7 Aralık 2016 Çarşamba

Horasan İnsiyatifi; Yalçın Koçak

REVAL´den Berisi
Dengi sırtında olanın kervanı Batıya gider.
Tarih: 7.12.2016 




Yalçın Koçak
IMF borçlarını kapatmış bir Türkiye, AB sınırları dışında, mali olarak sömürülmeyen bir yapıdır. “Hasta adam iyileşmeye mi başladı ne” sorusu ve korkusuyla, nezaret altındadır.

Yazdık yetmedi, televizyon programlarında söyledik, “S&P, Moddy´s ve Fich tam anlamıyla ekonomik tetikçilik kuruluşlarıdır ve mali kredi notlarında tam anlamıyla pislik yapmaktadırlar. Sömürücü kemirgenlerin öncü kuvvetleridirler.”

Tarih tekerrür ettirmek isteyen bu şer trio bize 1854 yılında Ruslarla 
aramızı açarak, bizi yoktan yere Kırım Savaşı´na sokan, içeride 
Galata Bankerleri destekli Sabetaycı azgın azınlık ile; İngiltere´yi 
ele geçirmiş Siyonist azınlıkların müşterek sahneledikleri İngiltere 
Kraliyet ailesi hariç Dünyada ki tüm asil genetiklerin, hanedanların 
devlet idarelerinden uzaklaştırılarak kendi hegemonyaları eliyle 
yönetilecek “ Yeni Dünya Düzeni” Hürriyet, Adalet, Eşitlik, Müsavat 
mavraları ile rutubetli dehlizlerinde kötü niyetli, cin fikirlerin dolaştığı 
demokrasi piramitleri inşa ettiklerini, tamamen Batı sokuntusu ve 
sahte bir aldatmaca olan Liberal düşünceler, halk idareleri ayakları ile 
aldatılan tarih, kandırılan milyonlar, kaybedilen asaletler, büyük göçler, 
savaşlar, telefat ve hala bitmemiş bir Dünya savaşları…

Osmanlı İmparatorluğu´nu kaybetti, Hanedan tehcir edildi. 
Avusturya-Macaristan parçalandı, Habsburg´lar devre dışı kaldı. 
Siyonist akıllı Fransız ihtilali ile Fransa Kraliyetini sonlandırdı. 
Beyaz Rus´un Bolşevik ihtilali ile Rusya Çarlığı´nı, Alman İmparatorluğunu kaybetti ama İngiltere Krallığı ayakta,  bu nasıl iş; iş tarihçilerin algımızı yönettikleri arada galiba. 

1908 yılında İngiliz Kralı Henry ile Rus Çarı Nikola arasındaki Reval görüşmeleri ile bizim Kırım harbimiz (1854) arasındaki 50 senede başımıza örülen çorabı bir çözebilsek bu gün üzerine oyun kurulan değil, günün oyun kurucusu oluruz. 
Adı ne olsun derseniz, ´´Horasan İnsiyatifi´´ derim, tam coğrafyanın ve kitabın ortasından olur, herkese aittir. 

BOP bitti eş başkanlıklar gitti, HOP´u devreye alalım (Hazar Ortak Pazarı). 

KEİK´i canlandırıp (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) HOP üzerinden Şanghay 5´lisine bağlayalım. Nefis bir İpek yolu projesi olur. Çin- Avrupa demir yolunda müessir ortak olmalıyız. Otoyol, Pipe-Line boru hatlarıyla gaz ve petrol taşımacılığı, Enerji platformu ve kulvarı yapılanması ve fiber optik altyapısı ile tek DİL, tek Gümrük. İşkodradan- Mançurya´ya. 

Kazak steplerindeki milyonlarca dönümde Dünyayı açlıktan kurtaracak alüvyon toprak, ekecek adam bekliyor. Maveraün Nehir, suladığı otlaklara sahip çıkacak çobanlarını arıyor.

Moğolistanın kıymetli Neodium, Lityum madenlerini ve mücevher kızlarını unutmayın, 20 bin damat istiyor?

Fikir olsun, fakirin de katkısı bulunsun istedik.

Batıya ait okumaları ve Garbiyat çalışmalarımızı çoğaltmalı ve hızlandırmalıyız. Moldovya´dan Gökoğuz Türk çocuklarımızdan çok öğrenci okutmalıyız ve her birini çok iyi Ortodoks din alimi seviyesinde eğitmeliyiz. Rus Ortodoks aleminin Türk aşısına her asırda ihtiyacı vardır, unutulmamalıdır? Altın nesil denilen altın renkli tenekelerimizin hali ortaya çıktı.

Bülbül dağını ve Meryem kült´ünü akıllı bir şekilde Batıyı ve Batılıyı manipüle edecek şekilde kullanmalıyız.

Yeni Anayasayı Yasama ve Yürütme ergi ile sınırlamalı, Yargıya haksızca ihtilallerle verilen hak geri alınmalıdır. Türkiye kuruluş manifestosundan saptırılmıştır. Hürriyetperver demokrasi parlamenter rejimin esasıdır. Başkanlık daha konuşulmamalıdır, kuvveden fiiliyata geçilmelidir. 40 yıl bir işi konuşmak gaflettir.
Din ve vicdan hürriyeti en önemli vazgeçilmezimizdir, istismarcıları ve ondan geçinenleri en ağır ceza ile cezalandırılmalıdır. Din adına çorba kaynatanlar, torba dolduranlar, kurslarımızda çocuk okutuyoruz dümeni ile zekat yiyenler afişe edilmelidir.

Kuruluş felsefemizdeki Bektaşi´yi de Caferi´yi de kapsayan Maturidi-Yesevi çizgisi taviz verilmeyen, vazgeçilmezimiz olmalıdır. 

Kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi, bizim toprak kaybına da tahammülümüz yoktur.

Ne diyor Avrupalı, birliğine almama gerekçesi olarak?
  1. Çok kalabalıksınız.
  2. Çok büyüksünüz.
  3. Çok borçlusunuz.
  4. Yazılı olmayanı da yazalım, “Müslümansınız.”
Ey Avrupa; şimdi Suriyeli ve Iraklı akrabalarımızla daha da kalabalık olduk, aklını başına al, benim ekonomimi berhava etmeye uğraşma, elinden geliyorsa ucuzlat dövizini de bu eşyası “denk” de duranlara hizmeti buradan vereyim, yoksa kafana “ dank” edecek ama iş işten geçecek. İşte şer´deki hayır, politikasını üretebilene...

Dengi sırtında olanın kervanı Batıya gider.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme