planlayıcı (Mou-chu) yani stratejist olacaktı. Daha önce boyuna dönmüş olan Tonyukuk geri çağırılmıştı. Tatabı halkının kendisiyle ilişkisini kesmesi ve Çin imparatoruna bağlanması üzerine  717 yılının yazında sefer düzenleyen Bilge, onları bozguna uğrattı. At sürülerini ve bütün mallarını ele geçirdi. Bundan sonra toparlanıp giden Tatabılar, Kadırkan Dağlarına yerleştiler.
  • 716 Göktürklerin baskısına karşı Oğuzların bağımsızlık mücadelesi. Bir yıl içerisinde beş Oğuz-Göktürk  savaşı. Kapağan Han'ın ölümü.
  • "716 İnel Kagan ve öldürülmesi: Kapgan’dan sonra yerine oğlu İnel (Böğü, 716) Göktürk tahtına oturdu. Fakat O, babasının aksine, siyâsî ve idârî kudretten yoksun idi. İç buhranları önleyemedi. İsyanlar karşısındaki başarısızlığı, halk nezdinde itibarını düşürdü. Halk, Tanrı tarafından hâkanlık yetkilerinin elinden alındığı düşüncesinde idi. Oğuzlar’ın büsbütün alevlenen isyanları karşısında, devleti kurtarmak yine İlteriş’in oğulları Bilge (sol bilge eligi) ve kardeşi Kül-Tegin’e düştü. Bu iki kardeş, 716 yılında 5 defa Oğuzlar üzerine sefer düzenlediler, yine bu arada Ötüken’e saldıran Üç-oğuzlar Kül Tegin tarafından püskürtüldü. Oğuzlar, Dokuz-tatarlar’la ittifak ederek hücuma geçmişler, fakat Argu’da yapılan iki savaşla bozguna uğratılarak, Çin sınırına çekilmeye mecbur edildiler. Uzayıp giden isyanlar ve savaşlar, halkta büyük infiallere sebeb olmakta, İnel’e karşı güvensizliği pekiştirmekteydi. Muhtemelen, kaganlığı bırakmak istemeyen İnel’e karşı zor kullnılmak mecburiyetinde kalındı. Sonunda Bilge ve Kül Tegin tarafından bir ihtilâl planı yapıldı. Kül Tegin tarafından icrâ edilen plan neticesinde, kardeşi, akrabaları, beyleri ve taraftarları dâhil İnel Kagan öldürüldü (716).
  • 716 İnel’den sona Göktürk hâkanlığının başına Bilge (716-734. Tengriteg Tengride bolmış Türk Bilge) kagan oldu. Bilge’den boşalan “sol bilge eligliği'”ne de Kül Tegin getirilerek, ordunun tanzimi vazifesi ona verildi. 705 yılından beri “Yargu=Yüksek mahkeme” üyeliğinde bulunan, Bilgenin kayınpederi Tonyukuk ise, yeniden eski vazifesi olan “Aygucılık=Devlet Meclisi Başkanlığıma getirildi. Böylece idarî yapı yeniden tanzim edildi. Bilge, derhal mücâdeleye koyularak; 717’de Kargan savaşında Uygur İl-teber’ini, 718’de de yeniden isyan eden Karluklar’ı bertaraf etti.
  • 716 Kapağan Han'ın son zamanlarında görevden uzaklaştırılmış bulunan Tonyukuk’un yeniden göreve gelişi.
  • 716 Kapgan'ın Bayırkular tarafından kurulan pusuda öldürülmesi, yerine daha evvel Küçük Kağan tayin ettiği oğlu İnel'in geçmesi Kutlug'un oğlu Kül Tegin'in bir ihtilal yaparak onu ve bütün ailesini ortadan kaldırması sonra ağabeyi Bilge Şad'ı kağan olarak tahta geçirmesi.
  • 716 Ölen Kırgız Kağanına atfen yılında Kapgan Kağan, Bayırku'lar tarafından   öldürüldüğü  zaman  yeni  Kağan  Bilge  tarafından onun adına balbal dikilmesi.
  • 716 Selenga Irmağı boyunda Uygurlar'ın mağlup edilmesi.
  • 716, Temmuz Kudretli ve cengaver Göktürk kaganı Kapgan’ın ölümü: 716 yılında yine Oğuz boylarından biri olan Bayırkular tenkil edilmiş, fakat bu Kapgan Kagan’ın son zaferi olmuştur. Zira kendinden emin Ötüken’e dönen Kapgan Kagan, yolda Bayırkular’ın pususuna düşerek öldürülmüştür (22 Temmuz 716).
  • 716-725 Çin kaynaklarında Köktürk devletinin başında üç adam bulunduğundan  bahsedilir: Bilge Kağan, Köl ~ Kül Tigin ve Tonyukuk. Çin kaynakları  Tonyukuk için “bilgili, tecrübeli ve Çin için tehlikeli” ibarelerini kullanır. Bu da 716 – 725 yıllarına  Tonyukuk’un devlette önemli bir yere sahip olduğunu kanıtlar. https://www.makaleler.com/Tonyukuk-aniti-ne-zaman-dikilmistir-Tonyukuk-ya-da-tunyukuk-kimdir-ismi-nereden-gelir
  • 716-734 Göktürklerde Bilge Kağan yönetimi.
  • 717 Arapların Türklere karşı Çinlilerden yardım istemesi.
  • 717 Bilge Kağan'ın yeni Oğuz seferi.
  • 717 Çin'e bağlanan Tatabıların üzerine yürüyen Bilge'nin onları cezalandırması.
  • 717 Oğuzlardan bir grup kaçıp Çin'e gitmesi.
  • 717 Şubat – 25 Kasım 734 Bilge'nin Kagan Olması:  Kapgan Kagan'ın aşırı sert ve zalimce idaresine Çinlilerin tahrikleri de katılınca, 708'i takip eden yıllarda II. Gök-Türk devletine karşı boy isyanları bir biri ardına patlamıştı. Özellikle 711'den sonra Türgiş, Karluk, Dokuz Oğuz ve Oğuz isyanları  devleti temelinden sarsmış adeta yok olma noktasına getirmişti. Yukarıda da görüldüğü güzere biri bastırılırken bir başkası başlıyordu. Nihayet bu isyanların birinde Kapgan Kagan,Bayırkuları ağır bir mağlubiyete uğratmış, ancak, dönerken tedbirsiz davranarak yanına az asker almış ve arta kalan Bayırkuların saldırısı sonucu Söğüt Ormanı'nda hayatını kaybetmişti. Sonuçta o sırada Bayırkuların yanında olan Çinli casus Ho Ling-ch'üan, Kapgan'ın kesik başını alıp Çin'e götürmüştü (716 yılı 6. ay). Kapgan'ın ölümü üzerine boşalan II. Gök-Türk devleti tahtına oğlu İnel (İ-nie) geçti ki; o 699 yılından beri ''Küçük Kagan'' (Hsiao-k'o-han) lık mevkinde bulunuyordu. Ancak uzun zamandan beri süre gelen isyanlar ve iç savaşlar  devleti temelinden sarsmıştı. Zaten İnel Kagan'ın tayin edildiği görevde herhangi bir başarısına rastlanmamaktadır. Sadece 714 yılının bahar aylarında Tongra Tegin ve Huo-pa İlteber ile süvarilerle Beşbalık (Pei-t'ing)'ın kuzeyine saldırmışlar ve Tongra Tegin öldürülmüş; İlteber ise söz konusu başarısızlık üzerine geri dönmeye korkup Çin'e sığınmıştı. İnel'in ise akıbeti daha doğrusu merkeze döndükten sonraki durumu  (yani cezalandırılıp, cezalandırılmadığı) belli değildir . Halbuki 699 yılında İnel, çok önemli bir göreve gelmişti. O vakit Kapgan, kardeşi Tu-hsi-fu-yu Sol Kanat (doğu) Şad'ı, ağabeyi Kutlug'un oğlu Bilgeyi Sağ (Batı) Kanat Şad'ı tayin etmiş, her ikisinin üzerine de, kendi oğlu İnel'i Küçük Kagan (bir diğer adı Fu-chü/Bögü) olarak vazifelendirmişti. On-Okların idarecisi olan İnel, ayrıca To-hsi (Geniş Batı) anlamlı bir unvana da sahipti. Dolayısıyla İnel'e geleceğin büyük kaganı gözüyle bakılmasını isteyen Kapgan, şimdiden onu hazırlıyordu. Ama kaynaklardan anladığımıza göre onun savaş meydanlarında belirgin bir başarısı yoktu. Devlet her tarafını isyanların sardığı dönemde İnel başarılı olmadı. Bunun üzerine Kül Tegin, bütün boyunu toparladı . Kapgan'ın oğlu Küçük Kagan'ı ve ona bağlı olanları saf dışı etti. Sonra ağabeyi Sol Bilge prensi (Tsou Hsien-wang) Mo-chü-lien'i yani Bilge'yi tahta geçirdi. Mo-chü-lien'in hükümdar olduktan sonra unvanı Bilge Kagan oldu . Bilge Kagan'ın Çin kaynaklarındaki adı Mo-chi-lien'dir. Ancak o kagan olmadan önce daha çok Hsiao-sha (Küçük Şad) adıyla anılmıştı. Kaynaklarda karakteri insancıl, arkadaşça diye nitelendirilmiştir. Yine bütün Çin kaynakları onun kendi başarısı ile tahta çıkmadığını, kardeşinin sayesinde bunu gerçekleştirdiğini bildirmektedir. Kül Tegin ağabeyinin kagan olmasını sağladıktan sonra kendisi Sol Bilge Prensi (Tsuo Hsien-wang) olup askeri işlerin idaresiyle meşgul olmuştur . Kapgan öldükten sonra ortaya çıkan taht mücadelelerinde ''Kül Tegin'in, Kapgan'ın idari işlerdeki bütün vezirlerini öldürdü. Kaynaklarda sadece Tonyukuk'u Bilge'nin kayınpederi olması sebebiyle sağ bıraktı ve tekrar görev verdiği'' şeklinde bir ifade vardır. O sırada 70 yaşından fazla olan Tonyukuk'a, halk tarafından saygı duyuluyordu. II. Gök-Türk Devletinin hızla büyümesinde büyük rol oynayan Tonyukuk, Kapgan döneminde yukarıda bahsettiğimiz boy isyanlarının bastırılmasında da önemli vazifeler üstlenmişti. Dolayısıyla onun sırf Bilge'nin kayınpederi olması sebebiyle değil, II. Gök-Türk Devleti için gerçekten eşsiz bir şahsiyet olması, halk tarafından çok sevilip saygı duyulması neticesinde hayatına kastedilmeyip sağ bırakıldığı sonucuna varmak mümkündür. Zaten daha sonra gelişecek olaylarda Tonyukuk'un oynadığı rol ve onun görüşlerine verilen diğer söylediklerimizi desteklemektedir.
  • 717 Uygur llteberi ile Kargan'da savaşan Bilge Kağ;an'ın onu mağlup edip doğaya kaçmasına sebep olması.
  • 717 yılının yazında Çin'e bağlanan Tatabıların üzerine yürüyen Bilge, onları cezalandırdı.At sürülerini ve bütün mallarını ele geçirdi. Kaçan Tatabılar Kadırkan Dağlarına yerleştiler. Bu arada daha önce Çin'e bağlanan beylerden bazıları geri döndü. Yine Çin'e gitmek zorunda kalmış halk orada Çinlileşmeyi reddederek ayaklandı ve birkaç mücadeleden sonra Göktürk ülkesine geri döndü.
  • 717-766 Türgişler Su-lu kagan önderliğinde istiklallerini kazandılar: Çin kaynaklarında Göktürk hâkanlığı’nın batıdaki boylarından biri olarak, ilk defa 651 yılı hâdiseleri münasebetiyle zikredilen Türgişler (Türk+ş, T’u-k’i-şi), On-oklar’ın To-lu kolunun bir kısmını teşkil etmekte ve İli nehri dolaylarında oturmakta idiler. Göktürkler’in tâbiiyetinde tâyinli Batı Göktürk kaganının hakimiyetinde yaşayan Türgişler, 7. asrın sonlarına doğru Baga Tarkan unvanlı Türgiş şefi U-çe-le önderliğinde başkaldırarak, hemen bütün On-ok sahasına hâkim olmuşlardır. Kapgan Kagan idaresindeki Doğu Göktürkler’e karşı, Çin ve Kırgızlarla ittifak yapan Türgişler, Tonyukuk idaresindeki Göktürk ordusunun hezimetine uğradılar (698, Bolçu savaşı) ve On-ok sahası U-çe-le idaresinde Göktürk hâkanlığına bağlandı. Gök Türkler’in iç mücadeleleri esnasında Su-lu adlı bir Kara-Türgiş çor’unu kagan seçen Türgişler (717) tekrar istiklâllerini kazanmışlardır. Göktürk uruglarından bir kısmı da ayrılarak bunlara dâhil olmuşlardır. Sulu Kagan vefatına kadar (738), uzunca bir müddet başkenti Balasagun (=Kuz-uluş, Talas’ın kuzeybatısında)’da hüküm sürerek, Maveraünnehir’den doğuya doğru yayılmağa çalışan Emevî/Arap ilerleyişini durdurmuş, bu misyonuyla da Orta Asya halkının “Arap teb’ası” olmasını engelleyen ve Maveraünnehir bölgesini yine Türkler’in eline almağa çalışan bir kagan olarak bilinmiştir. 714’de umumî karargâhı Merv’den Şâş (Taşkent bölgesi)’a naklederek Kaşgar’a doğru İç-Asya istikâmetinde ilerleme siyaseti güden Emevîler, Kuteybe’nin 715’de vefatıyla yerine atanan başarısız valilerle amaçlarına ulaşamadılar. Başarısızlığın birçok sebepleri vardı: Sulu idaresinde Türgişlerin Maveraünnehir bölgesinden Arap sultasını söküp atmak [İslâm akîdelerine karşı değil] için şiddetli mukavemeti ve bölgedeki mahallî prenslerin/sultanların istiklâl peşinde olması ve Araplarla işbirliğine yanaşmamaları Emevîleri başarısız kılıyordu. Yine bölge İç-Asya ticaret yolu üzerinde bulunması sebebiyle, iktisadî açıdan her iki kesim için de önem arzetmekteydi. Türk mukavemeti karşısında Çinliler’le ittifak teşebbüsüne girişen Emevîler, istedikleri desteği elde edemediler. Zira Çinliler de batıya doğru genişleme siyaseti gütmekteydiler. Fakat Araplar’ın Seyhun ötesine geçmeleri (719) ile aynı zamana denk gelen Çin’in bu politikası, Göktürk duvarına çarpmıştı. Çinliler bu kez de Türgiş duvarına çarpmak istemiyor, şimdilik “durumu idare” politikasını uyguluyorlardı. Çin’in bu siyasetini hisseden Türgişler, batıda faaliyete geçerek, Kül-çor kumandasında Seyhun’u geçip (721) Maveraünnehir’de ilk büyük başarılarını kazandılar. Bölgeye atanan yeni Emevî valisinin yaptığı baskılar, bölge halkının Türgişlere sığınmasını doğuruyordu. Bölgedeki Emevî valisi yine değiştirilmiş ve bu kez Halife Hişam (724-743) tarafından atanan (724) yeni vali Müslim b. Saîd, Seyhun’u geçerek Türgişler üzerine yürüdü. Fakat mahallî kuvvetlerden de destek alan Türgiş ordusu, bizzat Sulu kumandasında Arap ordusunu büyük telefatla geri, Semerkant’a çekilmeye mecbur etti. Bu bozgun Arapları uzunca bir süre yıldırmış, sadece Maveraünnehir bölgesi halkı değil, Toharistan’da ve diğer güney bölge idareci ve halkı nezdinde de Türgişler kurtarıcı olarak görülmüştür Bundan böyle Horasan’a atanan yeni valiler de bir varlık gösterememişler, bölgede Türgiş nüfuzu hızla yayılmıştır. Maveraünnehir’de Emevî iktidarı için tehlikeli bir gelişme olan Şiî ve Abbâsî propagandası da hızla yayılmaktaydı. Bu atmosferden faydalanan Hâkan Sulu, hızla harekete geçerek Buhâra’yı zaptetti (728). Arap idaresi Semerkant ve Debusiye şehirleri ile iki küçük kaleye sıkışmış, tâ Harezm’de bile Araplara karşı kımıldamalar başlamıştı. Semerkant’ı da alarak Emevîler’i Maveraünnehir’den atmak isteyen Sulu, Semerkant’ı kuşatmağa hazırlanırken, Halife Hişam’ın emriyle Kûfe ve Basra’dan toplanan 20 bin kişilik bir ordu Semerkant’a ulaşmış, üstelik kış mevsimi de yaklaştığından, Hâkan Buhâra’yı da tahliye ederek geri çekilmiştir (732). Bu arada Emevî valisi Cüneyd’in (734 yılında) ölümü ile, zaten kudret ve nüfuzu kırılmış olan Horasan Vilâyeti’nde “siyah bayrak açan” Abbâsî taraftarı Hâris b. Süreyc Belh’i ve Horasan vilâyeti’nin merkezi olan Merv şehrini ele geçirdi. Emevî vâlilerini üç sene (734-737) uğraştıran Hâris, Türgişler’e sığındı. et-Taberî’nin verdiği bilgiye göre Türgiş hâkanı Sulu, bölgede Emevîler’e karşı oldukça çok sayıda müttefik (Haris ve taraftarları, Sogd hükümdârı Gûrek veya oğlu, Usrûşana hâkimi, Şâş/Taşkend bölgesi hükümdârı, Huttal hükümdârı) edinmişti Bu durum bölgedeki nüfuzun Araplar’dan Türkler’e geçtiğinin bir göstergesidir. Bölgedeki nüfûzunun verdiği güvenle harekete geçen Hâkan Sulu, önce Cuzcan’a girdi, fakat Cuzcan hükümdarının Araplar’la birleşerek hıyanet etmesi neticesinde Emevî valisi Esed b.’Abdullahi’l-Kasrî, Türgiş ordusunu arkadan vurdu (738, Sân veya Haristan savaşı). Memleketine dönerek, Çinliler karşısında bazı başarılar elde eden (717, 726) Sulu, bu istikâmetteki mücadelesine devam etme arzusunda iken, daha önce büyük hizmetlerini gördüğü Sarı Türgiş Başbuğu (Baga Tarkan) Kül-çor tarafından öldürüldü (738). Çin siyaseti başarıya ulaşmıştı. Zira daha 710’lardan beri [Kara ve Sarı Türgişler olarak] ikili teşkilât hâlinde yaşayan Türgiş Boyları, Çinliler tarafından birbirlerini iyice düşman edilmişlerdi. Sulu’nun oğlunu “kagan” yapmak isteyen Kara Türgiş Başbuğu Tu-me-çe, Sarı Türgiş Başbuğu Baga Tarkan (Kül-çor) tarafından öldürüldü. Böylece önemli bir rakibini alteden Kül-çor kendini “kagan” ilân etti. Üstelik, Çinliler’in On-oklar kagan’ı ilân ettiği Hin (Aşina âilesinden)’i mağlup edip öldürmesi ile Aşina soyunun Batı Göktürkleri kolu da sona erdi (739). Çinliler bu kez de Kara Türgişleri desteklemeye başladı. Kara Türgişler’in başına geçen İl-etmiş Kutluk Bilge (742) ve Tanrıda Bolmuş (753, Uygur hâkanı Moyen-çor’un himayesine girdi) adlı başbuğlar zamanında da bu mücadele devam etmiştir. Karluklar’ın da katıldığı, uzunca bir süre devam eden bu mücadeleler Türgişler’i oldukça zayıflattı. Nihâyet bu mücâdeleden istifâde ile güçlenen Karluklar, To-lu ve Nu-şi-piler’e üstünlük sağlayarak, ağırlık merkezi Çu vâdisi olan sahada kendi hâkimiyetlerini kurdular (766). Muhtemelen Peçenekler’e menşe teşkil etmiş olan Türgişler ve bu mücadeleleri, bilhâssa mühim bir tarihî hâdise olarak kalabalık Oğuz kütlelerinin batıya, Sır-derya’ya doğru intikâlini kolaylaştırmıştır.
  • 718 Karluklar da yenilgiye uğratılıp halkları devlete bağlanması; idarecilerinin öldürülmesi.
  • 718 Oğuzların bir bölümünün Çin'e gelişi.
  • 718 yılında Karluklar da yenilgiye uğratılıp halkları devlete bağlanmış; idarecileri öldürülmüştü. Neticede Karluk problemi de çözüldü.  Bilge'nin Yeni Projelerinin Engellenmesi: Ülkesi içinde huzuru sağlayan Bilge, yönünü Çin'e çevirdi. Büyük çapta yağma ve akın planları yapıyordu. Üstelik yıllar önce gidenlerin geri dönmesiyle gücü artmıştı. Ancak, Tonyukuk derin tecrübesiyle onu engelledi. Tonyukuk insanların savaşla değil barışla zenginleştiğini, Göktürklerin henüz yeni bir araya toplandıklarını, henüz zayıf olduklarını, kuvvetlenmek için en az üç yıldan fazla zaman gerektiğini açıklamıştı. Akabinde Bilge Kağan'ın, şehirlerin etrafını duvarlar ve kalın surlarla çevirtmek ve Budist tapınakları inşa edip Budizm'i yaymak isteğine de Tonyukuk karşı çıktı. Çünkü, Türklerin sayısı ve evleri çok azdı. Daha doğrusu Çinlilerin yüzde bir bile değildi. Buna rağmen Çinlilere savaş meydanlarında savaşılıyor ve galip geliniyordu. Sular ve otlaklar takip ediliyor, bir yerde sürekli oturulmuyordu. Avcılık önemli bir meslek idi. Dolayısıyla savaş pratiği yapılıyordu. Eğer kuvvetli iseler saldırıp yağmalıyor, zayıf oldukları takdirde kaçıp, ormanların, dağların arasına saklanıyorlardı. Çinlilerin askerleri her ne kadar çok ise de kullanımsız, faydasız idiler. Yani eğitimsiz, pratiksiz oldukları için savaş meydanlarında bir üstünlük gösteremiyorlardı. Göktürk askerinin gücü ise büyük ölçüde hayat tarzına dayanmakta idi. Şayet surlu şehirler inşa edip içinde otururlarsa eski gelenekleri değişirdi. Neticede bir kere yüz yüze gelince mağlup olunur, T'ang hanedanı tarafından ele geçirilirlerdi. Diğer taraftan ülkede Budizm propagandasına izin verilmesi ve bu dinin metodlarının uygulanmasına gelince, bu dinin insanları zayıflatması söz konusu idi. Savaş halinde kuvvetli olmak gerekirdi. Oysa Budizm Türklerin savaşçı ve kuvvetli olmalarını önlerdi. Dolayısıyla ülkede tatbik edilemezdi. BilgeKağan, onun tavsiyelerini dinledikten sonra derinden etkilendi ve stratejilerinin hepsini kabul etti. 
  • 719 Tokharistan'a bağlı Çaganyan Türk Beyi Tiş'in, Mu-şo adındaki bir bilgeyi Çin İmparatoruna elçi olarak göndermesi.
  • 719-766 Türkeşlerin Sulu önderliğinde  yeniden örgütlenme girişimleri. (612 yılında Onokların Çin'e karşı topluca isyanlarına katılan Türkeşler çeşitli serüvenler yaşamışlar ve 698 yılında Göktürklere bağlanmışlardı. ) Sulu Kağan'ın 719'da Tokmak şehrini zaptetmesi üzerine Çin imparatoru onunla anlaşma yoluna girer. Kağan unvanını alan Sulu 727'de Çin'le savaşacak ve başarı elde edecektir.   Sulu'nun asıl dikkate değer eylemi, batıda İslam Devletiyle olan ilişki ve mücadelesinde yatar. Emevi saltanatının Batı Türkistan'a yayılma politikasının karşısına dikilen Sulu Han olmuştur. (Arap kuvvetlerinin doğuya yürümeye başlamaları 633'te Irak üzerinden gerçekleşmişti. 670'te Ceyhun  (Amuderya)  kıyısına varmış olan Emevi Devleti kuvvetleri güneyde Belh'i ele geçirmişler ve zaman içerisinde yavaş yavaş doğuya doğru ilerlemişlerdir. Barthold'a nazaran, Arapların ganimet toplamayı esas almaları ve sarp arazide savaşmaya alışkın olmamaları hareketlerinin nispeten yavaş olmasına sebep olmuştur. Yoksa karşılarında örgütlü bir güç buldukları söylenemez. Emevi Devletinin asıl amacının Ceyhun'un ötesinde Maveraünnehir'i zaptetmek olduğu bellidir. Irak ve İran'da yüzbinlerce Şii ve Harici öldürtmüş bulunan doğu illeri genel valisi Zalim Haccac ve onun direktifiyle Kuteybe bin Müslim'in doğuya yönelmeleri  böyle  bir  hazırlığı  içerir. Kuteybe, 706'da Maveraünnehir'e girer, 709'da  Buhara'yı  zapteder. Arkasından Semerkant zaptedilir. Arapların Fergana ve Şam'a giriş tarihleri  712'dir.   Turfan  bölgesinde İsficab'a 714'te  gelinir. Emevi halifesi ve Haccac'ın ölümü ve halifeliğe Süleyman'ın  geçmesi  üzerine Kuteybe  isyan  eder  ve  tam  bir  başarısızlığa uğrar. Sulu Han'ın yönetimindeki yerli beylere yardım tavrının da etkisiyle Arap istilası duralayacaktır. 717'de hilafete geçen Ömer bin Abdülaziz'in  doğu egemenliği konusunda  yeni kararlar  vermesi  olayları  hazlandıracaktır. 721'de Baga  Tarkan  komutasındaki  Türkeş  güçleri  Semerkant'a  yaklaşırlar.  Asıl  çarpışma,  Halife  Hişam'ın Müslim bin Said'i   Horasan 'a   vali  olarak atamasıyla başlayan gelişme   sonucunda    gerçekleşecektir.   Sulu Kağan komutasındaki güçler ile Arap ordusu, Arapların Yevm el Ataş  dedikleri  savaşta karşılaşır ve Emevi'ler  çok ağır   bir  yenilgiye uğrayarak  Semerkant'a dönerler. 726  yılında Sulu Han'ın Emevi güçleri karşısında yeni bir  başarısına  tanık  olunur. Sulu 728'de Buhara'yı zapteder. 729 ve 730'da   Beykent    yakınlarında Türkeşler yeni yengilere  ulaşırlar. 730 yılı sonrasında yıllarca süren  çekişme  ve  mücadeleler   sürüp  gitmektedir. 737'de İslam kuvvetleri başarıya  ulaşır, Sulu Han geri çekilir. 738'de Baga Tarkan, Sulu'yu bir baskınla öldürür. İç savaş başlar. 740'da Çin imparatorunun Hin'i kağan olarak ataması, iç çekişmeler, nihayet Baga Tarkan'ın Hin'i bertaraf etmesi Çinliler'in onu da öldürmeleriyle noktalanır. 756'da Türkeş boyları arasındaki kavgalar had safhaya varır. 766'da Onoklar ve bu arada Türkeşler Karlukların egemenliğine girerler.
  • 720 Bilge Kagan, 697 yılından beri çok sayıda iç ve dış savaşta bulunmuştu. Nihayet 720'ye gelindiğinde ülkesi içinde boy isyanlarını bastırıp huzuru sağlamıştı. Tecrübeli devlet adamı Tonyukuk'un da tavsiyeleri ile Çin'e saldırmanın uzun vadede bir fayda getirmeyeceğini de biliyordu. Çünkü Çin aşırı kalabalık ve iklimi farklı, Türklerin yapısına uymayan bir ülke idi. Çin'i tamamen fethetse dahi orada tutunamayacağını  bunun milletine bir yarar sağlamayacağını biliyordu.
  • 720 Bilge Kağan, Tonyukuk'un tavsiyelerini dinleyip kabul ettikten sonra Çin'e akın yapmaktan vazgeçti. Üstelik elçi göndererek barış yapmayı teklif etti. Fakat T'ang hanedanının imparatoru Hsüan-tsung kabul etmedi.Göktürklerin eski gücüne kavuştuğunu gören İmparator Hsüan-tsung, onları ortadan kaldırmak için büyük bir plan yaptı (720 yılının kışı). İmparatorun kesin kararı savaşmak idi. Shou-fang Bölgesi Kumandanı Wang Chün hazırlanacak bütün orduların idaresini üstlenecekti. Batıdan Basmıllar, doğudan Tatabılar ve Kıtanlar hücum edecek, güneyden de Çin orduları harekete geçince Göktürk orduları tamamen sıkıştırılacaktı. Chi-luo suyunun yukarısında bulunan Göktürk merkezine baskın yapıp yakalayacaklardı. Çinliler bununla da kalmamışlardı. Kırgızların reisi Kutluğ Bilge Kağan ve diğer Göktürk muhalifleri Kapgan'ın oğlu Sol Bilge Prensi Mo Tegin, sağ Bilge prensi A-shih-na Bilge Tegin, Yen-shan Bölgesi Prensi Huo-pa-shih-shih-pi ve birçok bey ve kişi ile gizli ittifak yapmışlardı. Bunların hepsi Çinlilerle birlikte harekete geçmeyi kabul etmişti. Kıtanların tutuku valisi Li-Shih-huo, Tatabıların idarecisi Li Ta-p'u, Basmılların idarecisi ise Altay Dağı bölgesi idarecisi Ch'u-mu-k'un Chih-mi çor idi. Çinliler ve müttefiklerinin ordusu 300 bine ulaşmıştı. Söz konusu ordu Chi-luo suyunun yukarılarında toplandı. Çeşitli kollara bölünüp Göktürklerin üzerine doğru ilerledi. Bu esnada Tatabılar ve Kıtanlar doğudan, Basmıllar ise batıdan farklı yollardan ayrı ayrı Göktürk merkezini basmak üzere hareket etmekle görevlendirilmişlerdi. Bütün bu olaylar karşısında Bilge Kağan korkup endişelenmeye başlamıştı. Ancak, tecrübeli devlet adamı Tonyukuk hemen devreye girdi ve ona dedi ki: "Basmıllar şu an Pei-t'ing'de (Beşbalık) bulunuyorlar. Tatabı ve Kıtanlar ise doğudalar, aralarındaki mesafe çok uzak. Güçlerini birleştirip birlikte hareket edemezler. Huei ve Chang Chia-chen arasında anlaşmazlık var. Birlikte hareket edemezler. Eğer gelirlerse üç gün önceden kuzeye doğru çekiliriz. Yiyecek vesair levazımatları biter, geri giderler. Basmılların gücü az (hafif) dır. Birinci varırlarsa savaşırız". Tonyukuk'un düşündükleri doğru çıktı.
  • 720 Çin’in Göktürk barış teklifini reddetmesi: İç isyanlar, Göktürk ordusu ve içtimâî yapısını sarstığı ve yeniden güç toplamak için zamana ihtiyaç olduğu için Tonyukuk ve Bilge, kuvvetli komşu Çin ile iyi geçinmek düşüncesinde idiler. Bu amaçla Çin’e uzattıkları barış eli geri çevrildi (720). Zira sığıntı bir Göktürk prensesini 718’de Bilge’ye karşı savaş için kışkırtan, K’i-tan ve Tatabılar’a askerî destek veren ve son olarak Beş-balık’taki Basmıllar ile de anlaşan Çin’in bu tutumu, Göktürk idarecilerini yeni bir politika benimsemeye ve tedbire sevketti.
  • 720 Kıtan ve Tatabıların da Gök Türk Devleti'ne isyan etmeleri cezasız kalmaması.
  • 720 Tonyukuk bengütaşının yazılması. Orhun-Göktürk yazıtlarının dilinin, bir ölçüde çeşitli şiveleri yansıtan bir yapay edebi dil olduğu anlaşılmaktadır.
  • 720 Yılının kışı T'ang hanedanırun imparatoru Hsüan-tsung'un, Bilge Kağan'ın barış teklifini kabul etmeyişi.
  • 720--724 Çin'in Göktürkler tarafından yenilgiye uğratılması; Kitaylılar, Tatabılar'a kayıplar verdirilmesi.
  • 720-725 Tonyukuk’un planları ve devletin yeniden toparlanması: Çin’in barış teklifini reddi ardından Tonyukuk bizzat yaptığı planı uygulamaya koyarak; önce Basmıllar mağlup edildi, sonra da Çin şiddetli bir baskı altına alındı: Şan-tan savaşı (Eylül 720)’nda Çin mağlup edilerek, daha önce kuşatılmış olan Beş-balık elegeçirildi. Ardından Kan-çu, Yüan-çu, Liang-çu bölgeleri, düzenlenen 10 sefer sonunda ele geçirildi. 722-723 yıllarında düzenlenen seferlerle K’itanlar ve Tatabılar bertaraf edildi. Karluk İl-teber’inin, Göktürk baskısı sonucu ülkesini terketmesiyle, Bilge, Karluk halkı tarafından sevinçle karşılandı. Hâkanlık eski gücüne ulaşmanın zindeliğini yaşamaktaydı. Zira Bütün doğu ve Tarbagatay’a kadar batı, hâkanlığın idâresi altında idi. Hattâ Bilge, 717’denberi Ötüken ile irtibatını kesip müstakil devlet olan Türgiş bölgesini de kendine tâbi saymaktaydı. Bu başarılar, üç mümtaz devlet adamının ortaklaşa geyretlerinin bir mükâfaatıydı. Çin imp.u Hüan-tsung, Göktürk Devleti’nin gücünü bir kez daha görmüş ve 725’yılında, bir resmî toplantıda şu mütaleada bulunmuştur: “… Göktürkler’in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kagan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler de ondan memnundurlar. Kül-Tegin harp san’atının üstâdıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güç bulunur. Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte şimdi bu üç barbar aynı anlayışta olarak bir aradadırlar.”. Başarılar karşısında tavır değiştiren Çin imparatoru, Ötüken’e bir elçi göndermiş ve Bilge kagan, hâtunu, Kül-Tegin, Tonyukuk ve diğer erkânla birlikte bu heyeti kabul etmiştir (725).
  • 721 Basmıllar, 721 yılının sonbaharında tek başlarına diğerlerinden ayrı olarak Göktürklerin merkezine hücuma kalkıştılar. Çinliler, Tatabı ve Kıtanlar henüz varmamıştı. Bunun üzerine korktular ve geri çekildiler. Dolayısıyla T'ang İmparatoru Hsüan-tsung'un planı daha başta bozulmuştu. Geri çekilenleri Bilge takip etmek istediğinde Tonyukuk, Göktürklerin ordusunun hızlı gitmesini engelledi. Çünkü, halkın bin li (500 km) gittikten sonra savaşta öleceğini, henüz savaşılmadığını dolayısıyla en iyi yolun piyade olarak gitmek gerektiğini belirtti. Çin'e Karşılık Verilmesi ve Barış Zamanı:  Bilge Kağan, bu zafer üzerine rahatladı ve yönünü Çin'e çevirerek, hızla girdiği Kansu bölgesini yağmaladı. Üzerine gönderilen Çin ordularını ağır bir bozguna uğrattıktan sonra, fazla ilerlemedi. Çünkü, Çin içlerine çok girmenin faydasız olduğunu özellikle Tonyukuk'un tavsiyeleri üzerine iyi anlamıştı. Kendi yazıtındaki sözlerinden anlaşıldığı gibi esas hedefi ülkesi içinde huzur ve refahı temin etmekti. Dolayısıyla bunun akabinde bir elçilik heyeti gönderip, barış teklifinde bulundu. 720 yılında bu savaşlar meydana geldiğinde birinci gün on yedi bin kişi öldürülmüş, ikinci gün piyade ordularının tamamı imha edilmişti.Kıtan ve Tatabıların da Göktürk Devleti'ne isyan etmeleri cezasız kalmamış, 721 kış mevsiminde Kıtanların ve 722 ilkbaharında Tatabıların üzerine sefer düzenlenip bozguna uğratılmışlardı. Nihayet, Çin'deki T'ang hanedanının imparatoru Hsüan-tsung, Bilge Kağan'ın gücünü kabullenmek zorunda kaldı. Bir yandan barış ilişkilerini geliştirirken, diğer yandan sınırlarda savunma tedbirlerini artırmaya başladı. Bu arada sarayında kendi devlet adamları arasında yapılan müzakerelerde Bilge Kağan'ın iyi bir idareci olduğu insanları iyi yönettiği ve dost canlısı kişiliğe sahip olduğu vurgulanırken, kardeşi Kül Tegin'in mükemmel bir savaşcı, iyi bir komutan, Tonyukuk'un ise çok cesur, yaşlı, bilgili, tecrübeli biri olarak Çin için tehlikeli oldukları bildiriliyordu. Bu arada Çinlilerin gönderdiği elçiyi bütün ileri gelen devlet adamları ile ihtişamlı bir şekilde karşılamış, ziyaret eden Çin elçisini T'ang imparatorunun Tibetlilere ve Kıtanlara prenses verdiğini, ancak, kendisine söz verildiği halde evliliğin gerçekleşmediğini söyleyerek suçlamıştır. Çinli elçi bu durum karşısında imparatorun prensesi göndereceği vaadini vermiş olmasına rağmen, İmparator Hsüan-tsung sözünü tutmadı ve evlilik gerçekleşmedi. Bilge Kağan, yine de Çinle dostluk ilişkilerini sürdürmek maksadıyla veziri Buyruk Çor'u Çin sarayına göndererek meşhur atlardan sunmuştu. Çin sınırlarındaki askeri faaliyetleri durdurmuştu. Daha sonra Tibetlilerin kendilerine yaptığı T'ang'a karşı ortak saldırı teklifini anlaşmayı bozmamak için kabul etmedi. Çinliler de karşılığında Shuo-fang'da pazar kurarak karşılıklı ticaret yapılmasına razı oldular. Ayrıca yapılan anlaşmaya göre her yıl yüzbinlerce top ipek kumaş Göktürklere gönderilecekti.
  • 721 Basmılların, sonbaharda tek başlarına diğerlerinden ayrı olarak Gök Türklerin merkezine hücuma kalkışmaları. Çinlilerin Tatabıların ve Kıtanların henüz yardım edemeyişi ve bunun üzerine korkup geri çekilmeleri.
  • 721 Kış mevsiminde Kıtanların ve 722 ilkbaharında Tatabıların üzerine sefer düzenlenip bozguna uğratılmaları.
  • 721 Türgişler, batıda faaliyete geçerek, Kül-çor kumandasında Seyhun’u geçip (721) Maveraünnehir’de ilk büyük başarılarını kazandılar.
  • 722-730 Araplarla Hazar savaşları, 722'de Arapların başarısı, 730'da Türklerin Arap güçlerine ağır kayıplar verdirmesi.
  • 723 Bilge Kagan’ın 723 yılında Budizm’in ve Taoizm’in ülkede propaganda edilmesi ve şehirlerin etrafının surlarla çevrilmesi konusunda yaptığı teklif devlet meclisinde Tonyukuk’un itirazı üzerine kabul edilmemişti. ESKİ TÜRK İDARESİ https://ahmettasagil.wordpress.com/makaleler/eski-turk-idaresi/  Bilge'nin ülkede turizm propogandasının yapılması ve surlu şehirlerin inşa edilmesi yönündeki tekliflerine, Tonyukuk devlet meclisinde sebeplerini açıklayarak itiraz etti ve kabul ettirmedi. Taşağıl, Göktürkler III, s. 329
  • 723 Bilge Kağan'ın ileri sürdüğü teklifler Gök Türk devlet meclisinde kabul edilmemişti.
  • 725 Gök Türk Devri Anıtları: İslam öncesi Türk tarihi dediğimizde Türklerin İslamiyet ile tanışmadan önceki Türkistan coğrafyasından yani Yenisey ve Selenge Nehirlerinden başlayarak, Balkanlara ve hatta Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı ele alabiliriz. İlk olarak Türkistan coğrafyasına baktığımızda bu topraklarda kesin olarak 542 yılında ortaya çıkan ve ilk defa Türk adını resmi devlet adı olarak kullanan Göktürkler tarafından yapılmış ve töre adını verdiğimiz toplumsal düzenin gereği olan yasaları da barındıran anıtlar dikkatimizi çekmektedir. Orhun yazıtları olarak da literatüre girmiş olan bu anıtların en bilinenleri Moğolistan’da bulunan Kül Tegin (732), Bilge Kağan (735) ve Tonyukuk (725) adlarına yapılan anıtlardır.
  • 725 Kapgan Kağan döneminde gözden düşen  Tonyukuk, Bilge Kağan zamanında yeniden devlet adamı olmuştur. 725 yılında Çin heyetine Tonyukuk’un ziyafet vermesi bu durumu açıklamaktadır. https://www.makaleler.com/Tonyukuk-aniti-ne-zaman-dikilmistir-Tonyukuk-ya-da-tunyukuk-kimdir-ismi-nereden-gelir
  • 725 Tonyukuk'un ölümü. Durgunluk dönemi.
  • 725/726 Tonyukuk’un ölümü: Kaynaklarda Tonyukuk hakkındaki son bilgi 725 tarihinde Ötüken’i ziyaret etmiş olan Çin elçisinin kayıtlarında, bu kabulde onun da bulunduğuna dair olan haberdir. Bu tarihten sonra ismi zikredilmediğine göre, herhâlde bu tarihten az bir süre sonra Tonyukuk vefaat etmiş olmalıdır (725 veya 726). Göktürk istiklâl mücâdelesinin hazırlık safhasından itibaren İlteriş, Kapgan ve Bilge zamanlarında devlete 46 yıl başarı ile hizmet eden, savaşlarda hiç başarısızlık yaşamayan, “Boyla, Baga, İnançu Yargan, Apa Tarkan” unvanlı, “bilge ve stratejist” Tonyukuk, hâkanlığın ordusunu, adliyesini tanzim edenlerin başında gelmekteydi. Çin kaynakları da onun bu üstün meziyet ve devlet adamlığını zikret333mekte, “Aygucu” olarak devletteki büyük rolünü, çağının dinî ve kültürel cereyanlarını nasıl bir dikkat ve ihtimamla yakından tâkip edip, Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller sunmaktadır. Bilge kagan, Çin içtimâî hayatının da tesiriyle ve fakat daha çok savunma maksadıyla, Türk ülkesinde de şehirleri surlarla çevirmek, hisarlar yaptırmak istemekteydi. Tonyukuk ise buna itirazla: “Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Bu hayat bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Göktürkler’in sayısı Çinliler’in yüzde biri bile değildir. Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder, akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T’ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi kolayca istilâ eder.” karşı çıkmış, yine onun, Bilge’nin, ülkenin her yerinde Budist ve Taoist tapınaklar inşaa ettirerek, bu felsefeleri Türkler arasında yayma düşüncesine de şu sözlerle karşı çıktığını görüyoruz: “Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık yolu bu değildir. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu tâlimlere, ne de tapınaklarına ülkemizde yer vermemeliyiz”. Bu tavsiyelerdeki derin manâ iyi anlaşılmış olmalıdır ki, bu istekler revâç bulmadı.
  • 726 Tonyukuk'un son kez kaynaklarda görünmesi.
  • 726/727 Tonyukuk Abidesi/Kitabesi dikildi: Batılılarca “Göktürk Bismarck’ı” olarak isimlendirilen Tonyukuk’un hâtırasına, Orhun Bayın-çokto mevkiinde bir kitâbe dikilmiştir (726 veya 727). Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak, Türk millî kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir. Metnin bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimâli, ona Türk edebiyatının adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini kazandırmaktadır.
  • 727 yılı civarında Tonyukuk Yazıtı dikildi.
  • 728 Araplar’ın, Maveraünnehir halkını zorla İslâm’ı kabule teşebbüsleri, Türkler’in genel bir isyanı ile karşılaştı.
  • 730 Uygurların bağımsızlığa kavuşma çabaları. Ötüken havzasında Ordu  Balıg'da (sonraları, Kara Balgasun) kentleşme.
  • 731 Bilge Kağan 25 Kasım 731 tarihinde vefat etti.Cenaze töreni ise 735 yılının 22 Haziranı'nda yapıldı. Oğlu (İ-jan Kağan) onun için büyük bir cenaze töreni düzenlemişti. Çin'den Lisün Tay Sengün kumandasında beş yüz kişi gelmişti. Altın ve gümüşten bol miktarda getirmişti. Sandal ağacı da getirmişlerdi. Bütün millet cenaze töreninde saçlarını, kulaklarını kestiği gibi en iyi cins atlarını, kara samurlarını, gök sincaplarını (kürklerini) hediye olarak sunmuşlardı. Bu kitabe de Yollug Tegin tarafından bir ay dört günde yazılmıştı. Süsleme işlemleri de onun tarafından meydana getirildi. Çin imparatoru, Bilge'nin cenaze törenine katılmak üzere fermanla Li Ch'üan'i göndermişti. Yine onun da türbesi inşa edildi. Li Jung ise Bilge'nin yazıtına Çince metni yazmak için görevlendirildi.
  • 731 II. Gök Türk Devleti büyük bir kahramanını kaybetti. Bilge'nin kardeşi Kül Tegin vefat etti.
  • 731 Kasım Kültegin’in cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Bilge Kagan’ın isteği üzerine hazırlanan Kültegin Kitâbesi’nin Türkçe metni, Yollıg Tegin (Bilge’nin ve Kül-Tegin’in atısı/atabeyi) tarafından yazılmış ve taşa 20 günde kazınmıştır. Türk millî tarihi içinde, Göktürk tarihi, kültürü ile dil ve edebiyatı bakımından emsalsiz bir kıymeti hâiz bu kitâbe ile birlikte, anıt-kabirin nakış ve tasvirleri tamamlanarak yapılan cenâze törenine “1 Kasım 731/Koyun yılının 9. ayının 27. günü”, Çin, K’i-tan, Tatabı, Tibet, İran-Sogd, Buhâra, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimleri husûsî hey’etlerle katılmışlardır. Çin imparatoru, baş sağlığı dileğiyle birlikte, onun hâtırasına dikilecek âbide de, bir de Çince metnin bulunması arzusunu bildirmiş ve bu arzusu gerçekleştirilmiştir (1 Kasım 731). Ölüm ve cenaze törenleri arasında bukadar fark olmasının sebebi, Ortaçağda Türkler’in, cenazelerini yılda iki kez (ilkbaharda ve sonbaharda) gömme adetinden kaynaklanmaktadır.
  • 731 Kül Tegin öldüğü zaman cenazesine Kırgızlardan İnançu Çor'un gelmesi.
  • 731 Kül Tegin'in cenaze törenine Göktürklerin komşularının hepsinden katılımlar olmuştur. Doğuda Kıtan ve Tatabılar temsilciler göndermişlerdi. Başlarında Uder vardı. Çin imparatoru ise binlerce ipekli kumaş altın ve gümüş eşya ile birlikte İşiyi Likeng'i yollamıştı. Tatabılar ise hükümdarlarının temsilcisi Bökün ile katıldılar. Batı taraftaki uzak komşulardan Soğdlar, İranlılar ve Buhara şehri halkından General Nek ve Oğul Tarkan gelmişlerdi. Bilge'nin damadı da olan Türgiş (On-ok) Kağanından Tamgacı (mühürdar) Makaraç ve Oğuz Bilge onları temsilen katılırken Kırgız Kağan'ını Tarduş İnançu Çor temsil etmişti. 572 yılında Mukan Kağan'a yapıldığı gibi Kül Tegin'e de büyük bir cenaze töreni düzenlendiği anlaşılmaktadır. (1 Kasım 731). Kül Tegin için bir abide dikilecekti. Bilge'nin sözleri yazıta Yollug Tegin tarafından oyma suretiyle yazıldı. Çinden en iyi sanatçılar ve ustalar getirilmiş; olağanüstü güzel bir türbe inşa ettirilmişti. Ressam ve heykeltraşlara içi süslettirildiği gibi heykeller de konmuştu.Bilge yazdırttığı kitabeyi Göktürklerin merkezine yakın bir mevkide, kolay erişilebilir bir yer olduğundan bulundukları merkezde bir yere dikmişti. Çin imparatoru yazıta kendi sözlerinin ayrılarak yazılması, türbenin dikilmesi vesair işler için çok kabiliyetli altı usta göndermişti. Yazılan yazıları ve türbe ile heykelleri ipek gibi temiz zarif olmuştu. Daha önce Göktürk ülkesinde böyle güzel yazılar ve eserler olmadığı için Bilge'nin bunları gördüğünde üzüldüğü bildirilmektedir. Bilge Kağan artık yalnızdı. 697 yılından beri devlet yönetiminde ve savaş meydanlarında omuz omuza çarpıştığı Kül Tegin ve Tonyukuk artık yoktu. Zaten Orta Asya'da ona karşı duracak her hangi bir güç de kalmamıştı. Sadece 733 yılında Tatabı halkı, Kıtanlardan ayrılmıştı. Her halde baş kaldıracaklardı. Onların General Ku kumandasındaki kırk bin kişilik ordularını Töngker Dağı'nda mağlup eden Bilge Kağan, otuz bin askerlerini öldürdü. Bu arada büyük oğlu hastalanıp ölünce General Ku'yu balbal olarak dikti. II. Göktürk Devleti uzun süreden beri Çin'le barış içinde yaşıyordu. Bilge yeniden bir Çin prensesiyle evlenmek istediğini yineledi. İmparator Hsüang-tsung, kabul edebileceğini bildirince Ko-chie-li-pi'yi gönderip teşekkür etti ve evlilik işini sürecinin başlanmasını teklif etti. Bundan sonra beklenmedik bir şekilde Bilge, Buyruk Çor tarafından zehirlendi. Onun Bilge'yi zehirleyiş sebebi hakkında kaynaklarda hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, Buyruk Çor bir kaç defa Çin'e elçi olarak gitmişti. Orada Çinlilerden etkilenmiş olabilirdi. Diğer taraftan Bilge yukarıda da söylediğimiz gibi devlet idaresinde ve hayatta Tonyukuk ve Kül Tegin olmadığı için artık yalnızdı. Fakat kesinlikle herhangi bir kesin sebep gösteremiyoruz. Bilge zehirlendikten sonra hemen ölmedi ve Buyruk Çor tarafından zehirlendiğini anladı. Bunun üzerine onu ve bütün ailesi ile işbirlikçilerini öldürdü.
  • 731 Kül Tegin'in Ölümü ve Cenaze Töreni: 731 yılına geldiğinde II. Göktürk Devleti büyük bir kahramanını kaybetti. Bilge'nin kardeşi Kül Tegin vefat etmişti. Onun ölümü ağabeyi Bilge'yi derinden etkilemişti. Bu yüzden onun adına diktirdiği kitabesinde "Kardeşim Kül Tegin vefat etti. Kendim yas tuttum. Gören gözlerim görmez gibi, esen aklım esmez gibi oldu. Kendim düşünceye daldım. Zaman Tanrısı buyurunca insan oğlu hep ölümlü yaratılmış. Öyle düşündüm gözlerimden yaş gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum. İki şad başta olmak üzere kardeşlerimin, oğullarımın, beylerimin ve halkımın gözleri, kaşları berbat olacak, deyip düşündüm" diyerek üzüntüsünü belirtmektedir.
  • 731 Kültigin'in ölümü.
  • 731 Ongin yazıtı.
  • 731 Şubat Kültegin’in ölümü: Bilge kagan, Tonyukuk’un ardında diğer bir yardımcısı ve kardeşi, Kül-Tegin’i de 731 yılında kaybetti. 7 yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesi uğruna hasreden Kül-Tegin öldüğünde 47 yaşında idi. Cesareti, ve askerî kaabiliyeti ile hem Göktürk hem de Çin vesikalarında övülen Kül-Tegin’in ilk büyük kahramanlığını, 716 yılında Göktürk başkentinin Üç-oğuzlar tarafından basıldığı zamana dair Bilge’nin naklinden öğreniyoruz: “Anam hâtun, büyük analarım, ablalarım, gelinlerim, prenslerim câriye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı. Kül-Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.”. Ölümünün doğurduğu derin boşluğu üzüntüyü yine Bilgenin ağzından dinliyoruz: “. Küçük kardeşim Kül-Tegin öldü, görür gÖzim görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı’nındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Milletimin gÖzi, kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım”. Kül-Tegin’in ölümü civar ülkeleri de derin üzüntüye boğmuştur (27 Şubat 731).
  • 731-734 Göktürkler tarafından Orhun Yazıtları’nın yazılması.
  • 732 Charles Martes'in Arapları Poitiers'de yenmesi.
  • 732 Kültigin bengütaşı.
  • 732 Onun hatırasına Kül Tegin yazıtının dikilmesi.
  • 732: 27 Şubat 731 tarihinde ölen Kül Tegin için ağabeyi Bilge Kağan tarafından mimari kompleksin açılış töreni Ağustos 732 tarihinde yapılmıştı.
  • 734 Buyruk Çor tarafından zehirlenen Bilge 25 Kasım tarihinde vefat etti. Cenaze töreni ise 735 yılının 22 Haziran'ında yapılması.
  • 734 Kasım Bilge Kağan’ın zehirlenerek öldürülmesi: İki büyük yardımcısının vefaatı ile destek ve yardımlarından mahrum kalan Bilge, 734 yılında K’i-tan ve Tatabılar’a karşı Tönges dağındaki zafer dışında fazla bir faaliyette bulunamadı. 725 yılında Çin üzerinde elde ettiği üstünlüğü, 727’de Çin’e gönderdiği bakanı Buyruk-çor (Mei-luç’o)’un temasları sonucu, So-fang (Ling-çu’daki) şehrinde elde ettiği ortak pazar yeri (serbest ticaret bölgesi) anlaşmasıyla neticelendirmişti. Bilge, ilişkileri daha da ileriye götürmek ve bir Çinli prenses ile evlenmek istiyordu. 734’de isteğinin imparatorca kabul edilmesi üzerine bir teşekkür heyeti Çin’e gönderilmişti ki, bu izdivaç sonuçsuz kaldı. Zira Bilge, Buyruk-çor tarafından zehirlendi. Kendisini zehirleyenleri bertaraf eden Bilge, zehrin tesiriyle 25 Kasım 734 tarihinde öldü. Göktürk milletine, 19 yıl “Şâd” ve 19 yıl da “Kagan” olarak hizmet eden Bilge’nin ölümü, halkı büsbütün yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde yas ilân etti.
  • 735 Bilge Kağan bengütaşı.
  • 735 Gök-Türk devleti 679 yılındaki istiklal mücadelesi ile birden kazandığı gücünü 735 yılına kadar sürdürdü. Bu esnada bugünkü Avrupa milletlerinin henüz daha doğru dürüst yazıyı bilmedikleribir devirde Türklüğün adeta gurur abideleri olan Orhun yazıtları dikildi Tonyukuk 727, Kül Tgin 732, Bilge Kagan 735) .
  • 735 Hatırasına oğlu tarafından Bilge Kagan yazıtının dikilmesi.
  • 735 Haziran Bilge Kagan’ın cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Metnini yine Yollıg Tegin’in kaleme aldığı kitâbenin taşa kazınması bir ay dört günde tamamlanmış, yine Çin’in isteği üzerine bir de Çince metin ilâve edilmiştir (735). Bilge için yapılan anıt kabir ve kitabe tamamlandıktan sonra, cenaze töreni 22 Haziran 735 (Domuz yılının 5. ayının 272’si)’de yapıldı.
  • 737 İslam güçlerinin Hazarları yenilgiye uğratmaları.  Hazarların İslam dinini kabul etmiş görünmeleri; sonraları Arap baskısı kalkınca İslam dini taraftarlığının silinmesi.
  • 738 Türgiş kaganı Su-lu, Sarı Türgiş başbuğu (Baga Tarkan) Kül-çor tarafından öldürüldü.
  • 742-840 Uygurlar dönemi Göktürk yönetiminin sona erişinden Uygur Devletinin yıkılışı 840'a kadar Uygur Hanı, Büyük Kağan sayılmış, Karlukların başkanı da yabgu olmuştur. Bu dönemde Uygur ülkesindeki bütün kavim ve boylara Uygur denilmiştir. Tölös boylarına da eskiden beri Uygur denilmiş olması da dikkate alındığında, özellikle Batı'da çeşitli Orta Asyalı kavimlere Uygur adının verilmesinin sebeplerinden biri daha iyi anlaşılmaktadır.
  • 744 Öldürülen Ozmış'ın oğlu Pai-mei'nin kağan seçilmesi.
  • 744-745 Göktürk   Konfederasyonu   içerisindeki Uygur, Karluk, Kırgız, Basmil ve Oğuzların Göktürk yönetimine kesin olarak son verişleri. Karlukların Uygur erkinliğini kabul edişi. Doğuda Uygurların, batıda Türkeşlerin egemenliği. Uygurlar sonraları Kırgızlar tarafından Doğu Türkistan'a sürüleceklerdi.
  • 744-840 Moğolistan'da Uygur İmparatorluğu
  • 745 Bağımsız Uygur Kağanlığının ilan edilmesi.
  • 745 Uygurlar’ın Ötüken’de Türkler (II. Göktürk Hakanlığı’nın yıkılışı)’i yenmeleri ve Uygur Hâkanlığı (745-840)’nı kurmaları. Kurucu hakan Kutlug Bilge Kül’dür.
  • 745 Uygurların Gök Türk Devleti'ni yıkmaları.
  • 745 Üçlü İttifak ve II. Gök Türk Hâkanlığı’nın yıkılışı: 734 yılında Bilge’nin yerine tahta oğlu Tengri Han İ-yan (Yi-Yan) geçti. Onun ardından da 740 yılında Göktürk tahtına Bilge’nin oğullarından çocuk yaştaki Tengri Han oturdu. Yaşı küçük olduğu için devletin idaresi fiilî olarak annesi P’o-fu (Tonyukuk’un kızı)’nun elinde idi. Fakat o da devlete hâkim olamamış, hânedan üyelerinin birbirleriyle hesaplaşmaları ve huzursuzluk bütün yurda yayılmıştır. Göktürkler’in içine düştüğü bu sıkıntılı durumdan istifade etmekte gecikmeyen Basmıllar-Karluklar ve Uygurlar ittifak ederek, Aşina âilesinden bir Basmıl başbuğunu “kagan” ilân etettiler (742), ardında da Göktürk hâkanı Ozmış (Wu-su-mi-şi)’ı ve küçük kardeşi, son Göktürk hâkanı, Po-mei’yi öldürdüler. Bu arada müttefikler ihtilâfa düştüler, kagan ilân edilen Basmıl başbuğu öldürülerek, yerine Uygur İl-teber (Yabgu İl-teber=Kieh-li tu-fa)’i Kutlug Bilge Kül kagan ilân edildi (745). Böylece Ötüken’de Göktürk hâkanlığı tarihe malolurken, yine Ötüken’de yeni bir Türk devleti olan, Uygur Türk devleti tarih sahnesine çıkmaktaydı. Göktürk tebası olan bazı âileler ve hattâ Tonyukuk neslinden gelenler, bu yeni Uygur Türk devletinde ve sonraki Moğollar döneminde, önemli vazifeler ifa ederek, ehemmiyetlerini muhafaza edeceklerdir.
  • 745-755 İslam komutanı Ebu Müslim'in Arnuderya ve Sirderya üzerine ilerlemesi.
  • 745-840 Uygur Hâkanlığı: Kutlug Bilge Kül Kagan kurmuş, Karahanlılar tarafından yıkılmıştır.
  • 747 Uygurların bağımsızlığında önderleri olan Kutluk Bilge'nin ölümü. Yerine oğlu Moyun-Çur'un “Tanrıda Kut Bulmuş İl İtmiş Bilge Kağan” unvanı ile geçişi. Moyun­ Çur, Şine-Usu yazıtını diktirecektir.
  • 748 Çinliler’in Fergana Vadisi’ni işgali.
  • 750 Bağdat'ta Abbasi hanedanlığı
  • 750 Sonbaharında Kem boyunda yaşayan Çiklerin itaat altına alınması. Aynı yılın ilkbaharında Uygurların Kuzeybatı Mançurya'daki Tatarları mağlup etmesi.
  • 750-754 Ebu’l-Abbas es-Seffah’ın halifeliği ve Emevî soyunun kırıma uğraması. 749/750-1258 Abbasîler, Emevîler’den Hilâfet’i aldılar ve ardından başkenti Bağdad’a taşıdılar.
  • 750-800 Burkancılığın (=Burkan=Buddha'cılık) Uygurlar tarafından benimsenmesi. Sonraları Mani dini etkisi başlayacaktır.



Kaynaklar:
        Osmanlı Devletine Kadar Türkler: Kronoloji, Ümid Hassan Cem Yayınevi
        Taşağıl, Ahmet Kök Tengri'nin Çocukları
        Roux, JP; Türklerin Tarihi, JP Roux
                    http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
                    http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
                    http://gok-turkler.blogspot.com.tr/2015/03/kutlugun-olumu.html
                    http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=410470


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme